Bediüzzaman Peygamber Yerine Mi Koyuluyor?
A- A A+

Bediüzzaman Peygamber Yerine Mi Koyuluyor?

Sürekli duyduğumuz ve araştırmadan bilmeden, cahilane yapılan bir tenkittir "Nurcular Bediüzzaman'ı Peygamber yerine koyuyor, Kur'an yerine Risale okuyor" ifadeleri. Elbette bilmemek ayıp değil fakat bilmediği halde bu tarz karalayıcı ifadeler, hatta iftiralar müslümana yakışmaz elbet.

SAFDİL HOCALARI KANDIRIYORLAR

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri kendisine yöneltilen başka kitapları beğenmiyor şeklindeki tenkitlere şöyle cevap vermiştir:  "Diyorlar: "Said, yanında başka kitabları bulundurmuyor. Demek onları beğenmiyor. Ve İmam-ı Gazali'yi de (R.A.) tam beğenmiyor ki, eserlerini yanına getirmiyor." İşte bu acib manasız sözlerle bir bulantı veriyorlar. Bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat, safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar."

EHLİ DALALAETİN HÜCÜMUNA KARŞI KORURUZ
 
Üstad, tüm Müslümanlar gibi Nur Talebelerinin de büyük alimlerin kitaplarını ehli dalaletten koruduğunu şöyle anlatır:
"Buna karşı deriz ki: "Haşa, yüz defa haşa!.. Risale-i Nur ve şakirdleri, Hüccet-ül İslam İmam-ı Gazali ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegane Üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takib ettiği mesleği ehl-i dalaletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir."

RİSALE-İ NUR DÜŞMANLARIN BAŞINI DAĞITIR

Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur'a bu zamanda neden daha fazla önem verdiğini en dar zihinlerin bile anlayacağı şekilde bakın nasıl anlatıyor: "Fakat onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkan-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allame ve müçtehid zatların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silahlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden; Risale-i Nur, Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'dan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silahları bulduğu için, o mübarek ve kudsi zatların tezgahlarına müracaat etmiyor. Çünki umum onların merci'leri ve menba'ları ve üstadları olan Kur'an, Risale-i Nur'a tam mükemmel bir üstad olmuştur. Ve hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nurani eserlerden de istifade etsek."

BİZ KENDİ VAZİFEMİZİ YAPIYORUZ

Her cemaatin kendi çapında vazifesini yerine getirdiğini ve vazifesini yaptığı için kimseyi yargılamamak gerektiği gibi tebrik etmek gerektiğini ifade ediyor Üstad: "Hem Risale-i Nur şakirdlerinin yüz mislinden ziyade zatlar, o kitablarla meşguldürler ve o vazifeyi yapıyorlar. Biz de, o vazifeyi onlara bırakmışız. Yoksa haşa ve kella! O kudsi Üstadlarımızın mübarek eserlerini ruh u canımız kadar severiz. Fakat herbirimizin birer kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecaviz var. Vaktimiz dar. En son silah, mitralyoz gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz."

Risale-i Nur, bu asrın ihtiyaçlarına cevap verecek mahiyettedir. Bulunduğu asrı çok iyi tahlil etmiş bir zatın Allah'ın inayetiyle, Kur’an eczahanesinden aldığı ilaçların düzenli kullanılmasının manevi hastalıklar için kifayet edeceğini ifade ediyor. Bu ifadelerden; Risalelerin dışında hiçbir kitap okunmaz sonucunu çıkarmak elbetteki doğru değildir. Zira Risaleler bir fıkıh kitabı, bir tarih, kimya, fizik gibi fen kitabı da değildir. Bunlarla ilgili ihtiyaçlarımızı elbetteki ilgili kaynaklardan alacağız. Onları okuyup istifade edeceğiz.

Her çocuk annesini, babasını sevdiği, her öğrenci öğretmenini istifadesi nisbetinde sevdiği gibi, elbetteki Kur’an-ı Kerim'in bu asırdaki bir manevi tefsiri olan Risale-i Nur ile imanını kurtarmaya vesile olan yüz binlerce nur talebesi, bu eserlere vesile olan Bediüzzamanı sevecekler ve minnetdar olacaklardır.