Hüsnü Ağabey; Bu Hususlara Dikkat Edin
A- A A+

Hüsnü Ağabey; Bu Hususlara Dikkat Edin

‎بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Aziz Kardeşlerimiz,
Vatan sathında ve yurt dışında istihdam olunduğunuz bütün hizmetlerinizi tebrik ediyoruz, Cenab-ı Hak sizleri ve bizleri sırat-ı müstakimden ayırmasın ve Risale-i Nur hizmetinde daimi sebat, tam sadakat ve kanaat nasib eylesin.
 
Kıymetli Kardeşlerim;
 
Nur Hizmetinin en mühim tesiri Hz. Üstadımızın manevi huzurunda Risale-i Nur’ların okunduğu dersleridir. Muazzez Üstadımız;

“Çünkü o dersler, ulum-u imaniyeden olduğu için bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bahusus siz daima bir iki hakiki kardeşi de bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenab-ı Hakk’ın zişuur çok mahlukatı vardır ki, hakaik-ı imaniyenin istimaından çok zevk alırlar. Sizin o kısım arkadaşınız ve müstemileriniz çoktur. Hem mütefekkirane o çeşit sohbet-i imaniye, zemin yüzünün bir manevi zineti ve medar-ı şerefi olduğuna işareten biri demiş:
 
‎آسْمَانْ رَشْكْ بَرَدْ بَهْرِ زَم۪ينْ كِه دَارَدْ
 
‎يَكْ دُو كَسْ يَك دُو نَفَسْ بَهْرِ خُدَا بَرْ نِش۪ينَنْدْ
 
Yani: Semavat zemine gıpta eder ki; zeminde halisen-lillah sohbet ve zikir ve tefekkür için bir-iki adam, bir-iki nefes yani bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sani-i Zülcelalinin çok güzel asar-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü asar-ı sanatını birbirine göstererek Sani’lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler. (Barla Lahikası/261)” buyuruyor ve hem diyor;
 
“Yirmiikinci Söz tashih edilirken dinledim. Gördüm ki; içinde hem külli zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlil, hem kuvvetli iman dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsi hikmet, hem yüksek bir ibadet-i tefekküriye gibi nurlar var. Bir kısım şakirdlerin ibadet niyetiyle risaleleri, ya yazmak veya okumak veya dinlemekliğin hikmetini bildim. Barekallah, dedim. Hak verdim." (Kastamonu Lahikası/250)”
 
 
İşte böyle bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayırlıdır sırrının masadakı olan bir marifetullah dersini dinlemek üzere bir araya gelen cemaatimize Nurlardan okumak nimetine nail olan kardeşlerimiz şu gelen mektupları daima hatırda tutmalıdır ve unutmamalıdır ki Risale-i Nur’un ders kürsüsü Hz. Üstad’ın kürsüsüdür.. O makam ciddiyet ister. Vakar ister. Laubalilik ve lakaydlık makamı değildir.

Hz. Üstadımız Hulusi Ağabey’e o makamda ki hissiyatını takdir ile diyor;
 

“Cemaata Sözleri okumak zamanında sendeki hissiyat-ı aliye ve fazla inkişaf ve fedakarane hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki: Velayet-i kübra olan veraset-i nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellal-ı Kur’an Said’in vekili, belki manen aynı hükmüne geçtiğin içindir. “(Barla Lahikası/255)

 
Binaenaleyh Risale-i Nur’u cemaate okumak nimetine mazhar olan kendisinden birşey katmadan mübelliğ-i Nur olmalıdır. Nur’un birinci talebesi Hulusi Beyin bir başka mektubu da bu hususta calib-i dikkattir;
 

“Ben burada inşaallah emanetçi olduğum Sözler’i inayet-i Hak’la ve duanız berekatiyle layıklı kulaklara duyurabileceğimi ümid ediyorum. Üstadım müsterih olunuz, bu Nurlar ayak altında kalamazlar. Onları dellal-ı Kur’an’dan enzar-ı cihana vaz’eden Halık (Celle Celalühü) bizim gibi, kimsenin ümid ve tahayyül etmeyeceği aciz insanlarla bile neşr ve muhafaza ettirir.

Bu işi ben sa’yim ile, kudretim ile kazandım diyen huddam, o gün görecekler ki, o mukaddes hizmet, zahiren ehliyetsiz görünen, hakikaten çok değerli diğerlerine devredilmiş olur kanaatındayım. Bu sebeple oradaki kardeşlerimizden Risale-i Nur ile çok alakadar olmalarını rica etmekteyim.
Hulusi
(Barla Lahikası/36)
 
 
Hulusi Bey Nurları okuduğundaki hissiyatını ise şöyle ifade ediyor;
 

“Risaletü’n-Nur, Mektubatü’n-Nur’un mütalaası, tahrir edilmesi, başkalara neşr ve tebliğe ala-kadri’l-istitaa çalışılması gibi emr-i hayr-i azime, havl ve kuvvet-i Samedani ve inayet ve lütf-u Rabbani ile muvaffak olduğum zamanlar ki; bu evkatta evvelen ve bizzat bu fakir istifade, istifaza, istiane etmiş oluyor.

Bu itibarla mezkur saatları çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can ü dil arzu ediyorum.

Fakat ne çare ki: İğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safileştirip Nurların karşısına, dolayısiyle Kur’an’ın mu’cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem Üstadımın medresesine ve ol Seyyidü’l-kevneyn Peygamberimiz Efendimiz (A.S.M) Hazretlerinin ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabbü’l-Alemin Teala ve Tekaddes Hazretlerinin huzur-u lamekanisine çıkıyorum.

Bu sebeble cidden o Nurlarla iştigal etmediğim zamanlar, keşke enfas-ı ma’dude-i hayattan olmaya idiler, diyorum.” 
Hulusi (Barla Lahikası/36)
 
 
Aziz Kardeşlerimiz dikkat buyurunuz,Üstadımız Bediüzzaman’ın Kur’an’ın bu asrın fehmine ve idrakine bakan ayetlerinden aldığı derslerini okuyoruz.
 
Hz. Üstadımız
 

“Kur’an-ı Hakimin hizmeti esnasında ve hakàik-ı imaniyenin dersi vaktinde, o hakàik hesabına ve Kur’an şerefine, o makamın iktiza ettiği izzet ve vakar-ı ilmiyeyi ders vaktinde muhafaza edip, başımı ehl-i dalalete eğmemek için, o izzetli vaziyeti muvakkaten takınıyorum. (Lem’alar/197)

 
demekle hem bizleri izzet ve vakar-ı ilmiyeye davet ediyor hem Allah muhafaza derste ciddiyetin gitmesini mevhum-u muhalifiyle ehl-i dalalete boyun eğmek olacağını ifade ediyor. Bizi yine ciddiyet ve sıdka davet eden şu dersi meselemiz hususunda çok manidardır;
 

“Ahlak-ı aliyeyi ve yüksek huyları hakikata yapıştıran ve o ahlakı daima yaşattıran, ciddiyet ile sıdkdır.” (İşarat-ül İ’caz/118)

 
Bu asırda Nebevi ahlak ile tahalluk eden her Nur talebelesi

“.. yakından O’nu temaşa eden ve merakla dikkat eden büyük zekalar, ulvi dehalar; O’nda hiçbir zaman, hiçbir cihette sahtekarlık ve tasannu eserini görmesin!.. Daima ciddiyeti, samimiyeti, ihlası bulsun!..”(Sözler/203) gibi ahlak-ı aliyeye yetişmeye gayret etmelidir.
 

Zira Nübüvvetin delillerinden birisi de ciddiyetidir;

“fevkalade ciddiyeti.. fevkalade metaneti; davasında nihayet derecede sadık olduğunu güneş gibi aşikare gösteriyor.”(Sözler/257). “Hem öyle bir ciddiyetle davet ve öyle esaslı bir surette terbiye eder ki; düsturlarını asırların cephesinde ve aktarın taşlarında nakşediyor ve dehirlerin yüzlerinde payidar ediyor…” (Mektubat/206)
 
 
Elhasıl: Hz. Üstadımız mazhar oldukları inayetlerden bizleri de hissedar ederek, vazifemizde her an gayret ve ciddiyet tavsiye ediyor.
 
Cenab-ı Hak bilhassa Nurların okunduğu derslerde ciddiyet ve vakar-ı ilmi muhafaza ederek halisenlillah okumayı, Risale-i Nur’un bizlere kazandırdığı pek büyük kar ve neticeye mukabil tam sadakat ve sarsılmaz sebat ve kanaat ile ihlas ve takva dairesinde istihdam olunmayı nasib etsin Ve bizleri sırat-ı müstakimden ayırmasın.
 
Hz. Bediüzzaman’ın Hizmetkarı ve Talebesi
Hüsnü Bayramoğlu
Kaynak : Risale Ajans