Zübeyir Gündüzalp; Risale-i Nur’u Okuyacağız, Neşredeceğiz
A- A A+

Zübeyir Gündüzalp; Risale-i Nur’u Okuyacağız, Neşredeceğiz

Hamiyet-i diniye meziyetine layık anlayışlı kardeşlerim,
 
Said Nursi, kendi hakkında verilen böyle bir malumatı görürse, diyeceklerdir ki, “Niçin böyle yapıyorlar? Şahsımın ehemmiyeti yok. Kıymet, Kur’an’dan tereşşuh eden ve Kur’an-ı Hakimin malı olan Risale-i Nur’dadır. Ben bir hiçim.”
 
Üstadın şahsının mazhar ve ayine olduğu, Kur’ani hakikatlar ve Nur’lar itibariyle ve neşrettiği iman ve İslamiyet dersleriyle, ihlas-ı tammı ile, umumi ve külli bir tarzda Kur’an’a ve dine hizmet etmesiyle, onun hakkındaki takdir ve tahsinler, mana-yı harfi ile şahsına ait kalmıyor. Kur’an ve İslamiyete racidir. Allah nam ve hesabınadır.

Din düşmanları tarafından, ona yapılan düşmanlık ve taarruzlar da, Bediüzzaman’ın hadimliğini yaptığı Kur’an ve İslamiyetin ortadan kaldırılması maksad-ı mahsusuna matuftur. Zira hakaik-i Kur’aniye ve imaniyeyi cami’, o cihanşümul Risale-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.
 
İşte, bu bedihi hakikatı bilen maskeli, gizli ve münafık iman ve İslamiyet muarızları ve düşmanları yarım asra yakındır, Bediüzzaman’ın çürütemedikleri şahsını, yalan ve yaygaralarla hala çürütmeye çabalıyorlar.

Maksatları, Risale-i Nur, rağbet ve revaç görüp intişar etmesin, iman ve İslamiyet inkişaf etmesin.
Halbuki, Said Nursi’ye iliştikçe Risale-i Nur parlıyor. Neşriyat dairesi genişliyor.


Birer nümune olan yirmi beş sene içindeki hadiseler meydandadır.
 
İslamiyet düşmanları, bir taraftan tamamıyla yalan propagandalarına ve taarruzlarına devam ederken, diğer taraftan da Nur talebelerinin Üstadları ve Risale-i Nur hakkında istidatları nisbetinde, istifade ve istifazelerinden doğan minnet ve şükranlarını ifade eden takdirkar yazı ve sözlerden mürekkep, bir nevi müdafaalarını perdeler arkasından men etmeye çalışıyorlar.

Bunun için, safdil gördükleri dostların dostlarına veya dostlara samimi görünerek “İfrata gidiyorsunuz” gibi, bir takım şeyler söylettiriyorlar. İşte, böyle sinsi, böyle dessas, böyle entrikalı, çeşitli iftiralarla bizi korkutmaya, yıldırmaya ve susturmaya çalışıyorlar.
 
Evet, acaba hiç akıl karı mıdır ki, din düşmanları, iftira ve yalanlardan ibaret yaygaralarını yapsınlar da, bizler hakikatı izhar tarzıyla müdafaa etmekte susalım?

Acaba hiç mümkün müdür ki, İslamiyet düşmanlığıyla, Üstad Bediüzzaman hakkında zalimane ve cebbarane haksızlıkları irtikab eden, o insafsız propagandacılar, yalanlarını savururken, biz, Üstad ve Risale-i Nur’un hakkaniyetini ilan ederek o acip yalanlarını akim bırakmaya çalışmayalım?
 
Acaba eblehlik ve saf-derunluk olmaz mı ki;

Kur’an ve imanın hunhar ve müstebid zalim düşmanları, Kur’an ve İslamiyeti ve dini, Risale-i Nur’la küfr-ü mutlaka karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bediüzzaman aleyhtarlığında, mütemadiyen uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikati beyan ve ilan etmekte sükut edelim, susalım veya “biraz susun” gibi birşeyle, paravanalar, perdeler arkasında icra-i faaliyet yapan o gizli dinsizlere bir nevi yardım etmiş veya desteklemiş olalım?
 
Asla ve kella, kat’a ve asla susmayacağız!
Ve hem susturamayacaklardır. Durmayacağız ve hem durduramayacaklardır.

Bu can, bu kafesten çıkıncaya kadar, bu ruh, bu cesetten ayrılıncaya kadar, bu nefes, bu bedenden gidinceye kadar, Risale-i Nur’u okuyacağız, neşredeceğiz.

Risale-i Nur’un mahz-ı hakikat ve ayn-ı hak olduğunu ve Bediüzzaman Said Nursi’nin, yapılan ithamlardan tamamıyla münezzeh ve müberra olduğunu, iftiracı ve tertipçi, hunhar din düşmanlarına mukabil, izhar ve ilan edeceğiz...

Zübeyir Gündüzalp