Ümit Şimşek'ten Çarpıcı Bir Yazı ; Zübeyri (!) Çizgi
A- A A+

Ümit Şimşek'ten Çarpıcı Bir Yazı ; Zübeyri (!) Çizgi

Yazar Ümit Şimşek kendi şahsi web sitesinde üzerinde hayli düşünülmesi gereken bir konuyu ele almış bir çok kişiyi rahatsız edeceği şimdiden anlaşılan bu değerlendirmeyi sizin bilginize sunuyoruz.. İşte o yazı;

Muzaaf hıyanetin diğer adı: “Zübeyri (!) çizgi”
 
Bir mesleği ana kaynaklarında mevcut olmayan tabirlerle açıklama çabaları daima bir problemin habercisi olmuştur. Kur’an’ın inişinden on dört asır sonra piyasaya sürülen “Kur’an İslamı” sloganının ardında nelerin saklandığını şimdi hepimiz biliyor ve görüyoruz.

Oysa ilk işitildiğinde bu söz kulağa ne kadar masum ve makul geliyordu! Bu dinin tartışılmaz kaynağı olan Allah kelamı Kur’an’a dayanan bir İslam fikrine kim nasıl karşı çıkabilirdi ki?

Fakat daha önceki yüzyıllar boyunca hiç telaffuz edilmemiş olan bu isim, aniden İlahi bir ilham neticesi olarak birilerinin aklına düşmüş değildi. Birisinin elinde pazarlanacak birşeyler vardı, ama bunu Müslüman mahallesinde satışa sunabilmek için bir de etikete ihtiyaç vardı. Nitekim kimin ne olduğu anlaşılıncaya kadar pek çokları bu malı bu etiket altında aldı ve kullandı, hala da kullanmaya devam edenler var.
 
***
 
Risale-i Nur gibi manevi tavzife dayanan ve bütün esasları, Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman tarafından net ve kesin bir surette tesis edilerek arkadan gelenlere miras bırakılmış bulunan bir meslek içinde de farklı zihniyetleri pazarlamak isteyenler her zaman var olageldi ve bunlar, bu hizmetin bünyesine yabancı olan birtakım düşünce ve metodları, munis görünümlü tabirler altında saklayarak Nur talebelerine yutturmaya çalıştılar. “Zübeyri çizgi” adıyla cemaat içinde sergilenen maskaralıklar, bu teşebbüslerin canlı bir örneğini teşkil ediyor.
 
“Zübeyri çizgi” Risale-i Nur’un bir ıstılahı mıdır?
 
Hayır.
 
Üstad’dan böyle bir tabir işitilmiş midir?
 
Hayır.
 
Bu isimle kendisine atıfta bulunulan Zübeyir Gündüzalp böyle bir tabiri kullanmış mıdır?
 
Hayır.
 
Üstad’ın talebelerinden böyle bir tabir sudur etmiş midir?
 
Hayır.
 
Üstad’ın diğer talebelerine buna benzer başka tabirler (mesela Sunguri çizgi, Tahiri çizgi, Bayrami çizgi gibi) yakıştırılmış mıdır?
 
Hayır.
 
Peki, bu “çizgi”nin sahibi olduğu iddia edilen Zübeyir Gündüzalp’in, Üstad’ın diğer talebelerinden farklı olarak, gerçekten kendisine has böyle bir çizgisi var mıdır?
 
Hayır. Hayır. Hayır.
 
***
 
Eğer bir çizgiden bahsedilecekse, Zübeyir Gündüzalp’in de, Üstad’ın diğer talebelerinin de tek ve ortak bir çizgisi vardır, o da Risale-i Nur çizgisidir. Üstad Bediüzzaman yanında yetiştirdiği ve varis olarak tayin ettiği talebelerine bu dosdoğru çizgiyi ders vermiş ve onları bu çizginin güvenilir bekçileri olarak arkasında bırakmış; onlar da Üstadlarının kendilerine tevdi ettiği bu emaneti tam bir liyakat ve sadakatle taşıyarak bugünlere ulaştırmışlardır. Zaten onlar İlahi kaderin böyle bir davayı omuzlamaya layık görerek Bediüzzaman’a arkadaş yaptığı kimselerdi.
 
Lakin sonradan zuhur eden ve bu davayı herkesten iyi yöneteceğini düşünen büyüklüğü kendinden menkul adamlar, kaderin bu tayinine razı olmadılar. Üstad’ın “Zannederdim ki, ben gittikten sonra, burada benim yerimde, bana ettikleri hürmeti onlara edecekler; bunlara ilişmek doğrudan doğruya bana ilişmektir” sözleriyle hukuklarını savunduğu talebelerini tenkitlerle, küçük düşürücü tanımlamalarla, tezyif ve tahkirlerle, boylarını kat kat aşan meydan okumalar ve edepsizliklerle birer birer eleyip kendilerince çürüttüler. Fakat onların hepsini birden çürütmek kendilerinin inanılırlıklarını bütünüyle ortadan kaldıracağı için, Üstad’ın talebelerinden bir tanesini, Zübeyir Gündüzalp’i onlardan ayırdılar ve akıllarınca kendilerine sakladılar. Lakin kendi sefil siyasetlerini Zübeyir Ağabeye mal etmek için ondan nakledilebilecek bir söz, bir delil, bir vak’a yoktu; bu iş hatıra uydurmakla da baş edilebilecek kadar basit bir mesele değildi. İşte bu açığı genel bir isimlendirme ile, “Zübeyri çizgi” adı altında örterek sapık fikirlerini bu etiket altında Nur talebelerine pazarlamak istediler.
 
***
 
Risale-i Nur’un hizmetini muvakkat dünya cereyanlarının menfaatlerine tabi kıldılar, bunun adına “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Kendi partizanlıklarına alet olmayan kardeşlerine her türlü yaftayı yapıştırdılar, buna “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Üstad’ın bütün hayatı boyunca takip ettiği ideali gerçekleşip de devlet Risale-i Nur’a sahip çıktığında, Üstad’ın vasiyetini engellemek için “Risale-i Nur yasaklanıyor” yaygarasıyla yeri göğü inlettiler, buna “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Çıkarları kendi çıkarlarıyla örtüşenlerin peşine takılmakta ve onların en adilerine yardakçılık etmekte bir beis görmediler, bunun da adına “Zübeyri çizgi” dediler.
 
“Allah için muhabbet, Allah için buğz” düsturunu terk edip “siyaset için muhabbet, siyaset uğruna husumet” ilkesini benimsediler, buna “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Hangi nifak çetesinden menfaat gördülerse peşine takıldılar. Hangi din düşmanı, hangi vatan haini onların siyasi hasımları olan ehl-i İslam’a karşı bir duruş sergilediyse alkışladılar, savundular, desteklediler. Kinlerini Müslümanlara saklayıp muhabbetlerini cömertçe Allah’ın düşmanlarına dağıttılar. Bu çanak yalayıcılığın adına da “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Dedeleri yaşındaki edep ve fazilet timsali Üstad yadigarlarını edepsizlikle suçlayıp onlara edep dersi vermeye yeltenecek kadar çukurlaştılar, bu hayasızlığın adına da “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Şeytana melek deyip  rahmet okudular, meleğe şeytan deyip lanet okudular, yine “Zübeyri çizgi” dediler.
 
Onların lügatinde “Zübeyri çizgi” her türlü mel’anetin üzerini örten bir yorgan oldu.
 
Bu suretle, sadece Risale-i Nur mesleğine ihanet etmekle kalmadılar, aynı zamanda, bu ihaneti Zübeyir Gündüzalp gibi bir Nur kahramanına yakıştırmak suretiyle, o aziz insanın hatırasına da hıyanet ettiler.
 
***
 
Evet, Zübeyir Gündüzalp, bütün ömrünü Risale-i Nur hizmetinin sıhhat ve istikameti için feda etmiş emsalsiz bir Nur kahramanı idi.
 
Ama o istikamet ve sadakat mücadelesini Üstad’ın diğer talebelerine karşı vermedi.
 
Onun mücadelesi, bu hizmete dışarıdan birtakım cereyanları aşılamak ve bu hizmeti bazı firavunmeşrep şahısların menfaatlerine tabi kılmak isteyen hıyanet erbabına karşı idi:
 
Tıpkı Üstad’ın diğer talebe ve varislerinin yaptıkları ve halen yapmakta oldukları gibi.
Kaynak : Risale Ajans