Kur'an'ın Benzeri Neden Yazılamaz
A- A A+

Kur'an'ın Benzeri Neden Yazılamaz

Kur’an 1500 yıldır, İnsanlığın manevi bir güneşi olarak karanlık dünyamızı aydınlatmakta ve bütün manevi ihtiyaçlarımıza kaynak olarak çok kitapları içine alarak tek ve kapsamlı bir mukaddes kitaptır. O kitap ki bütün maddi ve manevi hazinelerin anahtarı olup kainat kitabını bizlere tercüme eder.

Kur’an’ın inmeye başladığı o karanlık asırda Cenab-ı Hak Eğer “Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an’dan bir şüpheniz varsa, haydi, onun benzeri bir sure getirin.” Bakara Suresi, 2:23” fermanıyla müşriklere meydan okuyor, “İman getirmezseniz cehenneme gideceksiniz diyerek damarlarına şiddetle dokunuyor, o kibirli akıllarını küçümsüyordu. 

O asırda olduğu gibi her asırda da o karanlık ruhlu akılların temsilcileri bulunmuş Kur’an’ın mucizevi beyanına savaş açmış kimi zaman “Gökten indiği zannedilen kitaplar”denilmiş fakat bir benzeri yapılamamıştır.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “Mucizat-ı Kur’aniye Risalesi”nde Kur’an’a neden sözle mücadele edilemediğini aynı zamanda cevap niteliği taşıyan sorularla cevap verir ;

Eğer muaraza mümkün olsaydı, acaba hiç mümkün müydü ki, bir iki satırlamuaraza edip davasını iptal etmek gibi rahat bir çare varken, en tehlikeli, en müşkülatlı muharebe tariki ihtiyar edilsin? Evet, o zeki kavim, o siyasi millet ki, bir zaman alemi siyasetle idare ettiği halde, en kısa ve rahat ve hafif bir yolu terk etsin, en tehlikeli ve bütün mal ve canını belaya atacak uzun bir yolu ihtiyar etsin, hiç kabilmidir?

Evet yukarıdaki sorular insan aklına kapı açar nitelikte. Bir kısım inkarcıların idda ettikleri gibi haşa Kur’an Peygamber Efendimiz’in yazdığı bir kitap olsaydı "Neden insanlar onun bir benzerini yapmak yerine tehlikeli olan savaşma yoluna gittiler?" sorusu akla gelir. Sadece bu satırlar bile Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna yeterli bir delil hükmüne geçer. Ayrıca Bediüzzaman tarihte böyle bir muhalefetin olmadığını da şu şekilde açıklar ; 

Eğer desen: “Nasıl biliyoruz ki, kimse muarazaya teşebbüs etmedi? Kimse kendine güvenemedi mi ki meydana çıksın? Birbirinin yardımı da mı faide etmedi?”

Elcevap: Eğer muaraza mümkün olsaydı, alaküllihal kat’i teşebbüs edilecekti. Çünkü izzet ve namus meselesi, can ve mal tehlikesi vardı. Eğer teşebbüs edilseydi,alaküllihal, kat’i taraftar pek çok bulunacaktı. Çünkü hakka muarız ve muannit daima kesretli idi. Eğer taraftar bulsaydı, alaküllihal iştihar bulacaktı.

Çünkü, küçük bir mücadele, beşerin nazar-ı istiğrabını celb edip destanlarda iştihar eder. Şöyle acip bir mücadele ve vukuat ise gizli kalamaz.


İslamiyet aleyhinde ta en çirkin ve en şenişeylere kadar nakledilir, meşhur olur. Halbuki, muarazaya dair, Müseylime-i Kezzab’ın bir iki fıkrasından başka nakledilmemiş. O Müseylime’de çendan belağatvarmış.

Fakat hadsiz bir hüsn-ü cemale malik olan beyan-ı Kur’an’a nisbet edildiği için, onun sözleri hezeyan suretinde tarihlere geçmiştir. İşte, Kur’an’ın belağatindekii’caz, kat’iyen, iki kere iki dört eder gibi mevcuttur ki, iş böyle oluyor.
 
Kaynak : Risale Ajans