Zahide Aydoğdu
Tarih Yine Tekerrür Ediyor
Zahide Aydoğdu
A- A A+
İstanbul’un fethinden yirmi yıl sonra adı pek gündemde olmayan bir zafer daha gerçekleşti: 1473 Otlukbeli Zaferi. Bu muharebenin fazla gündeme gelmemesinin sebebi sanırım bir hadisi şerife dayalı olmayışıdır. Eminim ki Otlukbeli Zaferi de bir İstanbul Fethi kadar anlatmaya, anlatılmaya, dinlenilmeye değecek bir olaydır. Tarihte nice zaferler nice zorlu muharebeler atlatıldı tıpkı Otlukbeli gibi. Ama İstanbul’un Fethi kadar konuşulmadılar.
 
İstanbul hem güzelliğiyle hem de hadiste geçmesinden dolayı yıllarca konuşuldu ve konuşulacak da. Peki ya Otlukbeli? Bunun için bir hadisi şerif mi gerekli? Maalesef Otlukbeli için bir hadisi şerif yok fakat Otlukbeli için anlatılan Fatih’in güzel bir rüyası var. Bir muharebe ki hadisi şerife nail olmuş bir padişahın rüyasıyla gerçekleşe.Bu yetmez mi Otlukbeli’yi aziz kılmaya?     
 
Fatih, sadrazamla sohbetlerinde şunu anlatır: “Rüyamda ya bayram ya da düğün gibi bir kalabalık ortasında bulunuyordum.Kalabalık arasından Uzun Hasan, bir pehlivan kispeti giymiş bir şekilde ortaya çıkıp durdu.‘Var mı benimle güreşecek kendine güvenen pehlivan?’diye bağırmaya başladı.Bunu bana bakarak ve meydan okuyarak söylüyordu. Ben de bir pehlivan kispeti giyerek meydana çıktım.Dövüş sırasında bir ara Uzun Hasan benim gafletimden yararlandı.Üzerime hücum ederek beni dizlerimin üzerine çökertti.O anda dünya başıma yıkıldı sanki. Uzun Hasan’ın ikinci hamlesini yapmasına fırsat bırakmadan ayağa kalktım.Bana yaklaştığında göğsüne öyle bir yumruk vurdum ki, dayanamayarak sırt üstü yere düştü.Hıncımı alamamış.Bir elimi göğsüne sokup ciğerinden bir parçasını koparıp yere attım.Bunun üzerine ter içinde ve heyecanla uyandım.” Otlukbeli Zaferi’nin ön izlemesini oluşturur bu rüya.Evet,bu zafer rüyasına kadar girip düşüncelerine usulca yaklaşmıştı.Uzun Hasan’ın kurnazlığı ve kibri rüyasında bile rahatsız ediyordu Fatih’i.Ona iyi bir ders vermek gerektiğini anlamıştı Fatih.Uzun Hasan da doğrusu çok cesurmuş. Hani günümüzde yaşıyor olsaydı, biraz bu cesurluğunun üstüne konuşmak isterdim.Uzun Hasan’dan,bir gaflet ve hırs esiri oldum, demesini beklerdim.
 
Bu muharebenin başka da bir açıklaması yok.İki Türk ve de Müslüman devleti karşı karşı getirecek ancak ve ancak Habil ile Kabil’i birbirine düşürecek sebeplerden biridir.Başka da mantıklı açıklaması olsaydı eğer,eminim günümüzde Otlukbeli Zaferi çokça konuşulur,üstünde fikirler yürütülürdü.Tıpkı bir fethi İstanbul gibi.150 senelik bir hükümdarlığa karşı,Uzun Hasan Timur’dan geriye kalan devraldığı temelsiz hükümdarlığına ve doğudaki başarılarına güvenip cesurca ve çılgınca bir muharebeye atılmış,akıbetini hiç düşünememiştir.  
 
Şimdi ki Kürt-Türk, Müslüman-Hıristiyan ve en son Mısır’da gerçekleşen iktidar- muhalif çatışması aslında halihazırda gerçekleşen olaylar değildir.Bu olaylar Hz.Adem’in dünyaya gelişinden ve çocukları oluşundan itibaren süre gelen ve bir türlü çözüm bulunamayan olaylardır.
 
Bir başka açıdan baksak iki Türk ve Müslüman çatışması sadece günümüzde değil yaklaşık yarım asır öncesinde de görülüyor.Kabil’i Habil’e düşüren kin ve nefret değil midir?Türk’ü Kürt’e düşüren milliyetçilik duygusu adı altına gezen kötü insanların emelleri değil midir?Müslüman’ı Hıristiyan’a kıran, küstüren sonuçsuz hırs,kuru inat değil midir?Bu duyguların birleşimi bir Mısır serüveni değil midir?Bilmiyorum belki de yanılıyorumdur.
 
Fakat şuna inanıyorum ki teknik savaş sebepleri sıralanırken; arasına birkaç tane şu ademoğlunun kötü duygularından serpiştirilse daha inandırıcı olacaktır.Örneğin Uzun Hasan’ın hırsı…sebep oldu koca bir muharebeyi başlatmaya.Her iki devlette kendi yolunda yükselirken ne gerek vardı kan dökmeye?Tahtı,tacı,keyfi,kahyası yerinde olan Uzun Hasan’ın nefsine yenik düşmesi her şeyin elinden gitmesine sebep oldu.Bir anlık gafletle hem zelil hem rezil oldu.
 
Fatih’in savaşa girmeden onu ikaz etmesi bile onu durduramadı.Adeta gözü dönmüştü.Bu Otlukbeli Muharebesi’nden günümüzde maalesef ne kadar az bahsedilse de önemli bir tarih olayı olduğunun altını çizmek isterim.Ne bir Haçlı Müslüman kavgası ne de başka bir meseleye benzer bu.
 
Tarihte iki Türk ve Müslüman devletin birbiriyle muharebesidir.Kısacası bu mesele, bu Otlukbeli  Muharebesi Kabil’in Habil’e,Türk’ün Kürt’e düşmanlığının bir perde arkasıdır. Mantıklı hiçbir sebep yokken koca bir ordunun yok oluş hikayesidir Otlukbeli Savaşı. Bir muharebenin altındaki sebepleri incelerken önce teknik ve taktiklere bakmamak gerek bence.Önce ademoğlunun hangi kötü hasleti yatıyor diye ele almak gerek bu meselelerde. Ah be emiri kebir, ah Ulu Fatih gerçek sorununuz neydi, bilemiyorum.Sizin çatışmanızdan şunu anladım: Müslüman ve Türk olmak kardeşçe yaşamaya bir sebep değil. Sizlerin de anne babası bir değil miydi? Adem ve Havva.… Kardeşçe yaşamamıza binlerce sebep varken kardeşimizi bir kötü hasletle öldürdük.

Neredeyse yüzyıllardır insanlığı bitiriyoruz. Said Nursi’nin dediği gibi, “”Her ikinizin Halık’ınız bir,  Malik’iniz bir, Mabud’unuz bir, Razık’ınız bir;…bir bir,bine kadar bir bir;…hem Peygamberiniz bir,dininiz bir,kıbleniz bir;…bir bir,yüze kadar bir bir;…sonra köyünüz bir,devletiniz bir,memleketiniz bir;…ona kadar bir bir.Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi,vifak ve ittifakı,muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kainatı ve küreleri birbirine bağlayacak manevi zincirler bulundukları halde;şikak ve nifaka,kin ve adavete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mümine karşı hakiki adavet etmek ve kin bağlamak,ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebat-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve itisaf olduğunu, kalbin ölmemiş ise,aklın sönmemiş ise anlarsın!””İşte bu kadar bin birler varken Uzun Hasan’ın bir kötü hırsa takılması onun akıbetini kötüye sevk etti.
 
Uzun Hasan savaştan kaçtı.İşte o zaman anlamıştır aklının söndüğünü.Fatih yine bir ululuk yapıp ona merhamet edip canını almadı ve dersini alsın,yeter,diyip Uzun Hasan’ın peşine bile düşmedi.Otlukbeli yad edildikçe bize bir ders,bir nasihat olarak kalmalı..Belki de Otlukbeli’nin gerçekleşmesinin hikmetlerinden biri yarım asır sonra gelen nesle yani bizlere bakıyor.Otlukbeli’nin bir ders çıkarmamız gereken olay olduğunu unutmayalım.
 
Evet,bu Otlukbeli ve tüm çatışmalardan benim anladığım tek şey;herkes tartışabilir,savaşabilir bu bize geçmişte Kabillerle,Ebu Cehillerle,Uzun Hasanlarla gösterildi.Artık maksadımız inşallah şu olur:Geçmişte yaşanan olaylara bakıp ne olursa olsun barış sürecini elde tutmak,daima birlik beraberlik ve ecdadımızın merhamet,şefkat duygularını canlı tutmak.Otlukbeli sayende öğrendik bize yapılan yanlışlara Fatihce cevap vermeyi.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>