Bediüzzaman'ın Hıristiyanlıkla İlgili Sözlerini Çarpıtıyorlar
A- A A+

Bediüzzaman'ın Hıristiyanlıkla İlgili Sözlerini Çarpıtıyorlar

Nur talebelerini evangelistlerle işbirliği içinde gösteren cahillere tekrar hatırlatılır! Diyalog ile alakalı Bediüzzaman'a sıçratılmak istenen çamurlara belgelerle cevap..

"Bir belgesel veya YouTube videosunda, hatta son zamanlardaki bir TV tartışma programında, ya cehaletlerinden ya da Nura düşmanlıklarından dolayı, son fitne hadisesini de fırsat bilerek Bediüzzaman ile fitne başı Gülen’i aynı kefeye koyan bazı hezeyanlar yayınlanmıştır. Hata ve yalanlarla dolu bu iddiaları çürütmek bizim vazifemizdir" diyen Prof.Dr. Ahmet Akgündüz'ün yazısı: 

BEDİÜZZAMAN'IN PAPAYA MEKTUP GÖNDERDİĞİ İDDİASI YALAN VE İFTİRADIR
 
Bediüzzaman Hazretleri, Papa’ya mektup falan göndermemiştir. Tam tersine Hz. Muhammed’in (A.S.V) peygamberliğini isbat eden Zülfikar Mecmuası adlı eseriyle tevhidi isbat eyleyen Asay-ı Musa kitabını 1951 yılında Papa’ya göndermiştir. Kaldı ki, Bediüzzaman’ın “İslam’dan taviz vererek İslam’a hizmet edilmez” düsturu hayat prensibidir.
 
Nasraniyet, İslam'a karşı teslim olup terk-i silah edecek
 
Bediüzzaman’ın şu sözlerini önceden hatırlatmak istiyoruz:
 
“Nasraniyet, ya intifa ya ıstıfa bulacak. İslam'a karşı teslim olup terk-i silah edecek.” (Sözler, 703)
 
“Dinsiz bir millet yaşamaz. Asya, din noktasında Avrupa’ya benzemez. Ve İslamiyet, hayat-ı şahsiye ve uhreviye cihetinde Hıristiyanlığa uymaz. Ve dinsiz bir müslüman, başka dinsizler gibi olmaz.”
 
“Ben ise bütün Avrupa'ya boykot yapıp, yalnız memleketimin mamulatını giyerim”
 
“Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslamiye ile birleşecek; manen Hristiyan-lık bir nevi İslamiyete inkılab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o İsevilik şahs-ı manevisi tabi' ve İslamiyet metbu' makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır.” (Mektubat, 57)
 
BEDİÜZZAMAN’IN PAPA’YA GÖNDERDİĞİ KİTAPLAR VE PAPA’NIN CEVABİ MEKTUBU: 22 ŞUBAT 1951
 
Bediüzzaman Said Nursi ile birlikte Denizli ve Afyon hapislerinde mevkuf bulunan Selahaddin Çelebi, babası merhum Nazif Çelebi ile birlikte Nur eserlerini ilk defa teksir makinasıyla biner nüsha neşretmişler ve dünyanın muhtelif merkezlerine göndermişlerdir. Bu merkezlerden çeşitli teşekkür mektupları gelmiştir. Bunlar arasında Papalıktan gelen cevabı aynen alacağız.
 
Hazret-i Üstad, bütün hayatında, Avrupa’nın ve ecnebilerin İslam alemine vurdukları hainane darbelerden ve musallat ettikleri gizli ifsad komitelerinin ifsadlarından ve İslam aleminin içine soktukları medeniyet namı altındaki san’at ve terakkiyat hususları hariç mimsiz pis, rezil sefahat ve lehviyattan, ayrıca da İslam aleminde türettikleri ırkçılık gibi pis hasletlerden dolayı; Avrupa’ya karşı daima nefretli davranmış ve onların bu cihetteki durumlarına muhabbeten, dostluktan, hele hele taklidden iğrenmiş, uzak kalmış ve o tip bir taklidçiliği her zaman milliyetsizlik, tinetsizlik saymıştır. Avrupaya karşı bu şekil bir muhabbeti aynı zamanda çok zararlı, çok hatarlı ve körü körüne bir iltihak addetmiştir.
 
Resulullah Efendimizin Hazret-i İsa (A.S) ile ilgili hadis-i şeriflerinin işaretleri
 
Ama bunun yanında da, her zaman Hıristiyanlık aleminden hakiki dindar bir ruhani cemaatının İslama iltihaklarını, yardımlarını bazı sahih hadislerin işaretleriyle olacağını da ümidle beklemiştir. Evet Hazret-i Üstad bunları Resulullah Efendimizin Hazret-i İsa (A.S) ile ilgili hadis-i şeriflerinin işaretlerinden aldığı kesin bir kanaatla, bu büyük hadiseye hep muntazır kalmıştır.

Hatta Avrupa’da, Amerika’da bu hakikat lehine ve ona işaret edici en ufak kıpırdanışları dahi çok ehemmiyetle değerlendirmiş ve hadislerdeki o büyük hakikatın bir alameti, bir nişanı, bir işareti olarak tatbik etmeye çalışmıştır. Risale-i Nur eserlerinde bu mevzu’un bir çok defalar ele alındığı okuyanların malumlarıdır.
 
1950’de Almanya’ya Berlin’e gönderilen Zülfikar ve Gençlik Rehberleri münasebetiyle, yine ehemmiyetle değerlendirmeli beyanlarda bulunmuştur. Daha sonra aynı yıl içinde Papa’ya gönderilen Zülfikar eseri ve 1953’de İstanbul’da Üstad’ın bizzat gidip Fener Patriğiyle görüşmesi dahi, onun bu meseleye ne derece ehemmiyetle baktığını ve o büyük hakikatın tezahürünü ne kadar ve nasıl beklediğini göstermeye kafidir.
 
Papa’ya gönderilen Zülfikar kitabıyla ilgili girişim ve Hazret-i Üstad’ın bu husustaki ifadeleri gelecek şekildedir ve 29.12.950’de Salahaddin Çelebi’nin Üstad Hazretlerine bir mektubunda ezcümle şunları yazmıştır:
 
"Cami’ül-Ezher’e ve Pakistan Sefirine, Roma Vatikan Papa’ya birer Zülfikar hediye edilecektir.
Almanya’da Müslüman reisi Berlin cami’ imamına bir Zülfikar hediye edilmiştir. Vasıta olan Hacı Bey söyledi: “Berlin gazetelerinde gayet kıymettar olan Bediüzzaman Hazretlerinin Zülfikar’ını ilan etmişler.” Tayyare Acentası Hacı Bey tarafından Zülfikar hediye edilmiştir...
 
Abdurrahman Salahaddin Çelebi.
 
Buna karşılık Papa’dan gelen cevap aynen şöyledir:
Papalık Makam-ı Alisi Kalem-i Mahsusu Başkitabet Dairesi, Vatikan
22 Şubat 1951
Numara: 23 22 47
 
Efendim!
Zülfikar nam el yazısı güzel eseriniz İstanbul’da Papalık makam-ı vekaleti vasıtasiyle Papa Hazretlerine takdim edil-miştir. Bu nazik saygınızdan dolayı gayet mütehassis olduklarını bildirirken, üzerinize Cenab-ı Hakkın lutuflarını dileklerini tebliğe beni memur ettiklerini arza müsaraat eylerim. Bu vesile ile saygılarımı sunarım. 

İmza: Vatikan Katibi
 
Bahri Çağlar anlatıyor:
 
"Üstad, Papa’ya Zülfikar’ı gönderiyor. Papa cevaben mektup yazıyor. Mektuptan bir parça: “‘O güzel el yazılı göndermiş olduğunuz Kur’an tefsiri Zülfikar Mecmuasını aldım. Cenab-ı Hak sana lütuf ihsan etsin.’
Bu mektup şimdi bende... 
 
Zülfikar'da ne var?
 
Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde Zülfikar-ı Mucizat, Zülfikar Mecmuası, Zülfikar-ı Mucizat-ı Kur’aniye Mecmuası gibi isimlerle anılır. Pek çok yerde ise Asa-yı Musa isimli risaleyle zikredilir ve her iki Risalenin iman hakikatlerini ispat konusundaki önemi hatırlatılır.
 
Başta Kur’an-ı Kerim’in pek çok açıdan mu’cize oluşunun ele alındığı 25. Söz ve Hz. Peygamber’in (a.s.m.) peygamberliğini ispat eden 19. Mektup Risaleleri olmak üzere, aynı çerçevede Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde yer alan bölümlerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Üstad Bediüzzaman bu eserinin başında, özellikle hafızlar ve hocaların Zülfikar’a şiddetle muhtaç olduğunu ifade eder.
 
Bu eserin Hıristiyan Aleminin bir nevi dini ve ruhani reisi olan Papaya gönderilmesiyle, vahdaniyet-i ilahiyye, Risalet-ı Muhammediye Aleyhisselatü Vesselam ve Kur’an’ın kelamullah olduğunu ispat eden bu eser, mezkur tebliği de yapmış oluyordu.
 
FENER PATRİĞİ İLE GÖRÜŞME
 
Üstteki hadise ve mesele münasebetiyle, Hazret-i Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin 1953 yaz aylarında, hususi şekilde gidip İstanbul Fener Patriği Athenagoras ile görüşmesini burada kaydetmek lazımdır. Üstad’ın bu görüşmesi manidardı. İslam ve hakiki Hıristiyanlık dinlerinin barışmasının veya hiç olmazsa esas mes’elelerde ittifakın tebliği gibi idi.

O günlerde Üstad’la beraber bulunmuş halen hayatta Nur Talebelerinden bir çoğu rivayet ederler ki: Bir gün Hazret-i Üstad, yanında Üniversiteli Ziya Arun olduğu halde, Fener’deki Patriğe gitmiş, görüşmüş ve ona:
 
“Hristiyanlığın din-i hakikisi olan tevhid ve nübüvveti kabul ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammedi de (A.S.M) peygamber ve Kur’an-ı Kerimi de Kitabullah olarak kabul ederseniz, ehl-i necat olacaksınız.” dedi.
 
Patrik Athenagoras cevabında: “Ben kabul ediyorum...” deyince Bediüzzaman: “O halde siz bunu dünyanın diğer ruhani reislerine de söylüyor musunuz?”
 
Patrik: “Söylüyorum, amma onlar kabul etmiyorlar.” diye cevab vermiş.
 
Bu hadiseyi nakleden, Üstad’ın o sıra beraberinde bulunmuş birçok talebesi vardır. Ezcümle Ahmed Aytimur, şimdi Almanya’da bulunan Abdulmuhsin, Mehmed Fırıncı vesaire...

Mehmed Fırıncı anlatıyor:
 
Çarşamba'da Ziya Arun kardeşimizle birlikte gezmeye gitmişlerdi. Eve döndüklerinde Ziya Arun heyecanlı bir şekilde. Üstadla birlikte Fener Patrikhanesine gittiklerini ve Üstadın Patrik Athenagoras'la görüşüp konuştuğunu anlattı.
Kaynak : Risale Ajans