Hüsnü Ağabeyden Genç Kardeşlerimize Tavsiyeler
A- A A+

Hüsnü Ağabeyden Genç Kardeşlerimize Tavsiyeler

Son günlerde Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyi farklı şehirlerden genç kardeşlerimiz ziyaret ediyorlar.

Ağabeyimiz de kemal-i memnuniyetle yoğun programı arasında bu genç kardeşlerimize vakit ayırıyor. Hem kendilerini dinliyor hem onlara Nur hizmetinin düsturları, meslek ve meşrebimizin esaslarını ders veriyor.

Hüsnü Ağabey şefakatiyle daima nazarları Risale-i Nur’a ve Nur hizmetinde Hz. Üstadımızın müstakim cadde-i kübrasına çekiyor ve daima Nurlu hizmetteki muvaffakiyetin sırrı bu düsturlara ittiba ile mümkün olacağını ifade ediyor.

Kısaca başlıklar halinde Hüsnü Ağabey ziyaretine gelen genç kardeşlerimizle neleri konuşuyor hangi ders ve lahikaları nazara veriyor arzetmek istedik; 
 
1- Risale-i Nurun ehemmiyet ve kıymetini bilmek... 
 
Bediüzzaman kimdir, nasıl bir dava içerisinde bulunuyoruz, nasıl bir hizmetin mensubuyuz.. Risale-i Nur’a sadakat ve kanaatle talebe olmanın bize kazandırdığı neticeler nelerdir diye soran gençlere Hüsnü Ağabey cevabı ise Kastamonu Lahikası Envar Neşriyat sahife 122’de ki mektupla veriyor...

“Risale-i Nur, kendi sadık ve sebatkar şakirdlerine kazandırdığı çok büyük kar ve kazanç ve pek çok kıymettar neticeye mukabil fiyat olarak, o şakirdlerden tam ve halis bir sadakat ve daimi ve sarsılmaz bir sebat ister.

Evet, Risale-i Nur onbeş senede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikiyi onbeş haftada ve bazılara onbeş günde kazandırdığını, yirmi senede, yirmibin zat tecrübeleriyle şehadet ederler. (Kastamonu Lahikası/122)

2- Zamanın dehşeti içerisinde Nurların fevkalade muhafaza ve müdafası... 

Bu manayı ifade sadedinde Hüsnü Ağabey;

“ Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidi olan itikadın istinad kal'aları sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan her mü'min –tek başıyla dalaletin cemaatle hücumuna mukavemet ettirecek gayet kuvvetli bir iman-ı tahkiki lazımdır ki– dayanabilsin.

Risale-i Nur, bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu ve nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda, hakaik-i Kur'aniye ve imaniyenin en derin ve en gizlilerini gayet kuvvetli bürhanlar ile isbat ederek, o iman-ı tahkikiyi taşıyan halis ve sadık şakirdleri dahi, bulundukları kasaba, karye ve şehirlerde –hizmet-i imaniye itibariyle– adeta birer gizli kutup gibi mü'minlerin manevi birer nokta-i istinadı olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde kuvve-i maneviye-i itikadları cesur birer zabit gibi, kuvve-i maneviyeyi ehl-i imanın kalblerine verip mü'minlere manen mukavemet ve cesaret veriyorlar.  (Şualar/746)

3- iman hizmeti Kuran nurlarının neşir ve intişarıyla oluyor ...

“ Bütün makasıd-ı hayatiye içinde en büyük, en mühim maksadları, o nurlu Sözler vasıtasıyla Kur'an'a hizmet biliyorlar. (Barla Lahikası/21) baştan sona Barla Lahikasındaki Mukaddimeyi okuyarak işte Risale-i Nur talebesi Hulusi Bey ve Sabri Efendiler gibi olmalı diye buyurdular. 
 
4- Nur talebesi vatanının milletinin müsbet hükümetinin yanında daima müsbet hareketi esas alır ve asayişi muhafaza ile vazifelidir. 
 
5- risalei nur a kalbinde muhabbet olan istihdam oluyor ... “bizi istihdam eden sahib-i inayet tatmin etmek için, fevkalme'mul bir surette ihsan ediyor ve hakeza... İşte bu hal gayet kuvvetli bir işaret-i gaybiyedir ki, biz istihdam olunuyoruz. Hem rıza dairesinde, hem inayet altında bize hizmet-i Kur'aniye yaptırılıyor.  (Barla Lahikası/18)

6- Tesir Risale-i Nurd’a. Hizmeti yapan Risale-i Nur. Biz görünerek, kendimizi göstererek hizmet ettiğimiz sanılmasın. İşte Üstadımız diyor; “Risaleti'n-Nur gittikçe parlak, harikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine, inşaallah her görenin kalbinde yerleşir, muannidleri susturur. Bir hıfz-ı gaybi altında düşmanları şaşırtmış kör gözleri onu görmüyor. İzini bulamadığı halde, parlak faaliyetini müşahede ediyorlar.”(Kastamonu Lahikası/15)

7- Üstadımız daima terk-i enaniyet, mahviyet dersi veriyor. 
“ Birisi: Said, tam toprak gibi mahviyet ve terk-i enaniyet ve tevazu-u mutlakta bulunmak şarttır; ta ki Risaleti'n-Nur'u bulandırmasın, te'sirini kırmasın.  
 
İkincisi: Şimdiki bataklığa ve manevi tauna sukutun sebebi ise; terakki fikrinden neş'et ettiği cihetle, onların hatalarını gösterip, suud ve terakki, müslüman için ancak İslamiyette ve imanlı olmakta olduğuna işaret etmektir.  (Kastamonu Lahikası/17)
 
Hüsnü Ağabey nihayet bu düsturlar ve buna benzer bir çok lahikaları okuttuktan ve hizmetimize mütevakkıf Bediüzzaman’dan bazı hatıraları anlattıktan sonra Hüsnü Ağabey;

“Kardeşlerim Risale-i Nur ehl-i dalaletin karşısında onların bin seneden beri teraküm etmiş hücumatını durduruyor, ehl-i imanın manevi yaralarını tedavi ediyor,

Cenab-ı Hakk’ın rahmetiyle ve fazlıyla bu millete bir ihsanı olan Risale-i Nur doğrudan doğruya eczahaney-i Kuraniyeden bu şifabahş edviyeleri tedarik etmiş, bizim vazifemiz Kur’andan gelen nurlu ilaçları evvela kendimizin sonra bütün insanlığın yaralarını tedavi için istimal etmek gayretinde olmaktır.

Allah muhafaza nasıl bir ilaca dozunun haricinde bir fazlalık ilave edilse yahut başka bir madde karıştırılsa onun şifa hasiyetini izale eder, Kur’an ayetlerinin bu asrın hastalıklarına devası olan Nurlara da bir şey ilave etmek, lüzumsuz izahata girişmek ondaki tesiri kırıyor, hasiyetini izale ediyor.

Risale-i Nur dersi nasıl yapılmalı ve Nurlarla nasıl muhatap olup nasıl okumalıyız diye soruyorsunuz, kardeşlerim Üstadımız talebelikte, dostlukta ve kardeşlikte Hulusi Bey birinci diyor, o halde birinciye bakmak lazım, işte o Zat diyor ki “ İğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safileştirip Nurların karşısına, dolayısiyle Kur'an'ın mu'cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem Üstadımın medresesine ve ol Seyyidü'l-kevneyn Peygamberimiz Efendimiz (A.S.M) Hazretlerinin ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabbü'l-Alemin Teala ve Tekaddes Hazretlerinin huzur-u lamekanisine çıkıyorum.
Barla Lahikası/36”

O halde dikkat buyurun madem hakikat böyledir, Üstadımızın medresesinde edepsizlik olur mu, Efendimizin (asv) ravzasında lakayıdlık, Cenab-ı Hakk’ın huzurunda laubalilik haşa şaklabanlık olur mu, bir müslümana yakışır mı? Ben de sizi ikaz ediyorum, islamiyet bizden mümin sıfatına layık ciddiyet, vakar ve izzet istiyor. Şaklabanlıkla etrafımıza etba toplamak şeytanın tuzağıdır.

İnsanları güldürmek, ağlatmak, hitabet ile etkilemeye çalışmak bunlar ihlası zayi eden şeylerdir. Hizmet etmeyin demiyoruz, usul olmazsa vusul olmaz diyoruz, Üstadımızın bir tarzı var diyoruz, Üstada muaraza etmeyin, dikkat edin, aldanmayın ve aldatmayın diye Üstadımızından aldığımız ders gereği ihrataratta bulunuyoruz.

Bunu da amirane değil fakat Üstadımızın bize emanet ettiği ve tavzif ettiği ve vasiyetnamelerle teyid ettiği hususlar muvacehesinde yapıyoruz. Daha evvel neşrettiğimiz lahikalara bakınız.  

Şimdi artık zaman değişti gençler şöyle böyle demeyiniz zira “Risaleti'n-Nur, gerçi umuma teşmil suretiyle değil fakat her halde hakikat-ı İslamiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velayet ve esas-ı takva ve esas-ı azimet ve esasat-ı Sünnet-i Seniyye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek bir vazife-i asliyesidir. Sevk-i zaruretle, hadisatın fetvalarıyle onlar terk edilmez. (Kastamonu Lahikası/77)” 
 
Cenab-ı Hak hepimizi Risale-i Nur dairesinde ihlas, takva, sadakat, sebat ve kanaat ile istihdam etsin. 
Bizler de şahid olduk ki Hüsnü Ağabey fevkalade müşfik, misafirleriyle tek tek alakadar oluyor, dertleriyle ilgileniyor, hizmete teşvik ediyor, yaptıkları hayırlı hizmetleri tebrik ediyor, bilmeyerek yapılan yanlışları tashih ediyor.

İnşaaAllah Nur dairesinde bilhassa genç kardeşlerimize ulaşmak, Nurları onlara ulaştırmak için gayret gösterenlere bu ders, tenbih, izah ve ikazlar ulaşır, onlarda intibaha gelirler temenni ediyoruz.
Kaynak : Risale Ajans