Bediüzzaman Japon Başkomutanına Risale-i Nur Gönderdi
A- A A+

Bediüzzaman Japon Başkomutanına Risale-i Nur Gönderdi

“Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri bana, ‘Bu eserleri Japon Başkomutanına vereceksin’ demişti. Ben de Kore’ye vardığımızda ‘Bu eserleri Japonya’ya acaba nasıl götüreceğim?’ diye merak ediyordum.

Mutlaka bu eserleri Japonya’ya götürmem lazımdı. Ama erlerin Japonya’ya gitmesi yasaktı. Subaylar 15 gün, astsubaylarla bir hafta Tokyo’da izin yaparlar, dönerlerdi. Bana bazı Kore’deki hadiselerden dolayı bölük komutanı ve bazı üsteğmenler söz vermişlerdi; ‘Seni ne yapıp yapıp Tokyo’ya göndereceğiz’ derlerdi. Ben de eserleri Tokyo’ya götürmeyi çok arzu ediyordum.

Allah’a hadsiz şükür olsun ki, Üstadımızın arzusu tahakkuk etti. Oradaki yaralı subayları almak için bizim tabur olduğu gibi Tokyo’ya uğradı. Hatta giderken gemiden yanardağı gördük. Yüksek bir dağda lavlar fışkırıyordu. Türkiye’ye dönüşte oradaki yaralı gazileri almak için bizi beş bin kişilik kampa koydular.
 


Nogi Maresuke / Japon Başkomutanı

Ben kumandanlara çıktım. Ben, ‘Üstadım olan Bediüzzaman’ın kitaplarını getirdim. Japon Başkomutanına getirdim, kendisine vereceğim’ dedim.Hiç itiraz etmediler,

‘Yalnız olmaz, yanına iki kişi daha al, git’ dediler. Ben de bizim bölükten namaz kılanlardan bir çavuşla bir er aldım. Eserleri yanımıza aldık. Sevinçle hemen bir taksi tuttuk. Zaten adres almıştık. Türklerin bulunduğu camiye vardık.
Caminin müezzinini bulduk. Müezzin bizi evine götürdü, memnun oldu, yemek yedirdi. Sonra Abdülvahab ismindeki reislerinin evine götürdü. Bizimle çok alakadar oldular.

Ben de üstadımızın selamlarını söyledim. ‘Bu kitapları Üstadımız Japon Başkomutanına gönderdi, o Üstadımın arkadaşı imiş. Üstad ile muhabere ederlermiş, İstanbul’da görüşmüşler’ dedim. Onlar çok sevindiler. ‘Bizi buraya getiren zaten o zattı. Biz Kazan Türkleriyiz. Japon ve Rus Harbinden sonra bizler buraya geldik, bize bu camiyi yaptırdı, verdi. Müslümanları çok severdi, maalesef o zat vefat etti.

Bizler Üstadı çoktan tanıyoruz. Üstad müstesna insandır. Biz, onu ta Rusya’da iken takdir ediyorduk. Bak bu camimizi, evimizi Üstadın dostu olan kumandan bize hediye etti’ dedi. (Çok güzel de Türkçe konuşuyorlardı.) ‘Biz bu kitapları neşrederiz’ dediler. Abdülvahab’ın kerimesi oradaki Türk çocuklarına, Türkçe dersi veriyor, muallimelik yapıyordu. Eserleri kendilerine verdim. Çok memnun oldular. ‘Üstada selamlarımızı söyleyin, bizlere dua etsin’ dediler.

Son Şahitler-Necmeddin Şahinler
Kaynak : Risale Ajans