Elif-Lam-Mim'in şifresi Çözüldü mü?
A- A A+

Elif-Lam-Mim'in şifresi Çözüldü mü?

Risale-i Nur külliyatı, artık bilmeyenlerin sayısı pek fazla değildir ki; her ne kadar tek başına ‘tefsir' kelimesi bu külliyatın içerisinde barındırdığı hakikatleri ifade etmekte yetersiz kalsa da, Kur'an'ın iman ile ilgili ayetlerini bize ifade eden, bizim aklen istifade ve kalben istifazamıza sunan bir ‘manevi tefsir'dir.

Bu 14 ciltlik eser külliyatının yaklaşık yarısı imani hususların izah ve isbatından, diğer yarısı da bu zamandaki iman ve Kur'an hizmetine gönül verenlere bir yol haritası mahiyetinde olan lahika mektuplarından oluşmakta.
 
Bu kısa tanıtım şimdilik yeter bu külliyatın ne'yden bahsettiğini az da olsa anlayabilmek için. Şimdi geçelim yazımızın asıl kısmına. Burada ele alacağım hususa konu olan bu 14 eserlik külliyat içerisinde öyle bir eser var ki; sayın Senai Demirci'nin tabiriyle ‘eğer ki bu tefsir Bakara Suresi'nin o 32.'nci ayetiyle ile bitmeyip Nas'da bitecek olsaydı, imtihan sırrı bozulurdu diye düşünüyorum' diye taltifte bulunduğu, 1.Dünya Savaşı sırasında cephede, avcı hattında yazılmış ve Kur'an-ı Hakim'in ‘harfinden' dahi manaların çıkarılabildiğini ve çıkarıldığını gösteren eser “İşarat'ül İ'caz”..
 
önceleri ‘İşarat'ül İ'caz'ı galiba anlayamam, çünkü Arapça bilgisinin de bayağı bi kuvvetli olması lazım bu eseri tam manasıyla anlayabilmek için, ama yine de bi başlayayım okumaya, hadi Bismillah!' diyerekten seneler evvel elime alıp da, sayfalar arasında yol almaktayken yakaladığım bir sırrı bu satırlarda sizlerle paylaşacağım. (Birazdan bahsedeceğim bu sırrın belki bir çoğunuz farkına varmışsınızdır bile. Ama bu yazı en azından henüz farkına varmamış kardeşlerimiz için de hayret edip, merak uyandırıp okumalarına sebep olsa kafi…)
 
Şöyle ki; huruf-u mukattaa dediğimiz ve yüce Kur'an'ın bazı surelerinin başlarında gelen, ‘bunların İlahi birer şifre olup, anahtarlarının Efendimiz (ASM)'ın yanında olduğu' beyan edilen kelimeler vardır. Türkçe lafızlarıyla bazılarını ifade edecek olursak ‘Ha-Mim, Ya-Sin, Elif-Lam-Mim, Ta-Ha' olarak okumakta ve duymaktayız bu harfleri Kur'an ayetlerinde.

Burada ele alacağımız huruf-u mukattaa harfleri ise, hepimizin Bakara Suresi ilk ayetinden hatırlayacağımız ‘Elif-Lam-Mim' ayetini oluşturan harflerdir.
 
Bu kadar giriş yeter, şimdi sıkı durun ve yazıyı dikkatle takip edin, başlıyoruz artık. Belki de ‘Elif-Lam-Mim' harflerinden üstad Hz.'lerinin Efendimiz (ASM)' ın nuruyla öğrendiği bir şifreyi deşifre ediyoruz burada. Burada yazılanları ve İşarat'ül İ'caz'ın tamamını anlayabilmek için, aslında Arapça'yı öyle ahım-şahım bilmemize de gerek yok denilebilir.

Nitekim Kur'an'ı okurken de sürekli karşılaştığımız ve tanışık olduğumuz harfler bunlar. Aynen üstad Hz.'lerinin açıklayageldiği sırayla, acizane aklıma yanan sönük fenerin huzmesini, sizlerle doğru çeviriyorum artık.
 
Diyor ki üstad; bu üç harf, üç hükme işarettir. Şöyle ki;
 
Elif, هذَا كَلاَمُ اللّٰهِ اْلاَزَلِىِّ hükmüne ve kaziyesine;
Lam, نَزَلَ بِهِ جِبْرِيلُ hükmüne ve kaziyesine;
Mim عَلَى مُحَمَّدٍ ع.ص.م. hükmüne ve kaziyesine remzen ve imaen işarettir.
 
Elif, Arapça'da kendisinden sonra gelen hiçbir harfe Bİ-TİŞ-MEZ! Dikkatinizi çekmiş miydi önceden?

Peki, Ezeli olan o Rabb'imizin, hani ilkokulda öğrendiğimiz bazı sıfatları vardı ya Din Kültürü(!) derslerinden hatırlayabileceğimiz. İşte onlardan birisi; Muhalefet'ün Li'l-Havadis, yani Yaratanımızın sonradan olan biz dahil tüm varlıkların hiçbirisine benzememesi, onlarla arasında benzeyiş yönünden ne bir bağlantı ne de bir ortaklığın olmaması, deyim yerinde ise bu Elif-Lam-Mim'de Rabbimizce kodlandığı üzere O'nun (C.C.) sonrakilere bitişmemesi, Elif'de mana olarak nemalanmıştır.
 
Kur'an alfabesinde Lam harfini, Latin alfabesinde de L harfini bir düzleme çizecek olsak, çizime aşağıdan yukarıya değil; mantıksal olarak ve işin kolayına kaçarsak tepeden aşağıya doğru başlarız. Zannetmiyorum ‘ben aşağıdan yukarı doğru çizerim' diyebilecek bir babayiğit çıksın.. :)

İşte, Elif'e bitişmeyen ve Onun ile arasında benzeyişlik yönünden de, tıpkı biz insanlar gibi hiçbir ortak yönü olmayan Cebrail (AS), yukarıdan nüzul ile yine yukarıdan nüzul eden ayetleri, bir Lam inişiyle;
 
Gerek vahiy, gerekse de ilham yönüyle insanlar ve özellikle de peygamberlerce kontak kurulabilen meleklerden Cebrail (AS), ne Elif'e ve ne de Lam'a benzemeyen ve ayette Mim ile mimlenen Hz. Muhammed(ASM)'a indirmiş ve bağlamıştır o Rabbani hitapları..
 
Aynen الم 'deki gibi.. Kendisinin kimin ile bağlı olduğu açıkca belli olan, harflerinin diziminde bile tesadüf olmayan, eşsiz, Ezeli bir hitap ve bir ilan.. “Kur'an-ı Mu'ciz'ül Beyan”…
 
Ne kadar enteresan değil mi?

İnanın, Risale-i Nur'u okumazdan evvel de okuyordum ben bu harfleri Kur'an'da, hem de defalarca.. Eminim ki sizler de…
Ama bakın, Risale-i Nur öyle bir gözlük verdi ki şimdi, deyim yerindeyse perdeyi araladı ve ‘Bak!.. İşte!.. Oku!.. Gör!..' edasıyla bizi Kur'an'la, soğumuş olan aklımızla kucaklaştırıyor, hep akıldan uzak diye yaftalanmak istenilen Kur'an'ı, tüm sıcaklığıyla akıl ve kalbimizin sinesine sunuyor.
 
Şimdi diyebilirsiniz ki, madem ki şifreleri Efendimiz (ASM)'ın yanındadır bu kelimelerin, harflerin. Bediüzzaman Said Nursi Hz. nasıl ifade edebilmiş?

Bu konuya da, İşarat'ül İ'caz tefsirinin son ayeti olan ve bir sonraki yazıma konu olacak olan şu ayet ile, ayrıntıları sonraki yazımda olmak üzere yüzeysel de olsa bu kadarlık bir açıklık getirmek istiyorum. (Sonraki yazıyı, muhakkak okumanızı tavsiye ederim) :
سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
 
Abdussamet öztan
Nur Dersanesi – Tavşanlı/Kütahya