Mustafa H.Küçükoğlu
Mutlak Vekilliğe Karşı Yapılan Cerbeze
Mustafa H.Küçükoğlu
A- A A+
Cerbeze aldatıcı sözlerle kurnazlık etmek batılı hak, hakkı batıl gösterecek laf kalabalığı demektir.
 
Evet mutlak vekillerin avukatıyım ayrıca ortada kralda yok kralcı da, okuduğum Risale-i Nur kendisine malım gibi sahip çıkmamı istiyor.Ve okuduğum Risale-i nur bu ağabeyleri müdafaa etmemi istiyor.
 
Birileri neden mutlak vekil ağabeylerden çok rahatsız oluyorlar ve bu konuda cerbeze yapıyorlar.
 
1-) Mutlak vekiller onların Risale-i Nur hizmetini sulandırmak başka mecralara çekmek istedikleri şekle sokmak için önlerinde ki en büyük engel 
 
2-) Mutlak vekiller kendi heva ve hevesine göre sürüklemek isteyenlerin önünde en büyük engel 

3-) Hizmetin tam tarz hareketini bilmek ve yakından görmek hasebiyle bu tarz insanlar bu ağabeylerden rahatsız oluyorlar çünkü insanlar doğru tarzda hizmetin adresi olan mutlak vekil ağabeylere soruyorlar böylece yaptıkları fiiller ortaya çıkıyor.

4-) Bir şehrin müdebbiri, hizmetlerini anlattıktan sonra Hüsnü ağabey onlar için aynen şu ifadeyi  kullandı biz üstadımızdan böyle bir tarz görmedik ama ne yapalım siz yapıyorsunuz sözünü bu tarzda olan insanların hiçbiri duymak istemiyor.

Bu tarz insanların durumu şuna benziyor yüzerken kafalarını suya gömüyorlar kendince her noktadan mükemmel bir yüzücü ama kafasını her kafadan çıkardıkça mutlak vekil ağabeyleri her noktada kendilerinden önde görüyorlar buda onları çok rahatsız ediyor.
 
1.CERBEZE : Bunlar mutlak vekilin her dediğini yapmak veya yapma dediğini yapmamak ifadesi ne akla ne de mantığa ne de dini değerlere uymuyor diyorlar.
 
"Tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört-beş adamı mutlak vekil yapıyorum.Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler." Emirdağ-2 - 233
 
Burada nazara verilen ve uyulması istenen nokta nurlara karşı hizmetin tarzını bilerek tam yapabilme meselesidir yani üstadın istediği emrettiği tarzda hizmet meselesidir bunlar ise cerbeze ile meseleyi umumileştirip her dediği yapma veya yapma dediğini yapma meselesine getiriyorlar.Çünkü üstadımız tarzda gitmek onların işine gelmiyor bu ağabeylerde hiçbir zaman hiçbir şekilde böyle bir şey istememişlerdir.
 
2. CERBEZE : Sungur ağabeyin bir 2000 yılındaki bir videosunu kendilerine referans gösterip "bakın mutlak vekilin de kendisi böyle diyor" diyorlar acaibtir ki o video tedavül girdiği gibi mutlak vekil meseleden rahatsız olanlarca haberlice gibi hemen paylaşılıyor ama buradan da size ekmek çıkmaz.
 
Evvela: Mutlak vekiller; ey insanlar etrafımızda toplanın bizi dinleyin sözümüzden çıkmayın diye hiçbir zaman ilanat yapmadılar hemen tarihçe-i hayat 698 deki haşiyeye hatırlayalım;
 
"O, şahsına ne kadar kıymet vermiyorsa, bizim onda milyarlar derece fazla kıymet ve ehemmiyeti görmemiz, basiret ve insaniyetin muktezasıdır, bir lütf-u İlahidir. Zira Risale-i Nur gibi parlak bir tefsir-i Kur'an olan şaheser, onun varlığından meydana gelmiş ve fışkırmıştır." Tarihçe-i Hayat - 698"
 
Sungur ağabeyin oradaki beyanatı ihlasının muktezasıdır bize düşen Risale-i nur hizmetini üstadımızın istediği tam tarzı harekette yakından görüp bize hayatları,tavır ve davranışları ile ulaştıran bu ağabeylere kiymet ehemmiyet vermemiz basiret ve insaniyetimizin muktezasıdır.
 
Elbette onlar bunu istemiyorlar ve istemezler biz defalarca Hüsnü ağabeyden işittik ki;  "Bende sizin gibi bir talebeyim Risale-i Nura bakın" demiştir. Ama Emirdağ-2 233 bu ağabeyleri işaret etmiştir.Tam tarzı hareketi bilmek ve bu tarzda hareket etmek mutlak vekillerce mümkündür.
 
3. CERBEZE : Mutlak vekil demek şahsa bağlanmak degilmidir diyorlar teşbihte hata olmaz.
 
"Size iki şey bırakıyorum. Onlara temessük etseniz, necat bulursunuz. Biri: Kitabullah, biri: Al-i Beytim." Çünki Sünnet-i Seniyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan Al-i Beyttir." Lemalar - 21" 

Bu sırra binaen nasıl ki ehl-i beyt sünnet-i seniyyenin müşahhas timsalleri ise Risale-i nur tam tarzı hareketini bilenler veya yakından gören ve nurlara karşı hizmetin tarzını bilerek yapabilmeyede Mutlak vekil ağabeyler bırakılmıştır. Onlarda risale-i nurun tam tarz harketinin müşahhaslaşmış şekilleridir.

Ayrıca;  
"Zannederdim ki, ben gittikten sonra, burada benim yerimde, bana ettikleri hürmeti onlara edecekler. Ümidim budur ki, köy halkının yüzde doksanı onların kıymetini takdir edecekler. Birkaç insafsızlar tenkid ededursunlar, o tenkidlerden ne çıkar? Bunlara ilişmek, doğrudan doğruya bana ilişmektir. Barla - 200"  emrini yerine getirmek şahsa bağlanmak mıdır?
 
Bunlarla konuştuğunuz zaman sorun bu ağabeyler risale-i nurun tarz ve düsturlarına muhalefet eden bir harekete girişmişler midirler hayır asla çünkü onlar asla üstadımızın defalarca Kuran el bastırdığı tam tarzı hareketini bilen kendi tayin ettiği vekillerdir.
 
Mutlak vekil ağabeylere hizmetin tarz ,düstur ve harekatında iktiba etmek şahsa bağlanmak mıdır yoksa bidakarene işlerde ve harekatda bulunmamaya çalışmak mıdır Zübeyir ağabey tabiriyle mesleki dalalete düşmemeye çalışmak mıdır.
Haşa üstadımız tam tarzı hareketini bilenleri yanlış mı tayin etmiştir.
 
Mutlak vekil meselesine itiraz edenlerden olan sorularla risalenin 19.10.2010 tarihli başka bir yazısında aynen şöyle geçiyor;

"Vekil: Bir adamın yerine hareket etme selahiyetine olan kimseye denir. Üstadın vekili daha ziyade üstadın meslek ve meşrebini temsil eder" denmektedir. Böyle şahıslarla hareket etmek şahıscılık mıdır? soruyoruz.
 
"Ben yanımdaki vasiyetnamemdeki evlad kabul ettiğim küçük evladları tevkil ediyorum. Onlarla konuşanı, benimle konuşmuş gibi kabul ediyorum" Emirdağ-2 - 227" diyen üstadın sözüne tabi olmak şahısçılık mıdır soruyoruz.
 
4.CERBEZE: "Mutlak vekil hamalıktır...Eğer ben Üstad'ın vekilim şuyum, buyum.. bundan sonra beni dinleyiniz diye bi söz duyarsanız..." diye Zübeyir  Ağabey'in sözünü delil getiriyorlar.
 
Allah için siz hiçbir zaman ağabeylerden ben Üstad'ın vekiliyim şuyum, buyum beni dinleyin diye bir söz işittiniz  mi? 
 
Onlar, bizimi dinleyin, yoksa Üstadımız böyle buyurdu, böyle yapardı, Üstadımız dan biz böyle gördük mü.,diyorlar. İnsaf. 

Şimdi biri ders kürsüsüne çıkıyor, bir satır okuyor beş dakika konuşuyor. Ağabeylerin  Üstadımız cemaate ders okurken izah etmezdi demesi, beni dinleyin mi demektir. "Zanederim ki hakiki-i imaniyeyi risale-i nur ihata etmiş başka yerlerde aramaya lüzum yok ". Barla 371. Düsturunu hatırlatması beni dinleyin mi demektir?
 
Kastamonu 77 'deki mektubu hatırlatması beni dinleyin mi demektir? Soruyoruz.
 
Ağabeylerin alta  meal ve lügat koymayın. Biz Üstadımız dan böyle bir tarz görmedik demesi beni dinleyin mi demektir? Soruyoruz.
 
SORUYORUZ !
Karılı-kızlı toplantı yapmayın. Biz üstadımız dan böyle bir tarz görmedik demek beni dinleyin mi demektir?

SORUYORUZ !
Risale-i Nur'u perdeleyen kitapları yazmayın, Risale-in Nur kafidir, demek beni dinleyin mi demektir?

SORUYORUZ !
Dersleri tiyatroya çevirmeyin. Biz Üstadımız dan böyle bir tarz görmedik demek beni dinleyin mi demektir? 
 
Mutlak vekillere itiraz edenlere bakın  herbirinin illaki  bu noktalarda bir problemi mevcuttur. Fakat şunu unutmamak gerektir ki mutlak vekilleri itibarsızlaştırmaya (kendilerince) çalışanların akibeti güzel olmayacaktır.
 
Son Nokta: Şimdi bir adam düşünün 2013 te yazdığı bir yazıda Üstad hazretleri ölümünden sonrasi için varis ve vekiller bırakmıştır. Eğer Bediüzaman üstadımız ise bize varis bıraktığı abileri dinlememiz gerekmez mi diyor.
 
Aynı adam 8 mart 2020 deki yazı ile mutlak vekillere savaş açıyor ise bu ne anlama geliyor?
Bu fikri bu arkadaşa kim verdi? Niçin böyle değişti? diye bir sürü soru akla gelmektedir.
 
Ve ümitsiz bir şimşeğin çakmasıyla aynı tarihe denk gelmesi düşündürücü değil mi? Acaba diyoruz bir yerden düğmeye mi basıldı?

YAZARIN DİĞER YAZILARI