Bediüzzaman Uyarıyor
A- A A+

Bediüzzaman Uyarıyor

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri uyarıyor !
Aziz kardeşlerim! Üstadınız {layuhti} değil. Onu hatasız zannetmek hatadır." 

Maalesef toplumda üstadın bu anlattığı şekilde bir bakış açısı oluşmadığından dolayı İslama muhalif çok icraatlar olmaktadır. "Benim Şeyhim hata yapmaz, benim Liderim hata yapmaz, Benim Cemaat Önderim hata yapmaz, Benim Üstadım hata yapmaz" gibi, İnşaallah bu satırları dikkatle okuduğunuzda aslında işin çözümününde çok zor olmadığını görecek ve bir Müslümanın nasıl bir düşüncede olması gerektiğini öğreneceksiniz.

Unutulmamalıdır ki; Bütün peygamberler gerek peygamberliklerinden önce, gerekse peygamberliklerinden sonra hiçbir şekilde büyük günah işlememişlerdir.
 
Ancak, bazı peygamberler hata yoluyla, unutmak veya daha iyiyi terk etmek suretiyle bizim bildiğimiz şeklin dışında "zelle" denen bazı hatalar işlemişlerdir. (Muvazzah ilm-i Kelam, s.184; Fıkh-ı Ekber Şerhi, s.154)

Şimdi Üstadın sözlerinini dikkatle okuyalım ;
Nasılki bir cemaatın malı bir adama verilse zulüm olur. Veya cemaata ait vakıfları bir adam zabtetse zulmeder.
 
Öyle de: Cemaatın {sa'y}leriyle hasıl olan bir neticeyi veya cemaatın {hasene}leriyle {terettüb} eden bir şerefi, bir fazileti, o cemaatın reisine veya üstadına vermek; hem cemaata, hem de o üstad veya reise zulümdür.
 
Çünki enaniyeti okşar, gurura sevkeder. Kendini kapıcı iken, padişah zannettirir. Hem kendi nefsine de zulmeder. Belki bir nevi {şirk-i hafi}ye yol açar. Evet bir kal'ayı fetheden bir taburun ganimetini ve muzafferiyet ve şerefini, binbaşısı alamaz.
 
Evet üstad ve {mürşid}{masdar} ve {menba} {telakki} edilmemek gerektir. Belki {mazhar} ve {ma'kes} olduklarını bilmek lazımdır.
 
Mesela: Hararet ve {ziya}, sana bir ayine vasıtasıyla gelir.

Senden Güneş'e karşı minnetdar olmaya bedel, ayineyi masdar telakki edip, Güneş'i unutup, ona minnetdar olmak, {divane}liktir. Evet ayine muhafaza edilmeli, çünki mazhardır.
 
İşte mürşidin ruhu ve kalbi bir ayinedir. Cenab-ı Hak'tan gelen feyze ma'kes olur, müridine aksedilmesine de vesile olur. Vesilelikten fazla feyiz noktasında makam verilmemek lazımdır.
 
Hatta bazı olur ki, masdar telakki edilen bir üstad, ne mazhardır, ne masdardır. Belki müridinin {safvet}-i ihlasıyla ve kuvvet-i irtibatıyla ve ona hasr-ı nazar ile o mürid başka yolda aldığı füyuzatı, üstadının {mir'at}-ı ruhundan gelmiş görüyor.
 
Nasılki bazı adam, manyetizma vasıtasıyla bir cama dikkat ede ede {alem-i misal}e karşı hayalinde bir pencere açılır. O ayinede çok garaibi müşahede eder. Halbuki ayinede değil, belki ayineye olan dikkat-i nazar vasıtasıyla ayinenin haricinde hayaline bir pencere açılmış görüyor.
 
Onun içindir ki, bazan {nakıs} bir şeyhin halis müridi, şeyhinden daha {ziyade} {kamil} olabilir ve döner şeyhini {irşad} eder ve şeyhinin şeyhi olur.