Her Kafir Ateist Değil, Fakat Her Ateist Kafirdir
A- A A+

Her Kafir Ateist Değil, Fakat Her Ateist Kafirdir

Evvela ateist “kafir” kavramında dahildir. Her kafir ateist değil, fakat her ateist kafirdir. 
 
İslam alimleri, Allah’ın sıfatları konusunda “bila teşbihin ve la temsilin ve la ta’tilin…” derler. Bununla Allah’ın bir benzerinin olmadığını ifade etmekle beraber, onun varlığını yok sayan bir anlayışın da (Ta’tilin de) doğru olmadığını anlatmak istiyorlar. Bu sebepledir ki, İslam literatüründe ateistler “Muattıla” sözcüğüyle ifade edilmiştir.
 
Aslında İnsanlık tarihi boyunca Allah’ın varlığının inkarı meselesi yok denecek kadar azdır. Bundandır ki, Kur’an-ı Hakim'de üzerinde durulan konu Allah’ın varlığının ispatından ziyade, Allah’ın birliğinin ispatı meselesidir. Çünkü, kafirler Allah’ı inkar etmiyor, sıfatlarında yanlış yapıyorlar. Hatta müşrikler bile Allah’ın varlığını inkar etmiyorlar.
 
Bu hastalık, materyalist felsefe akımının ortaya çıktığı bu son üç-dört asrın ürünüdür. 
 
Bediüzzaman Said Nursi’nin açıklamasına göre (Sözler, Yirmi Beşinci Söz ikinci Suret Beşinci Nokta), Tur suresinin 29-43. ayetlerinde yer alan ve “Yoksa” anlamına gelen “EM” istifham edatıyla başlayan ayetlerden her biri, inkarın, dalaletin ve dinsizliğin her çeşidini susturan, son derece yoğun, etkili bir hitap harikası ortaya kor. Bedahetleri, aşikar gerçekleri inkarcıların tepelerine füzeler gibi indirir. On beş defa "Yoksa?" lafzı ile yapılıp pekiştirme ifade eden soru üslubu (istifham-ı inkari ve teaccubi) ile "Nasıl olur da bu gerçekleri reddedebilirsiniz, şaşılır sizin aklınıza!" diyerek şüphenin bütün çeşitlerini çürütür ve her bir cümlede inkar gruplarından bir bölümünün iddialarının hülasasını iptal eder. 
 
Misal olarak konumuzla ilgili olan ateistliği “Onlar bir Yaratan olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerini mi yarattılar?” mealindeki ayetlerin ışığında şu cümlelerle ortaya koymuştur:
 
“Veyahut, kainatı abes ve gayesiz itikad eden felasife-i abesiyyun gibi, kendilerini başıboş, hikmetsiz, gayesiz, vazifesiz, halıksız mı zannediyorlar? Acaba gözleri kör olmuş, görmüyorlar mı ki, kainat baştan aşağıya kadar hikmetlerle müzeyyen ve gayelerle müsmirdir ve mevcudat, zerrelerden güneşlere kadar vazifelerle muvazzaftır ve evamir-i İlahiyeye musahharlardır."
 
"Veyahut, firavunlaşmış maddiyyun gibi, "kendi kendine oluyorlar, kendi kendini besliyorlar, kendilerine lazım olan her şeyi yaratıyorlar" mı tahayyül ediyorlar ki, imandan, ubudiyetten istinkaf ederler? Demek kendilerini birer halık zannederler. Halbuki, bir tek şeyin halıkı, her bir şeyin halıkı olmak lazım gelir. Demek kibir ve gururları onları nihayet derecede ahmaklaştırmış ki, bir sineğe, bir mikroba karşı mağlup bir aciz-i mutlakı, bir kadir-i mutlak zannederler. Madem bu derece akıldan, insaniyetten sukut etmişler. Hayvandan, belki cemadattan daha aşağıdırlar. Öyleyse bunların inkarlarından müteessir olma. Bunları dahi bir nevi muzır hayvan ve pis maddeler sırasına say. Bakma, ehemmiyet verme”(Nursi, a.g.y).
 
Diğer ayetlerin açıklaması için de ilgili eserin ilgili yerine bakılabilir.
 
Tur Suresi’in ilgili ayetlerinin mealleri:
 
29. Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatına devam et. Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kafirlerin iddia ettikleri gibi kahin de değilsin, deli de değilsin.
 
30. Ne o, yoksa onlar senin hakkında: "Ne olacak? Şairin biri! Feleğin onun başına neler getireceğini göreceğiz" mi diyorlar?
 
31. De ki: "Bekleyin bakalım! Ben de sizin feci akıbetinizi bekliyorum."
 
32. Akılları mı kendilerinden bunu istiyor, yoksa onlar azgın bir toplum olduklarından mı böyle yapıyorlar?
 
33. Yahut Kur'an'ı "kendi uydurdu" mu diyorlar? Hayır! Onlar bu iddialarında samimi değiller. Onların inanmaya niyetleri yok da onun için bu kabil sözler sarfediyorlar. (Vicdanları ağızlarından çıkan bu iddiayı kabul etmez. Zira Araplardan bir ferdin bütün Arapları aciz bırakacak bir eser ortaya koyamayacağını kesin bilirler.)
 
34. O halde bu iddialarında tutarlı iseler Kur'an gibi bir söz getirsinler bakalım!
 
35. Onlar bir Yaratan olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerini mi yarattılar?
 
36. Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin bilgiye ulaşmaya gitmezler.
 
37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların mı yanında? Yoksa kainatı onlar mı yönetiyorlar?
 
38. Yoksa onların yükselmelerini sağlayan bir merdivenleri, kuleleri var da o sayede mi göklerin haberlerini dinliyorlar? Öyleyse o haber dinleyenleri kim ise, meleklerin sözlerini dinlediğine dair kesin bir delil getirsin!
 
39. Yoksa kız çocukları O'nun da, erkekler sizin mi?
 
40. Yoksa onlardan vahyi tebliğ, risalet ve irşad hizmetlerinden ötürü bir ücret istiyorsun da, onlar ağır bir borç yükü altında eziliyorlar mı?
 
41. Yoksa gayba dair bilgiler kendilerinin elinin altındadır da, onlar oradan istedikleri tarzda yazıp kopyalıyorlar mı?
 
42. Yoksa onlar bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Şunu bilsinler ki: Asıl kapana kısılacak olanlar, o kafirler olacaklar.
 
43. Yoksa onların Allah'tan başka bir tanrıları mı var? Allah onların iddia ettikleri ortaklardan münezzeh ve yücedir.
 
44. Şayet kendilerinin kötü bir maksatla istedikleri gibi gökten bir parçanın düştüğünü görseler, inatlarından ötürü "Bunlar üst üste yığılmış bulutlardır" derler.
 
45. O halde sen onları, darbe yiyip çarpılacakları güne kadar kendi hallerine bırak! (Bu ayetin işaret ettiği hadiselerin birincisi, Bedir zaferidir.)
 
46. O gün hile ve tuzakları kendilerine asla fayda sağlamaz ve yardım da görmezler.
 
47. Muhakkak ki o zalimlere bundan başka azap da vardır; fakat onların çoğu bunu bilmezler. 
 
48-49. Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret. Çünkü sen Bizim himayemiz altındasın. Namaza kalktığında Rabbini hamd ile tenzih et. Geceleyin de, gecenin sonunda yıldızların batışının ardından da O'na ibadet edip tenzih et. (Namaza kalktığında:"Subhanekellahümme ve bi hamdike" demek, manası mümkün olduğu gibi, "Uykudan kalktığında" veya "herhangi bir meclisten, bir yerden kalktığında" manasına da gelebilir.)