Nurefşan Karakaş Sağlam
Aşk Zincirinde Bir Halka Olmak İstemez misin?
Nurefşan Karakaş Sağlam
A- A A+
Bahtiyar varlıklar bir bir uyanıyorlar her fecirde, karanlığı delen bir sesle; 
Allahu Ekber; Allah en büyüktür. 
 
Sonra şahitlik ediyorlar; Eşhedü en la İlahe İllallah; ben şahitlik ederim ki O’ndan başka ilah yoktur.
O bahtiyar varlıklar yine şahitlik ediyorlar; Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah, yine şahitlik ederim ki Muhammed O’nun elçisidir.
 Ardı sıra davet ediliyorlar namaza, duaya ve sabra; hayye ales-salah hayye ales-salah. 
Sonra büyük bir müjde geliyor devamında, haydi kurtuluşa, necata ve rahatlığa; hayyealel-felah hayyealel-felah.
Sonrasında namaz uykudan hayırlıdır nidası yükseliyor semada; Essalatu hayrun minen-nevm.
Haykırırcasına bütün kainata, O’ndan gayrısından büyük olmadığını ve O’ndan başkasının ilah olamayacağını tekrarlıyorlar mutmain bir kalple; Allahu Ekber Allahu Ekber. La İlahe İllallah. 
İşte seçilmiş ve ayrıcalıklı insanın hali tam da böyle! 
 
Ve sen! Ey Arkadaş! O anlatılan bahtiyarlardan olmak istemez misin?
 
Aşk zinciri sarılmış Kabe’nin boynuna, Sende o zincirde bir halka olmak istemez misin? 
Sevda dediğin budur işte, koşturursun Sevgili’nin (c.c) davetine, huzur-u İlahide şevkle, 
“Bende geldim Ya Rabb!” demek istemez misin? 
Huzuru başka yerlerde arama, huzurun menbaı secde!
Koy alnını yere, sen küçüldükçe, kulluğun büyüsün!
Koy alnını yere, ubudiyetin seni Rabb’e kavuştursun!
Koy alnını yere, yaptığın secdeler seni cennete uçursun!
Sabahın seherinde uyanırsan, ilan etmiş olursun kainata, Allah’a olan aşkını. Kainat karşında el-pençe divan durur, senin bu aşkına hürmeten. 
 
Ve Cenab-ı Hakk hiç zayi eder mi, Kendisine aşık olan birini?
 
Etmez ya tabi! O da sever seni, sever de, seni himayesine alarak yüceltir de yüceltir. Başın sıkıştığında yardımına ulaşır! Ağladığında duyar sesini ve cevap verir; sen duysanda, duymasanda; görsende, görmesende. 
Hem zaten namazın farz kılınması da sevginin bir neticesi değil mi? Bizi seviyor ki Yaratan, günde beş vakit bizi huzuruna davet ediyor ve bizimle hasbihal etmek istiyor. Ve bunlar da yetmezmiş gibi bizlere, ebedi kalacağımız cennetler vaad ediyor. Cennette de en büyük zevk olan Cemalullah’ı seyretmeye izin veriyor. 
Bundan büyük bir mutluluk ve huzur var mı? 
Artık farkına var  arkadaş! Sen sıradan bir kişi olamazsın.
Sen, Yunus Emre’nin dediği gibi:
Yedi kat gökleri seyran eyleyen,
Kursun üstünde cevlan eyleyen.
Mi'racda ümmetin Hak’dan dileyen,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed (s.a.v)’in ümmetisin!
 
Kalk!
Üstündeki ölü toprağını silkele! 
Abdest al!
Huzur-u İlahi’de el bağla ve kulluğun doruklarında secdeye var! 
Göreceksin ki dünyevi zevkler, bu zevkin eline su dökemeyecek. Zevkin alasını tatmış olacaksın her zerrelerinde. Her adımında Rabb’ini düşüneceksin, O’da (c.c) seni düşünecek. Sen O’na yürürsen, O sana koşacak.  
Hadi ne duruyorsun, koş Rabb’ine, sarıl seccadene, günler ve gecelerce, yan delice! 
Öyle bir yan ki, kulluğunda hamlık kalmasın! 
Öyle bir yan ki, bu yangın seni cehennemden kurtarsın!
Öyle bir yan ki, bu yanış seni cennette Cemalullah’a ulaştırsın.
Namaza yarın başlarım deme!
Ne kadar ömrün var biliyor musun? Dünya fani, ölüm ani!
Kıbleni çevir Kara Sevdaya, sana kollarını açmış bekliyor teveccühünü. 
Şimdi kalk, hemen kalk, vakit kaybetme! 
Bir tekbir al ki, melekler imrensin!
Bir tekbir al ki, şeytan kaçıp, gitsin!
Bir tekbir al ki, bütün zerrelerin bayram etsin! 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>