Ahirette Zenciler Ne Renk Olucaklar ?
A- A A+

Ahirette Zenciler Ne Renk Olucaklar ?

Ahirette insanların ten rengi farklılığı olacak mı? Zenciler beyaz tenli olabilecekler mi?

Ahiret "dar-ı kudret" olduğu için o alemi, dünyevi ölçülerle kıyaslamak, burada gördüklerimizle ölçüp tartmak mümkün değildir.
 
çünkü dünyada her şey bir sebebe ve bir hikmete göre yaratılırken, ahirette bunlara ihtiyaç kalmadan her şey yaratılır. Ahirette imtihan sırrı diye bir mesele olmadığı için, acaip ve harika haller sık sık görülür. İnsan her an hayretten hayrete düşer.
 
Nimetler karşısında sadece "elhamdülillah" der, hamdini ve şükrünü dile getirir. Dünyada ağaç konuşur mu, taş haber anlar mı, su emir dinler mi, hayvan nutka gelir mi? Gelmez. Fakat ahirette her şey hayat sahibi, her şey şuurlu ve her varlık insanın emrinde çalışır. Ağaç konuşur, taş haber anlar, su insanın peşi sıra akıp gelir. Hayalen, kalben ve hissen ne düşünsek, neleri arzu etsek hepsi olur, gerçekleşir.
 
Hiçbir sebep yokken, pek çok olay meydana gelir. İşte böyle bir alemde her insan derecesine göre nimetlere ulaşır. İnsanın bu dünyadaki yüzü ve siması, şekil itibariyle sabit kalsa da, güzelliği, nurluluğu, tatlılığı kat kat artar, kusurlar gider, eksiklikler tamamlanır, insan her şeyiyle mükemmel bir hal alır.

Cenab-ı Hak her insanı dünyada ayrı bir güzellikte yaratmıştır. Fakat bu güzelliklere türlü türlü güzellikler eklenir. Cennette, mü'minlere her tür nimeti sevecekleri, benimseyecekleri, hoşlanacakları bir şekilde vereceğine göre, "ten rengi" meselesinde de aynı şeyin gerçekleşmesi de mümkündür. Mesela zenci bir insan dünyada hep beyaz olmak istiyorsa, Cenab-ı Hak dilerse ahirette bu istediğini verebilir.
 
Konuya, Peygamberimizle (a.s.m.) bir sahabi arasında geçen şu konuşma ışık tutuyor. Habeşli, kömür gibi simsiyah bir simaya sahip olan adı üstünde Esved, Resul-i Ekrem Efendimizin huzuruna geldi. çekingen çekingen duruyordu. "Ya Resulallah!" diye söze başladı: "Size bir mesele sormak istiyorum, müsaade var mı?" Şefkat Peygamberi hoş karşıladı, "Buyur, sor, mesele ne imiş?" dediler. 
 
"Ey Allah'ın Resulü, siz hem sima, hem renk, hem de peygamberlik cihetinden bize üstün kılındınız. Allah sizi müstesna yarattı. Ne dersiniz, ben de sizin iman ettiklerinize iman etsem, inansam, sizin işlediğiniz güzel amelleri ben de işlesem, sizinle beraber Cennet'te olabilir miyim?" Peygamber Efendimiz, "Evet, olursun" dedikten sonra, kalbi İslama ısınmış, peygamber sevgisiyle coşmuş olan o yüzü kara, fakat ruhu ve içi bem beyaz ve aydınlık olan Esved'e şu müjdeyi verdi:
 
"Nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Esved'in Cennetteki beyazlığı bin yıllık yoldan görülüyor." Bu müjdeyi alan Esved, iman etti ve hüngür hüngür ağlamaya, sevinç gözyaşları dökmeye başladı. Bu Cennet arzusu onu öyle yakmıştı ki, o anda yere yığıldı. Baktılar, "yaşıyor muydu acaba?" Ruhu çoktan uçmuştu. Resulullah namazını kıldırdı ve mübarek eliyle kabre koydu.1
 
 
 
Evet, Hz. Esved'in bu arzusunu yerine getiren Cenab-ı Hak dilerse diğer zenci Müslümanların da bu çeşit arzularını yerine getirir.