Hüsnü Ağabey'den Korona Virüs Salgını Hakkında Açıklama
A- A A+

Hüsnü Ağabey'den Korona Virüs Salgını Hakkında Açıklama

Muhterem Kardeşlerimiz 
Bütün küre-i arzda ve şimdi memleketimizde emareleri müşahede edilen ve süratle yayılma istidadı gösteren ve Sağlık teşkilatları tarafından “salgın” olarak kabul edilen hastalığa karşı Devletimiz tarafından alınan tedbir kararları muvacehesinde mutad olarak devam ettiğimiz umumi içtimalarımıza ve derslerimize tedbirlere riayet ederek bir süre ara verilmesi, kalabalıklar halinde toplanılmamasını cemaatimize tavsiye ediyoruz. 

Hz. Üstadımızın şu mektuplarını derhatır etmek elzemdir; 
 

Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük Medrese-i Nuriyeye çevirsin.

Eğer yoksa, yalnız ise, çok alakadar komşularından üç-dört zat birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir Medrese-i Nuriye ittihaz etsin.

Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakiki talebe-i ulumun sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesi'nde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar.

Hakiki ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki adi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir diye kalbe ihtar edildi. Ben de kardeşlerime beyan ediyorum. 
 
‎ ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
 
Hasta Kardeşiniz 
Said Nursi
 

Hem Hz. Üstadımız Hulusi Bey’e hitaben yazmış oldukları bir mektuplarında Nur derslerini şöyle ifade ediyor;
 

Çünkü o dersler, ulum-u imaniyeden olduğu için bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bahusus siz daima bir iki hakiki kardeşi de bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil.

Cenab-ı Hakk'ın zişuur çok mahlukatı vardır ki, hakaik-ı imaniyenin istimaından çok zevk alırlar. Sizin o kısım arkadaşınız ve müstemileriniz çoktur. Hem mütefekkirane o çeşit sohbet-i imaniye, zemin yüzünün bir manevi zineti ve medar-ı şerefi olduğuna işareten biri demiş:  
 
‎آسْمَانْ رَشْكْ بَرَدْ بَهْرِ زَم۪ينْ كِه دَارَدْ 
 
‎يَكْ دُو كَسْ يَك دُو نَفَسْ بَهْرِ خُدَا بَرْ نِش۪ينَنْدْ 
 
Yani: Semavat zemine gıpta eder ki; zeminde halisen-lillah sohbet ve zikir ve tefekkür için bir-iki adam, bir-iki nefes yani bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sani-i Zülcelalinin çok güzel asar-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü asar-ı sanatını birbirine göstererek Sani'lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.
  

Zemin yüzünün zineti ve hem bela ve musibetlere karşı sadaka hükmünde olan Risale-i Nur’un okunması ve neşrine daha ziyade gayret gösterilerek hane halkımızla birlikte Kur’an Nurlarıyla meşgul olmak, okumak ve dinlemek suretiyle dua ve iltica zamanı olan bu üç ayları ve musibet zamanını ahiret ve sevap için değerlendirmeyi Cenab-ı Hak hepimize nasib etsin ve bu musibeti de alem-i islam hakkında hayırlara kalbetsin. Ve memleketimizi ve alem-i islamı her türlü bela, musibet ve salgın hastalıklardan muhafaza eylesin. 
 
Hz. Üstadımızın daima tazelenen bir hakikat olan şu derslerini de nazarınıza sunuyoruz; 
 

Evet, şimdi Küre-i Arz'da herkes ya kalben, ya ruhen, ya aklen, ya bedenen gelen musibetten hissedardır, azap çekiyor, perişandır. Bilhassa ehl-i dalalet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlahiyeden ve hikmet-i tamme-i Sübhaniyeden habersiz olduğundan, nev-i beşere rikkat-i cinsiye, alakadarlık cihetiyle kendi eleminden başka nev-i beşerin şimdiki elim ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azap çekiyor.

Çünkü, lüzumsuz ve malayani bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp afaki ve siyasi boğuşmalara ve kainatın hadisatına merak ile dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler ve bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, zarara razı olana şefkat edilmez manasındaki  ‎اَلرَّاض۪ى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ  kaide-i esasiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyakatını kendilerinden selbetmişler. Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz başlarına bela getirirler. 
 
Ben tahmin ediyorum ki, bütün Küre-i Arz'ın bu yangınında ve fırtınalarında selamet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran yalnız hakiki ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. 

Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur'un dairesine sadakatla girenlerdir.  
 
Çünkü bunlar, Risale-i Nur'dan aldıkları iman-ı tahkiki derslerinin nuruyla ve gözüyle, herşeyde rahmet-i İlahiyenin izini, özünü, yüzünü görüp her şeyde kemal-i hikmetini; cemal-i adaletini müşahede ettiklerinden; kemal-i teslimiyet ve rıza ile, rububiyet-i İlahiyenin icraatından olan musibetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar.

Ve merhamet-i İlahiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azap çeksinler.  
 
İşte buna binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, – hadsiz tecrübelerle – Risale-i Nur'un imani ve Kur'ani derslerinde bulabilirler ve buluyorlar.
  

Şimdiki maddi ve manevi bela ve musibetlere karşı da Hz. Üstadımızın şu tavsiyesini hatırlıyoruz ve hatırlatıyoruz;
 

“Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlaka ile Risale-i Nur şakirdleri, Risale-i Nur hizmetini her belaya, her derde bir çare, bir ilaç bulmuşlar; biz her gün hizmet derecesinde, maişette kolaylık, kalpte ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz.

Elbette bu dehşetli yeni belalara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur'un hizmetiyle mukabele etmemiz lazımdır. Umum kardeşlerimize birer birer selam ediyoruz.
  

Elhasıl;  Medreselerimizde kardeşlerimizin ciddiyetle tazarru ve niyaz, istiğfar ve kıraat ile meşgul olmalarını tebrik ediyoruz. Sair cemaatimizin de kendi hanelerini birer küçük medrese-i nuriye ittihaz etmeleri ve efrad-ı aileleriyle nurlarla meşgul olmalarını tavsiye ediyoruz. 

Bu cümleden olarak Haftalık Umumi derslerimizle birlikte her ay tertip ettiğimiz uhuvvet dersini ve üç aylık vakıf görüşmelerini ve Senede bir vakıflara tayınat dağıtmak için yapılan içtimayı tehir ediyoruz. Ve bilhassa Tahmidiye duasına devam edilmesini de tavsiye ediyoruz. 
 
Umum Nur Talebeleri Namına 
Hz. Bediüzzaman’ın hizmetkarı ve talebesi 
Hüsnü Bayramoğlu
Kaynak : Risale Ajans