Eyüp Ekmekçi
Son Müceddid
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
Ashab-ı Kütüb-ü Sitte'den İmam-ı Hakim Müstedrek'inde ve Ebu Davud Kitab-ı Sünen'inde, Beyhaki Şuab-ı İman'da tahric buyurdukları: 
 
‎اِنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ لِهٰذِهِ اْلاُمَّةِ عَلٰى رَاْسِ كُلِّ مِاَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا د۪ينَهَا 
 
yani "Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." hadis-i şerifine mazhar ve masadak ve muzhir-i tam olan Mevlana eş-şehir kutbü'l-arifin, gavsü'l-vasılin, varis-i Muhammedi, kamilü't-tarikatü'l-aliyyeti ve'l-müceddidiyeti Halid-i Zülcenaheyn kuddise sırruhu ilh.  RN-Sikke-i Tasdiki Gaybi/13
 
Bununla beraber en son müceddidin  ba's edildiği zaman,kainatı teşrih edecek,mikro ve makro alemlerin dersini ortaya koyacak ilimlerin inkişaf ettiği bir zamandır. 
 
"Ben gizli bir hazine idim.Bilinmekliğimi irade ettim;alemleri yarattım." Hadis-i Kudsi'sinin beyanı ile cismani alemin fen ilimleri ile teşrihi arasında mühim bir münasebet var. 
 
Fenlerin mevzuu olan cismani alemdeki hakimane tanzim ve san'at,Sani'in ayine-i marifeti olmak itibariyle, Kur'an'da üssül esas maksat olan Sani'in varlığı,birliği ve isim ve sıfatlarıyla bilinmesi noktasında,iman bürhanlarını göze gösterecek derecede yepyeni bir dersin Kur'an'dan keşfedilmesinin zamanı gelmiştir. 
 
Bu mevzuda Risale-i Nur Külliyatı'nda  başta Ayet-ül Kübra Risalesi olarak en az yirmi tevhid (Allah'ın birliği) Risalesi mevcuttur. Hatta bu meyanda İmam-ı Ali (R.A) ile Rasulullah (A.S.M) arasında cereyan eden bir hadise var. 
 
Kur'an malum levh-i mahfuzda mevcuttur. Bir de Kur'ana ayine ve en ekmel, vahye ayine bir tefsir-i Bedi',levhi mahfuzda nakşedilmiş olduğunu Hazret-i Üstad Bediüzzaman beyan ediyor. Resulullah (A.S.M)'ın "Ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır" buyurdukları İmam-ı Ali (R.A) Ayet-ül Kübrayı levhi mahfuzda müşahede edince,yazmak arzu ediyor.

Resulullah (A.S.M): "Ya Ali sen Celcelutiyeyi yaz. Ayet-ül Kübrayı senin bir evladın yazacak." buyuruyor. İmam-ı Ali (R.A)'ın:"EN HAKİKİ MÜRŞİD İLİMDİR." beyanının hakikatı,Ayet-ül Kübra ve Risale-i Nur'da tecelli etmiştir. 
 
Münzel Kur'an,isim ve sıfatlar üzerinden,mücessem Kur'an-ı Kebir denilen kainat kitabını okuyarak;Rabbimizi,Halikımızı tanımanın ilmi olan Marifetullahı, Kur'an lisanıyla ders vermek sırrı Risale-i Nur'da tecelli ve tahakkuk etmiştir. 
 
Netice-i kelam:Kur'an-ı Azımüşşan en azam mertebede Nur-u Nübüvvetle Asr-ı Saadette açıldığı gibi;VEL KUR'AN'İL HAKİM yemininde olduğu gibi ilim ve hikmet nuruyla,bir de ahir vakitte ihlas ve takvanın zirvesinde bir zatın ruhuna ilka ve telif edilmesiyle elimize verilmiştir.  Zerrat-ı kainat adedince bürhanlar önümüze konulmuştur.
Kainat zerreleri adedince ELHAMDÜLİLLAH, EŞŞÜKRÜ LİLLAH.
 
Hazret-i Üstad Bediüzzaman'ın mutlak vekilim buyurdukları Merhum Mustafa Sungur Ağabey'den bir kaç mes'ele arz edeceğim. 
 
Bir gün Hazret-i Üstad Merhum Mustafa Sungur Ağabey'e:"Bir sürünün baştan çekeni vardır,  bir de arkadan yedeni vardır. Ben o yedeniyim." buyurmuşlar.
 
Bir tarihte de Merhum Mustafa Sungur Ağabey hayran bir şekilde Hazret-i Üstad Bediüzzaman'a bakarken:"Kardeşim Cenab-ı Hak benim duamı kabul etmiş." buyurmuşlar.
 
Daha sonraki bir zamanda da:"Cenab-ı Hakka niyaz ettim,tasarrufumun vefatımdan sonra da devam etmesi için.Elhamdülillah Rabbim kabul etti." buyurmuşlar.
 
Son iki asır son müceddide verildiği rivayet edilir. Bir de tarihi bir vakıa vardır. Her Fatih'in bir Akşemseddin'i olduğu bilinir. 
Bir de diğer baş vezir Zübeyir Ağabey'den bir nakil yapalım:"İnsan mazhatiyetini, muvaffakıyetini kendinden bilirse nardır. Mürşidinden bilirse nurdur."

Bir nakil,bir Hadis-i Şerif :
Rasul-i Ekrem(A.S.M) buyurmuşlar: "Hazret-i Mehdi bu zamanda gelse idi,Ebubekir'in vazifesini yapacaktı; Ebu Bekir (R.A) ahırzamanda gelse idi,Hazret-i Mehdi'nin vazifesini yapacaktı."
 
Bir mühim rivayet de:"Hazret-i Mehdi dünyayı adaletle dolduracak."
 
VE MİNELLAH-İT-TEVFİK VEL HİDAYEH.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>