Sabri Okur; Bunlar Hiç mi Risale-i Nur'u Okumuyorlar?
A- A A+

Sabri Okur; Bunlar Hiç mi Risale-i Nur'u Okumuyorlar?

Son zamanlarda bazı kimselerin ya hubb-u nefis veya ilmi enaniyet veya hadiselere adem-i vukufiyeti ve benzeri gibi sebepler ile kendilerini nur Talebelerinin mümessili gibi görüp pervasızca ve hikmetsizce internet lisanıyla serdi kelam ettiklerini esefle görüyoruz.
 
Bu beyanatları ile güya tamirat yapıyoruz perdesi altında bilmeden, meslek olarak tahribatçı ehl-i dalalete bir nevi yardım hükmüne geçip ve nurların hakikatını bilmeyen bazı ehl-i imanın da itirazlarına zemin hazırlıyor. 
 
Evvela: Şunu katiyetle beyan etmek isteriz ki Bediüzzaman hazretlerinin vekil ve varislerinden başka hiç kimse kendini Bediüzzamanın veya Risale-i Nurun veya onun has talebelerinin mümessili gibi göremez ve görmeye de hakkı yoktur. Onların namına da söz söyleyemez. 
 
Saniyen: Bazı kimseler Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyimizin derslerde şimdiki hükümeti ve Cumhurbaşkanımiz Tayyip Erdoğan beyi nazara vermesini ve dua etmesini nurların tarzına muvafık görmeyerek insafsızca hücum ediyorlar.

Halbuki Nurların tarzını yine şimdiki umum herkesten en iyi bilen Hüsnü Ağabeyimizdir ki üstadından aldığı dersi tekrar ediyor. 
 
Acaba bunlar bir defa dahi Bediüzzamanı görmedikleri halde son on senesini üstadın hizmetinde geçiren ve “ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam benim tarzı hizmetimi bilen Tahiri, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekilim” diye vasiyetinde buyurduğu ve şimdi de onlardan biri olup hayatta olan Hüsnü Ağabeyden daha mı iyi hizmet tarzını biliyorlar. Bu ciddi bir vartadır. Dikkat etmek lazım.
 
Salisen: Bunlar hiç mi nurları okumuyorlar? 
 
Mesela Emirdağ lahikasında geçen bir mektupta “Sayın Adnan Menderes! Otuzbeş seneden beri siyaseti terk eden Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri, şimdi Kur’an ve İslamiyet ve vatan hesabına bütün kuvvetiyle ve talebeleriyle, dersleriyle Demokrat Parti’nin iktidarda kalmasını muhafazaya çalıştığına, biz Demokrat Parti mensubları ve Nur Talebeleri kat’i kanaatimiz gelmiştir.” diyor. 
 
Şimdi de aynı hal yok mu?
 
Bütün dünya düşmanları bu vatanı dahilden ve hariçten “Nasıl parçalarız!” deyip düşünürken vatan ve millet namına en mühim bir vazifeyi üstadı gibi bütün ehl-i imanı teyyakkuza sevkeden Hüsnü Bayram Ağabeyimiz o vazifeyi aynen yapıyor. 
Bütün nur talebeleri olarak Hüsnü Ağabeyimizin arkasında durarak sair ehl-i imana da “gelin kardeşlerim, ihtilaflı meseleleri bir kenara bırakıp el ele verip ittihad-ı islam için hükumetimizin ve Cumhurbaşkanımızın yanında durup ona kuvvet verelim” demek lazım gelmez mi? 
 
Bazıları hükumetin içindeki yanlış kimseleri veya yanlış bir icraatı bahane edip “siz nasıl bunları destekliyorsunuz?” diyebiliyorlar. 
 
Evet bu gibi düşüncelere sahip olanlara yine Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ lahikasında şöyle cevap vermiş. “onların az bir kısmı dine verdikleri zararı, vücudun parçalanmasına bedel, yalnız bir parmağı kesmek gibi pek cüz’i bir zararla pek külli bir zarardan kurtulmamıza sebeb oluyorlar bildiğimizden, o iktidar partisinin lehinde ehl-i dini yardıma davet ediyoruz” 
 
Üstadımızın bu açık ifadesi dururken ve bir yerde de “eğer halk partisi iktidara gelirse kominist kuvveti bu vatanda hakim olur”. “iman ve küfür ortası yoktur.” gibi ifadeleri varken biz nasıl olur da o zamanki halk partisinin bu zamandaki devamı olan CHP ‘ye yardım hükmüne geçecek beyanatlarda bulunabiliriz. 
 
Şimdiki Ak parti hükümetinin o zamandaki demokrat partisinden daha ziyade dine hizmeti görünmüş. Üstadımız Bediüzzaman hazretleri 1957 seçimlerinde Adnan Menderes’e aleni oy vermiş. 
 
Menderesin Konya nutkunu Risale-i Nur külliyatından Emirdağ lahikasına dahil etmiş. Bunu Risale-i Nuru okuyan herkes biliyor. Üstadımızın siyasi fikri hiç başka tarafa çekilemeyecek kadar net ve açıktır. Daima asayiş ve emniyeti muhafazada hükümete yardımcı olmak ve Nur talebelerinin manevi zabıta olduğunu her fırsatta dile getirmiştir.

Şimdi rastgele konuşan hiç bir kimse o tek parti zulmünü Bediüzzaman ve yanındaki talebeleri kadar bilemez, ama onlar hiç bir zaman menfi hareket etmemişler ve başkalarına da müsaade etmemişler daima müsbet hareketi tavsiye etmişler.
 
Şimdi Cenab-ı Hak, ekserisi dindar veya dine hürmetkar bir hükümeti ve bu milletin yıllardır aradığı bir siyasi lider olan Tayyip Erdoğanı bu vatana bu millete ihsan etmiş. 
 
Bize düşen aynen üstadımız Bediüzzaman hazretlerinin Adnan Menderes’e dua edip muhafaza ettiği gibi ve şimdide varisi ve vekili Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyimizin de her fırsatta dile getirdiği hükümetimize ve Cumhurbaşkanımıza dua etmek ve onu muhafazaya çalışmaktır.
Kaynak : Risale Ajans