Bediüzzaman Said Nursi Arefe Günü Nasıl İbadet Ederdi?
A- A A+

Bediüzzaman Said Nursi Arefe Günü Nasıl İbadet Ederdi?

Peygamberimiz (a.s.m.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:
 
 “Sevabını Allah’tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.”
 
Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik eden Peygamber Efendimiz (a.s.m.) yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye eder. Bu gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirir.
 
“Arefe günü Besmele ile bin ihlas okuyanın günahları (kul hakkı hariç) affedilir ve duası kabul olur.” Ebu-ş şeyh
 
Başka bir hadis-i şerifte:
 
“Kim ihlas suresini Arefe gününde öğle ile akşam arasında bin defa okursa Allah (cc) ona ne isterse verir.” Buyurur.

------------
 
Şualarda bir mektupta geçen mektupta Bediüzzaman Said Nursi talebelerine şöyle şöyle bir hadiseyi anlatmaktadır:
 
''Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı Şerif okurduk. Ben, şimdi bir gün evvel beş yüz ve arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir.''
 
Diğer bir yerde de Said Nursi Hazretleri Arefe gününde İhlas-ı Şerif okumanın faydalarını şöyle dile getirmiştir:
 
''Sure-i İhlası Arefe gününde yüzer defa tekrar edip okuyordum. Gördüm ki, bendeki manevi duyguların bir kısmı, birkaç defada gıdasını alır, vazgeçer, durur. Ve kuvve-i müfekkire gibi bir kısım dahi, bir zaman mana tarafına müteveccih olur, hissesini alır, o da durur. Ve kalb gibi bir kısım, manevi bir zevke medar bazı mefhumlar cihetinde hissesini alır, o da sükut eder.''

-----------------
 
Sa’d bin Evs el-Ensari anlatıyor:
 
Resulullah, (a.s.m) Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
 
“Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükafatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat etiniz, mükafatınızı alınız.’’ buyurmaktadır.
 
Cemaatler halinde kılınan bayram namazında getirilen tekbirler, akıl, kalp ve ruh üzerinde bulunan gafletin kalkmasına ve Cenab-ı Allah’a şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Bayram namazlarında mü’minler beraber getirdikleri tekbirlerle adeta yeryüzü tek bir ağız ve bir dil ile tevhit sesleriyle, kainatı bir semazen gibi vecdeye getirmektedir.
 
Peygamber (a.s.m.) günlük iftarların adabı bayramda da yerine getirirlerdi, orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz (a.s.m.) Ramazan Bayramı sabahında hurma gibi bir tatlı almadan evinden ayrılmazdı. Bayramı tatlı yiyerek başlardı.
 
Ramazan bayramı, adeta her gün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Eskide Anadolu’nun köylerinde, bayram sabahı maddi imkanı müsait olanlar evlerinde yemek sofrasını hazırlardı, bayram namazından sonra evler tek tek dolaşarak bayramlaşma yapılır ve hazırlanan yemekler toplu olarak yenilirdi.
 
Bayramlar aynı zamanda sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı, fakir ve yardıma muhtaç kimselere yardım elinin uzatıldığı, sevgi ve saygının artmasına vesile olduğu, dargın ve küskünleri bir araya getirdiği, dar-ı bakaya intikal etmiş kabirlerinden bir dua ve Fatiha bekleyenlere kadar uzanan güzel hasletlerdendir.
 
Ramazan bayramının bir diğer adı da ‘’İydü’l-fıtr’’ yani fıtr bayramı demektir. Bu nedenle  fitre, zekat ve sadaka, fakir ve yardıma muhtaç kimselere dağıtılarak, bayramın sevincini onlarla paylaşmak gerekir.
Kaynak : Risale Ajans