Hüsnü Ağabey ve Nur Cemaatlerinin Müşterek Lahikası
A- A A+

Hüsnü Ağabey ve Nur Cemaatlerinin Müşterek Lahikası

Bilindiği üzere muhtelif Nur Cemaatlerinden Kardeşler Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyle üç ayda bir biraraya gelerek hizmete dair meseleleri istişare ediyorlar. Bu defa ki üç aylık istişare ve derslerinin akabinde bu lahikayı neşretmeyi uygun görmüşlerdir. İşte o Lahika;

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
‎اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Aziz Kardeşlerimiz !

Evvela: Nur’un bir bayramı telakki ettiğimiz muhtelif beldelerden gelen kardeşlerimizle ayda bir tertip ettiğimiz uhuvvet derslerimiz kemal-i sürur ile devam etmektedir.

Saniyen: Asa-yı Musa’nın İkinci kısmı olan Misbahu’l İman’ın neşrini ve pek kısa zamanda bilhassa lise mekteplileri arasında intişarını medar-ı şükran bir hizmet-i nuriye olarak takdir ve tebrik ediyoruz.

Salisen: Üç ayda bir Nur’un müsbet hizmetleri herkesçe malum ve sadakatla Nur hizmetlerine devam eden Nur cemaatlerinin iştirakiyle, bir araya geldiğimiz istişare ve derslerimiz devam etmektedir. Bu sefer ki istişaremizde hizmette sebkat etmiş bu kardeşlerimizin kemal-i hassasiyet ve ciddiyetle ve hem tam bir ittihad ve ittifak ile ehl-i bid’aya hiçbir vechile müsamaha etmediklerini ve nur mesleğini a’zami bir dikkat ve kemal-i sıdk ve sadakatle muhafaza ettiklerini görmenin süruru içerisindeyiz.
 
Rabian: Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin meslek ve meşrebine dair Kur'an'dan ders aldığı çok muazzam hakikatleri, hem Risale-i Nur’un okunmasında ciddiyet ve izzet ve vakar-ı ilmiyeyi muhafazaya dair hizmet-i imaniyede bulunan Nur Şakirdleri için daima tazelenen bir dersimiz ve her vakit temessük edeceğimiz değişmez düsturumuz, maddi-manevi her türlü engeller karşısında muvaffakıyete, rıza-yı İlahiye isal edici en ehemmiyetli rehberimiz manası bildiğimiz Üstadımızın ve Nurun birinci talebesi Hulusi Bey’in bir kısım mektuplarını nazarınıza arzediyoruz.

Hz. Üstadımız:

“Çünkü o dersler, ulum-u imaniyeden olduğu için bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bahusus siz daima bir iki hakiki kardeşi de bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenab-ı Hakk’ın zişuur çok mahlukatı vardır ki, hakaik-ı imaniyenin istimaından çok zevk alırlar. Sizin o kısım arkadaşınız ve müstemileriniz çoktur.

Hem mütefekkirane o çeşit sohbet-i imaniye, zemin yüzünün bir manevi zineti ve medar-ı şerefi olduğuna işareten biri demiş: آسْمَانْ رَشْكْ بَرَدْ بَهْرِ زَم۪ينْ كِه دَارَدْ    يَكْ دُو كَسْ يَك دُو نَفَسْ بَهْرِ خُدَا بَرْ نِش۪ينَنْدْ

Yani: Semavat zemine gıpta eder ki; zeminde halisen-lillah sohbet ve zikir ve tefekkür için bir-iki adam, bir-iki nefes yani bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sani-i Zülcelalinin çok güzel asar-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü asar-ı sanatını birbirine göstererek Sani’lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.” buyuruyor. (1)
 
Ve hem diyor :

“Yirmiikinci Söz tashih edilirken dinledim. Gördüm ki; içinde hem külli zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlil, hem kuvvetli iman dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsi hikmet, hem yüksek bir ibadet-i tefekküriye gibi nurlar var. Bir kısım şakirdlerin ibadet niyetiyle risaleleri, ya yazmak veya okumak veya dinlemekliğin hikmetini bildim. Barekallah, dedim. Hak verdim.” (2)
 Hazreti Üstadımız:
“Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlaka ile Risale-i Nur şakirdleri, Risale-i Nur hizmetini her belaya, her derde bir çare, bir ilaç bulmuşlar. Biz her gün hizmet derecesinde, maişette kolaylık, kalbde ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli yeni belalara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur'un hizmetiyle mukabele etmemiz lazımdır.”(3) buyuruyorlar.
 
Hz. Üstadımız, Hulusi Bey’in Risale-i Nur’u okuduğundaki hissiyatını tebrik ve bizleri de öyle olmaya teşvik sadedinde ise şöyle buyuruyor:

“Cemaata Sözleri okumak zamanında sendeki hissiyat-ı aliye ve fazla inkişaf ve fedakarane hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki: Velayet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellal-ı Kur’an Said’in vekili, belki manen aynı hükmüne geçtiğin içindir.”(4)
      
Binaenaleyh Risale-i Nur’u cemaate okumak nimetine mazhar olan kendisinden birşey katmadan mübelliğ-i Nur olmalıdır. 

Nurun birinci talebesi Hulusi Bey’in şu mektupları da bu hususta calib-i dikkattir:

“Ben burada inşaallah emanetçi olduğum Sözler’i inayet-i Hak’la ve duanız berekatiyle layıklı kulaklara duyurabileceğimi ümid ediyorum. Üstadım müsterih olunuz, bu Nurlar ayak altında kalamazlar. Onları dellal-ı Kur’an’dan enzar-ı cihana vaz’eden Halık (Celle Celalühü) bizim gibi, kimsenin ümid ve tahayyül etmeyeceği aciz insanlarla bile neşr ve muhafaza ettirir. Bu işi ben sa’yim ile, kudretim ile kazandım diyen huddam, o gün görecekler ki, o mukaddes hizmet, zahiren ehliyetsiz görünen, hakikaten çok değerli diğerlerine devredilmiş olur kanaatındayım. Bu sebeple oradaki kardeşlerimizden Risale-i Nur ile çok alakadar olmalarını rica etmekteyim." (5)

“Risaletü’n-Nur, Mektubatü’n-Nur’un mütalaası, tahrir edilmesi, başkalara neşr ve tebliğe ala-kadri’l-istitaa çalışılması gibi emr-i hayr-i azime, havl ve kuvvet-i Samedani ve inayet ve lütf-u Rabbani ile muvaffak olduğum zamanlar ki; bu evkatta evvelen ve bizzat bu fakir istifade, istifaza, istiane etmiş oluyor. Bu itibarla mezkur saatları çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can ü dil arzu ediyorum. Fakat ne çare ki: İğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safileştirip Nurların karşısına, dolayısiyle Kur’an’ın mu’cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem Üstadımın medresesine ve ol Seyyidü’l-kevneyn Peygamberimiz Efendimiz (A.S.M) Hazretlerinin ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabbü’l-Alemin Teala ve Tekaddes Hazretlerinin huzur-u lamekanisine çıkıyorum. Bu sebeble cidden o Nurlarla iştigal etmediğim zamanlar, keşke enfas-ı ma’dude-i hayattan olmaya idiler, diyorum." (6)
 
Ve Üstadımız derslerde ki tavrımızın nasıl olması gerektiğini şu mektuplarla bize ders veriyor:

“Kur’an-ı Hakimin hizmeti esnasında ve hakàik-ı imaniyenin dersi vaktinde, o hakàik hesabına ve Kur’an şerefine, o makamın iktiza ettiği izzet ve vakar-ı ilmiyeyi ders vaktinde muhafaza edip, başımı ehl-i dalalete eğmemek için, o izzetli vaziyeti muvakkaten takınıyorum.” (7)
“Ahlak-ı aliyeyi ve yüksek huyları hakikata yapıştıran ve o ahlakı daima yaşattıran, ciddiyet ile sıdkdır.” (8)     
 
Elhasıl: Muazzez Üstadımız:

“Risale-i Nur gerçi umuma teşmil suretiyle değil fakat her halde hakikat-i İslamiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velayet ve esas-ı takva ve esas-ı azimet ve esasat-ı sünnet-i seniye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek, bir vazife-i asliyesidir. Sevk-i zaruretle, hadisatın fetvalarıyla onlar terk edilmez.”(9)
 
Buyurarak hizmette sadakat ve sebat, vazifemizde her an takva, gayret ve ciddiyet tavsiye ediyor. Cenab-ı Hak Risale-i Nur’un bizlere kazandırdığı pek büyük kar ve neticeye mukabil,tam sadakat ve sarsılmaz sebat ve kanaat ile ihlas ve takva dairesinde istihdam olunmayı nasib etsin ve bizleri sırat-ı müstakimden ayırmasın.
 
9 Ocak 2020
Umum Nur Talebeleri Namına
Hz. Bediüzzaman’ın hizmetkarı ve talebesi
Hüsnü Bayramoğlu

Kaynaklar ;
1-Barla Lahikası / s.261
2-Kastamonu Lahikası / s.250
3-Kastamonu Lahikası / s.235
4-Barla Lahikası / s.255 
5-Barla Lahikası / s.36
6-Barla Lahikası / s.36
7-Lem’alar / s.197
8-İşarat-ül İ’caz / s.118
9-Kastamonu Lahikası / s.62
 
    

Kaynak : Risale Ajans