Nurefşan Karakaş Sağlam
Fırsatçı Olmalı İnsan
Nurefşan Karakaş Sağlam
A- A A+

İnsan her şeyden önce menfaatini düşünmeli, fırsatlar karşısına çıktığında kaçırmamalı, her fırsatı çok güzel bir şekilde değerlendirmeli; sabah gün ışığıyla uyanırken, pazarda tezgah tezgah dolaşırken, bulutlara bakarken… “Fırsatla, gün ışığının, pazar tezgahının ve bulutların ne alakası var şimdi!” dediğinizi duyar gibiyim! O kadar çok alakası var ki!

 Bir de “Yahu hiç Müslüman fırsatçı olur mu?” diye de sorular oluşabilir aklınızda. Olur tabi, öyle bir olur ki aklınız, hayaliniz durur! 
 
Hatta daha da ileri gidip şöyle bir iddiada da bulunabilirim: En mükemmel bir Müslüman olan Efendimiz (s.a.v)’de en büyük fırsatçıydı! Şimdi bana “Aaaa bu arkadaş da aklını peynir-ekmekle yemiş” diyebilirsiniz. Ya da “ Peygamber Efendimiz’e hiç öyle denir mi?” diye hayretlerle yazımı okuyor olabilirsiniz… 
Durun, sakin olun! 
 
Hemen fırsatçılığın ne olduğunu açıklıyorum.
 
Fırsatçılık iki kısımdır:
 
1- Müspet Fırsatçılık
2- Menfi Fırsatçılık
 
Bir Mü’minde olması gereken fırsatçılık müspet olanıdır. Menfi fırsatçılık bizim dünyamızın içinde olmaması gerektiği için, hiç üstünde durmayacağım bile. 
 
Müspet fırsatçılık, bir kimsenin hayatında karşısına çıkan ve onu ebedi saadete ulaştıracak kapılardan girmesine vesile olan, hal, tavır ve davranışları uygulamasıyla olur. Mesela:
 
Sabah gün ışığıyla uyanırken “Ya Rabbi! Sana sonsuz hamd u senalar olsun ki bizi ölümün kardeşi olan uykudan sağ-salim uyandırdın ve Güneş’i bize musahhar ettin” diye minnetimizi Rabb’imize sunarsak karşımıza çıkan bir fırsatı değerlendirmiş oluruz. 
 
Pazarda avare avare dolaşacağımıza, Rabb’imizin türlü türlü, renk-ahenk yarattığı sebze ve meyveleri gördüğümüzde O’nu (c.c.) hatırlayıp “Rabb’im sana binlerce şükür ki bize bu nimetleri, bu güzellikleri bahşettin” dersek bir fırsatı daha kaçırmamış ve uyanık kullar arasına girmiş oluruz. 
 
Ya da masmavi gökyüzüne takılmış, beyaz, pamuk bulutların güzelliğindeki, Cenab-ı Hakk’ın “Cemil” isminin tecellilerini fark edip ve Rabb’imizin kusursuz güzelliğini kainata haykırdığımızda, kaçırmamış olduğumuz fırsatlar silsilesine bir yenisini daha eklemiş oluruz. Yani anlayacağınız, sıradan, günlük yaptığımız fiilleri ibadetleştirme formüllerini güzelce öğrenip, onları uygulama yoluna gidersek mükemmel bir fırsatçı olabiliriz. Bu formülleri öğrenebileceğimiz tek bir şahıs vardır. O da : Hz. Muhammed (s.a.v)’dir. Çünkü o, önüne gelen fırsatları çok güzel değerlendirirdi. Mesela:
 
Su içerken, “Bismillah” der Rabb’ini zikreder ve “Suyu temiz kılan Allah’a hamdolsun” diyerek gündelik yaptığı bir işi ibadete çevirirdi. 
 
Aynaya bakarken bile dua etmeyi fırsat bilerek “Ya Rabbi! Yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir” derdi. 
Bir tebessümün, binler gönül kazandırdığını söyleyip, uğruna hayatımızı feda edeceğimiz gül çehresiyle etrafa gülücükler saçarak, milyonlarca sadakalar yazdırırdı amel defterine. İşte görünen o ki gönlümüzün Sultanı da (s.a.v), fırsatları değerlendirme noktasında da insanların en zirvesindeymiş. Onu-bunu takip etmeyi bırakıp, Allah’ın en kusursuz kulunu, sevgili Peygamberimizi (s.a.v) takip etmeliyiz. Zira o bizi sırat-ı müstakime ulaştıracak, ebedi saadeti kazandıracak fırsatları yakalama noktasında da bize verdiği ipuçlarıyla rehberlik yapacaktır. 
 
İşte Efendimizi (s.a.v) örnek alıp, uyanık olmalı, fırsatları kaçırmamalı, her an O’nu (c.c) tefekkür etmeli, O’nu (c.c) anmalı, O’nunla (c.c) hemhal olmalı ve O’nun (c.c) katında kıymetli bir kul olmak için çalışmalı, çabalamalıyız. Rabb’imizin rahmet kapıları ardına kadar açık bizlere, hangisinden girebiliyorsak girelim!
Haydi arkadaşlar hep beraber fırsatçı olalım!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>