Bir Günde Üç Bayram Yada İttihad-ı Nur
A- A A+

Bir Günde Üç Bayram Yada İttihad-ı Nur

Fakir Risale-i Nurlarla 1975’te şereflendim. O zamanlar bayramlaşma İstanbulun ilk medresesi olan Süleymaniye Kirazlımescit sokaktaki 46 numaralı iki katlı binada yapılıyordu.

Ben bu –bence- kutsal olan cemaati tanıyalı yada derslere katılalı günler olmuştu ve bir bayram günü, onu her zaman minnet ve şükran ile andığım sebebim, ağabeyim İbrahim Şencan bayram namazını Süleymaniye camiinin eşsiz manevi atmosferinde eda ettikten sonra Bediüzzaman’ın –hemen, hemen- bütün talebelerinin orada dersler yaptığı kirazlı mescitteki dershaneye gittik.

En fazla 60-70 kişilik bir kalabalık olmuştu. Rahmetli Sungur ağabey, Bayram yüksel ağabey, Kırkınca hoca, M. Emin Birinci ağabey, Fırıncı ağabey, Osman demirci hocam ve daha niceleri…….

Gerçek bayram şenliğinde bir bayramlaşma idi.

Onu takib eden birkaç yılda da –kendimce- o günkü lezzeti, tadı, heyecanı yaşadım fakat daha sonra siyaset aramıza bir giyotin gibi düşerek bizi biri birimizden ayırdı.

Elbette burada haklı ve haksızı konuşmayacağız, zira konumuz muhabbettir.

1982 den sonra 36 senedir hasretini çektiğim/iz o lezzeti her ortamda yad eder, konuşur, derin bir aahhh çekerdim. ……

Dün çorak toprağın suya kavuşması gerçekleşti.

Dün yavrusunu yıllardır yitirmiş ana, evladına kavuştu.

Dün ahlar, vahlar va esefalar el-pençe kenara çekilip yerlerini inşallah, maşallah nidalarına bıraktı.

Dün ye’s ümide, hasret coşkuya, kahır feraha kıyam etti.

Dün kafalardaki zulmet nura, karmaşa sükuna, inkilab etti.

Dün nifak vifaka, firak visale, ayrılık ittihada secde etti.

Dün ümmet bayram etti, Millet bayram etti, Nurlar bayram etti, melekler bayram etti.

Evet, dün bayramdı…

Tek gayeleri, Kur’an hakikatlarını yaymak, insanların imanına kuvvet vermek, bu sayede vatana, millete, dine ve ümmete faydalı nesiller yetiştirmek olan Nur talebeleri,

Kur’an’ın bu zamana bir reçetesi, bir yorumu, hakiki bir tefsiri olan Risale-i nurdan beslenen Nur talebeleri,

Bediüzzaman hazretlerinin ona zulüm etmek isteyenlere dediği “Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur’ana ait dellallığımdan ve kuvve-i maneviye-i imaniyeden ise; elli bin nefer değil, yanlışsınız! Meslek itibariyle elli milyon kuvvetindeyim” ifadesini kendilerine şiar edinen Nur talebeleri…

Uzun zamandır herkes kendine has bir fanusun içinde, çevresini nurlandırma azminde olan Nur talebeleri dün bir arada idiler.

Dün Ramazan ve Cuma bayramından başka üçünü bir kucaklaşma bayramı yaşadık ki parmak ısırttı, dil ısırttı, gözyaşı akıttı.

Merhum Sungur ağabey “bizden sonra Hüsnü kardeş büyük işler yapacak” demişti.

Ramazan’da bir gün Hüsnü ağabeyle sohbet ediyorduk.

Dedi ki “kardeşim Sungur abi vefat edince bütün yük üzerimde kaldı”.

Günlerdir bu iki ağabeyin bu iki cümlesini düşünüyordum. Galiba kendimce cevapladım da.

İnşallah teşbihte hata olmaz; hani bir hadis-i şerif var ya: “Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız sapıtmazsınız, doğru yolda olursunuz.” Bediüzzaman hazretlerinin de her bir talebesi Bediüzzaman’ın bir vasfını üzerinde taşımaktadır.

Söz gelimi; Zübeyir abi, fena fil’üstad, Sungur abi, fena fin’nur olduğu gibi, Hüsnü Bayramoğlu ağabey fena fil’ittihad olmuştur.

Son birkaç senedir Nur talebelerinin arasındaki suni mesafeleri, sanal bariyerleri kaldırmak için harcadığı emek, ettiği tarifsiz gayret ve bu uğurda maruz kaldığı haksız ve seviyesiz hücumlar, çok şükür meyvesini vermeye başlamış hatta dün, yıllardır bu meyveyi hayal edenler tadına bakmaya başlamışlardır.

Arefe günü Nurdanhaber’de bütün cemaatlerin isimleri ile birlikte bayramlaşma yer ve saatlerini de paylaşmıştık.

İşte o cemaatlerin neredeyse tamamının temsilcileri dün Hizmet Vakfı’nın Kocamustafapaşa’daki merkezine gelerek Hüsnü ağabeyin nezaretinde bayramlaşmış, kucaklaşmışlardır. Elhamdülillah, haza min fazlı Rabbi. Oradaki heyecanın kalp atışlarının uğultusu melekleri de heyecanlandırmıştır.

Unutacaklarıma haksızlık olmasın diye isim yazmayacağım, ama Kendilerini “Nurcu” olarak adlandıran ve bu ismi kabul eden, Bediüzzaman’ın talebelerinin, vekillerinin misyonunun farkında olan bütün cemaatler orada idiler. Hüsnü ağabey yanına Fırıncı ağabeyi de alarak takriben 1500 kişi ile bayramlaştı. Öyle ki yorgunluktan artık sağından ve solundan birer kişi tutuyordu ama yüzü şevk şevk parlıyordu, gözleri ışıl ışıl muhabbet yayıyordu. Dudaklarındaki tebessüm tek bir saniye onu terk etmedi. Heyecanı adeta büyük zaferler kazanmış komutan heyecanını andırıyordu.

İttihad zaferi, ittifak zaferi, uhuvvet zaferi, muhabbet zaferi

Üç bayramınız mübarek olsun.

SAADET VE MUHABBETLE KALINIZ. 

Abdurrahman İraz

Kaynak : nurdanhaber