Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları
A- A A+

Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları

1983-1985 yılları arasında Vakıf Müessesesi adlı doktora tezimi yazarken en çok kaynaklar arasında Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları yer alıyordu. Veli bin Yusuf Mecmuʻsını esas almıştım. Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları diğer fetvalardan çok farklıydı; aslında bir fetva mecmuʻsından ziyade bir fıkıh kitabı gibiydi. Gedik hakkı ve Muhyiddin Arabi hakkındaki fetvaları, günümüzün mastır tezlerini hatırlatıyordu.

Diğer mecmuʻalardan farklı olarak üç özelliği daha bulunuyordu:

Birincisi, çoğu fetvaların fıkıh kitaplarından alınan müstenidat-ı şerʻiyyesi yani hukuki dayanakları da Arabça olarak zikredilmişti.

İkincisi, temel konularda daha evvelki Şeyhü’l-İslamlara yahut büyük kadilara ait fetvalar da ihmal edilmemiştir.

Üçüncüsü ise, ihtiva ettiği fetvaların önemi idi. Biliyoruz ki, Osmanlı hukuk tarihinde fetvalar üçe ayrılıyordu:

1) Müftülerin yahut büyük alimlerin verdikleri fetvalar, dini açıdan bağlayıcı idi.

2) Ancak şeyhülislamların verdikleri fetvalar, fetvay-ı şerife diye adlandırılıyor ve günümüzdeki içtihadı birleştirme kararları gibi bütün kadi ve müftüleri bağlıyordu.

3) Şeyhülislamların fetvaları, eğer Sultan yahut Halife tarafından tasvip edilip kanun olarak ilan edilirse, Memalik-i Mahrusenin bütün vatandaşlarını, diğer kanunlar gibi bağlar hale geliyorcdu ki, Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları içinde bulunan ve ayrı olarak Maʻruzat adı altında derlenen fetvalar bunlardı.
 
İşte böylesine önem arz eden Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları’nı 1986 yılında İstanbul’a geldiğimde neşretmeyi düşündüm. Osmanlı Kanunnameleri adı büyük proje ile meşgul olduğumdan Vahdet Yılmaz Ağabeyi ve Asistanım Osman Kaşıkçı’yı yardıma çağırdım. Ancak zor ıstılahlarla dolu bu mecmuʻa istediğimiz gibi yürümedi ve 20-30 sayfada kaldı.
 
Osmanlı Kanunnameleri projesi 11 ciltte tamamlanınca yenide heveslendim. Bir kısım arkadaşların yardımıyla da kabaca Latin harflerine çevirmeyi tamamladım. Ancak asıl zor iş burada başlıyordu. Zira ıstılahları teker teker tashih ederek; Arapça ibareleri aslına uygun bir şekilde yazarak ve nihayet tamamıyla olmasa da önemli nüshalarla mukayese ederek neşre hazırlamak işin en zor tarafı idi.

Bu arada Veli bin Yusuf Mecmuʻasını bizimle eş zamanlı olarak Doç.Dr. Abdullah Demir ve Yrd.Doç.Dr. Ramazan Günay beyefendilerin de yayına hazırladığını duyduk. Ancak gördüğümüz kadarıyla, hem Arapça ibarelerin alınmamış olması; hem transkribe hataları, hem ıstılahlardaki ciddi hatalar ve hem de başlıkların Türkçe’ye kazandırılmaması gibi bize göre eksiklikler sebebiyle müstakil olarak neşretmeyi uygun gördük.
 
Mesele bununla da kalmadı ve Ebüssuʻud’un Osmanlı hukukuna ait hukuk tarihimizin altın sayfalarını teşkil etmiş olan diğer Risale ve müstakil fetvalarına da el atmaya karar verdik. Böylece Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları adıyla neşrettiğimiz bu eser, iki kısımdan ve bu kısımlar da bir çok bölümden oluştu:
 
BİRİNCİ KISIM, üç bölümden teşekkül etmektedir. 
 
Birinci Bölümde Ebüssuʻud Efendi’nın hayatı, ilmi şahsiyeti ve eserleri üzerinde kısaca durduk. Ancak bu konuyu OSAV tarafından neşredilen Behlül Düzenli’ye ait Ebüssuʻud Efendi ve Fetavası isimli kapsamlı esere havale ediyoruz. Hatta bu kitabımızı alanın mutlaka mezkur eseri de kütüphanesine kazandırmasını şiddetle tavsiye ediyoruz.
 
İkinci Bölümde, Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları üzerinde ayrıntılı olarak durduk. Ebüssuʻud Efendi’nin müstakil ve münferid olarak kaleme alınan bütün fetvaları hakkında genel bir bilgi verdik. Bu bölümde Behlül Düzenli’nin eserindenönemli ölçüde yararlandık.
 
Üçüncü Bölümde ise, Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları Mecmuʻası olan Veli bin Yusufa ait mecmuʻayı, bazı temel nüshalarla kıyaslayarak neşre hazırladık. Bizim temel ladığımız nüshalar üç tanedür: 
 
1) Süleymaniye Kütüphanesi İsmihan Sultan’daki 223 No’lu Nüshadır ki, bunun en temel özellikleri şunlardır: Nüsha eksiksizdir. Özellikle zor okunabilecek Eski Türkçe kelimeler çoğu kere harekelenmiştir. Maalesef, müstensih’in zaʻfından olsa gerek, Arapça ibareler hatalarla doludur. Bu nüsha, 20 Rebiʻulevvel 1049/21 Temmuz 1639 tarihinde Mustafa bin Abdülbari tarafından istinsah edilmiştir.
 
2) Süleymaniye Kütüphanesi Şehid Ali Paşa’daki 1069 No’lu Nüshadır ki, bu da eksiksiz bir nüshadır. Arapça ibareler büyük ölçüde hatasız yazılmıştır. Türkçe yazılım da çok iyidir. Bu nüsha 10 Şevval 1048 tarihinde muhtemelen Ali Çelebi isimli bir zat tarafından istinsah edilmiştir.
 
3) Tüyotak Yazma Eserler, 19 HK 1696 numaralı nüshadır ki, eksikdir. Ancak baş kısmındaki mukaddimede diğer yazmaların hiçbirinde bulunmayan Arapça ibare mevcuttur.
 
İKİNCİ KISIM, Ebüssuʻud Efendi’nin müstakil Risale ve müstakil fetvaları başlığıyla derlenmiştir. Üç Bölüm’den ibarettir.
Birinci Bölümde, aslında Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları Mecmuʻası içinde bulunan ancak Maʻruzat diye müstakil olarak da var olan önemli Risale’ye tahsis edilmiştir. 15 başlık halinde Padişah’a arzedilen fetvalardan ibarettir. Kanunlaşmıştır. 
 
İkinci Bölümde, Vakıf Hukuku ile alakalı müstakil Risale ve müstakil fetvalara tahsis olunmuştur. Burada neşrettiğimiz birinci risale, Süleymaniye Kütüphanesi Bağdad’lı Vehbi Efendi Bölümünde bulunan 477/1 nolu yazma nüshadır ki, Risale fi Cevaz-i Vakf’il-Menkul ve’n-Nükud adını taşımaktadır ve dili Arapça’dır. İkinci Risale, aslında Şeyhü’l-İslam Ebüssuʻud Efendi Fetvaları Mecmuʻası içinde bulunan Gedik Risalesidir. Üçüncü Risale, Vakıflarla alakalı Kanuni Sultan Süleyman’ın sorusu üzerine Ebüssuʻud’un Arapça olarak kaleme alduğu ve Risale diyebileceğimiz uzunluktaki bir fetvasıdır.

Süleymaniye Kütüphanesi, Yeni Cami, No: 376, Vrk. 169-178’deki nüshayı esas aldık. Dördüncü Risale ise, Nakid Para Vakfında Çivi-zade’nin Ebüssuʻud’a Reddiye’sini neşretmeyi uygun gördük. Her şey zıddıyla bilinir kaidesince bu Risale’nin yayınlanması önemlidir. Risale, Süleymaniye Kütüphanesi, Reşid Efendi Bölümü, Numara 1177, Vrk. 142-144’de bulunmaktadır. Beşinci olarak da Mu’amele-i Şerʻiyye ile alakalı müstakil bir fetvayı neşrettik.
 
Üçüncü ve son bölümde ise, arazi, ceza ve mali hukukla alakalı bazı Rsiale ve müstakil fetvaları neşrettik.

Birinci olarak, Ebüssuʻud’ın Osmanlı arazi ve mali hukuku açısından çok önemli olan bir Risalesini neşr eyledik.

Bu Risale, Süleymaniye Kütp. Reşid Efendi, No: 1036, Vrk.33/b-37/a’de bulunmaktadır.

İkincide, arazi ile alakalı hem Ebüssuʻud’un ve hem de İbn-i Kemal’in bütün Kanun-ı Osmanilerde yer alan fetvalarını neşrettik.

Üçüncüde, Malikane-Divani sistemi ile alakalı müstakil bir fetvasını kitabımıza almayı uygun gördük. Dördüncüde ise, Ebüssuʻud Efendi’nin fetvası da dahil olmak üzere kardeş katli ile alakalı fetvaları kitabımıza ekledik.
 
Ebussu‘ud Efendi’ye ait fetvaların çoğunlukta olduğu bu Mecmuʻanın çevirisi gündeme geldiğinde, ilk olarak bunun çevirisinin nasıl yapılacağı konusu ele alınmıştır. Çünkü XVI. yüzyılda bir araya getirilen bu fetvalar, transkribe edilirken öncelikli olarak Osmanlılar tarafından kullanılan Arap alfabesi içerisinde bulunan ancak Latin alfabesinde karşılığı bulunmayan harflerin ne şekilde kullanılacağı meselesi ortaya çıkmıştır.

Bu konu ile alakalı olarak, okuyucuyu yormamak için mümkün olduğu kadar kelimelerin bu günkü kullanım şekilleri esas alınmaya çalışılmıştır. Ancak bunu yaparken de esastan kopmamak için kelimelerin orijinallerinden de uzaklaşılmamıştır. 
 
Cümlenin anlaşılabilir olması için terkiblere ve metnin orijinalinde olmamasına rağmen zorunlu olan yerlerde virgül kullanımına dikkat edilmiştir. 
 
Mecmuʻada yer alan fetvalar çoğunlukla Türkçe kayıtlardan oluşmaktadır. Bunun yanında Arapça fetvalar ve az sayıda Farsça kayıtlar da bulunmaktadır.

Bu kayıtları ikiye ayırabiliriz:
 
Birincisi, Fetvaları te’yid mahiyetinde fıkıh kitaplarından alınan Arapça nakillerdir. Arapça müstenedat-ı şerʻiyye dediğimiz bu kayıtları aynen yazdık. Bunları tercüme etme ihtiyacını görmedik. Farsça olan kayıtlar çoğunlukla nazım şeklinde fetvalardır ve bunlar tercüme edilerek metne eklenmiştir.
 
İkincisi ise, konu başlıklarını oluşturan Arapça başlıklardır. Bunların hem aslını ve hem de Türkçe tercümesini verdik. Zira bunların tercümesi olmaz ise, Türk okuyucu her zaman istediğini Fetva Mecmuʻasında bulamauacağını düşündük.
Üçüncüsü ise, İkinci Kısım olarak ek olarak kitaba ilave ettiğimiz müstakil Risale yahut Müstakil Fetvalardır.

Kaynak : Risale Ajans