Mimsiz Medeniyet Kadınlara Hürmeti de Kırmış
A- A A+

Mimsiz Medeniyet Kadınlara Hürmeti de Kırmış

20. asrın daha ilk yıllarından bugünleri görebilen keskin bir bakış açısına sahiptir Bediüzzaman. Osmanlı’yı Avrupa’ya benzeyen günlerin beklediğini daha o yıllarda görmüştür. Kadın konusunda da aynı durum geçerlidir.

Lemaat’ta yer alan “Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli” başlıklı bölüm bu bakış açısını özetlenmesi açısından eşsizdir. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Bediüzzaman Hazretleri'nin şefkat kahramanı kadınların sosyal yaşantıdaki yeri hakkındaki fikirlerini sizlerle paylaşıyoruz.
 
Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Şer’-i İslam onları rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada; rahatları evlerde, hayat-ı ailede.
 
Dördüncü esas: Sanemperstliği şiddetle, Kur’an, men ettiği gibi; sanemperestliğin bir nevi taklidi olan suretperestliği de men eder. Medeniyet ise, suretleri kendi mehasininden sayıp, Kur’an’a muaraza etmek istemiş.

Halbuki gölgeli, gölgesiz suretler, ya bir zulm-ü mütehaccir veya bir riya-i mütecessid veya bir heves-i mütecessimdir ki; beşeri zulme ve riyaya ve hevaya, hevesi kamçılayıp teşvik eder. Hem Kur’an, merhameten, kadınların hürmetini muhafaza için, haya perdesini takmasını emreder; ta hevesat-ı rezilenin ayağı altında o şefkat madenleri zillet çekmesinler, alet-i hevesat, ehemmiyetsiz bir meta hükmüne geçmesinler. (Haşiye)

Medeniyet ise, kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp, beşeri de baştan çıkarmıştır. Halbuki, aile hayatı, kadın-erkek mabeyninde mütekabil hürmet ve muhabbetle devam eder. Halbuki, açık saçıklık samimi hürmet ve muhabbeti izale edip, ailevi hayatı zehirlemiştir. Hususan, suretperestlik, ahlakı fena halde sarstığı ve sukut-u ruha sebebiyet verdiği, şununla anlaşılır:

Nasıl ki, merhume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlakı tahrip eder; öyle de, ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine, hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrip eder.
 
Haşiye: Tesettür-ü nisvan hakkında Otuz Birinci Mektubun Yirmi Dördüncü Lem’ası gayet kati bir surette ispat etmiştir ki, “Tesettür, kadınlar için fıtridir; ref-i tesettür, fıtrata münafidir.”

KADINLAR YUVALARINDAN ÇIKIP, BEŞERİ YOLDAN ÇIKARMIŞ; YUVALARINA DÖNMELİ

“Sefih erkekler, hevesatlarıyla kadınlaşırsa, o zaman açık saçık kadınlar da hayasızlıkla erkekleşirler.” (Haşiye-1)
Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Şer’-i İslam onları rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada; rahatları evlerde, hayat-ı ailede. Temizlik zinetleri; haşmetleri hüsn-ü hulk, lutuf ve cemali ismet, hüsn-ü kemali şefkat, eğlencesi evladı. Bunca esbab-ı ifsad, demir sebat kararı lazımdır, ta dayansın. Bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe, riya ile rekabet, hased ile hodgamlık debretir damarları. Yatmış olan hevesat birden bire uyanır. 

Taife-i nisada serbesti inkişafı, sebep olmuş beşerde ahlak-ı seyyienin birden bire inkişafı.

Şu medeni beşerin hırçınlaşmış ruhunda, şu suretler denilen küçük cenazelerin, mütebessim meyyitlerin rolleri pek azimdir; hem müthiştir tesiri. (Haşiye-2)

Memnu’ heykel, suretler, ya zulm-ü mütehaccir, ya mütecessid riya, ya müncemid hevestir. Ya tılsımdır; celb eder o habis ervahları.

Haşiye-1: Tesettür Risalesinin esasıdır. Yirmi sene sonra müellifinin mahkumiyetine sebeb gösteren bir mahkeme, kendini ve hakimlerini ebedi mahkum ve mahcup eylemiş.

Haşiye-2: Nasıl meyyite bir karıya nefsani nazarla bakmak nefsin dehşetli alçaklığını gösterir; öyle de rahmete muhtaç bir biçare meyyitenin güzel tasvirine bakmak, ruhun hissiyat-ı ulviyesini söndürür.
Kaynak : Risale Ajans