Eyüp Ekmekçi
Son Hadise Üzerine Bir Mütalaa
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin (R.A) doğrudan Kurandan ahzettiği meslek esasını ve ruhunu bilmek isteyenler Risale i Nur Külliyatında birkaç yerde neşrettikleri “Konuşan yanız hakikattır” başlıklı dersi mütalaa etmeleri gerekir. Ayrıca bu mananın külliyatta ve lahikalarda ve müdafaatında pek çok tahşıdatı vardır.
 
Hülasası: Bu Kurani lemeatın derslerinin ve hizmetinin hiçbir dünyevi ve siyasi hatta ferdi ve cemati maksatlara alet edilemeyeceğinin tahşidatı vardır.
 
Hatta şöyle beyanları var benim ve kardeşlerimin kusurlarıyla Risale i nura hucum edilmez.Zira Risale i Nur Kuranla. Kuran-ı Azimişşan da Arşı Azamla bağlıdır. Dinde cahil laiklere sorarsanız biz laikliği dinin istismarına karşı koyduk derler. Halbuki o din en muhkem esaslar üzerine müesses ve sui istimal edilememesinin bütün müeyyidelerine hak din olması keyfiyetiyle bizzat sahibdir.

Mesela hakikat dersiyle beraber en birinci esası olan ihlas -ehline göre- bunu katiyetle temin ve emreder.Yukarıda arz ettiğimiz dersler bunu ifade ediyor.Ve Hazret-i Bediüzzaman bu esası ve esasatı menfi harekete en münteha noktada
tahrik edici şartlar içinde dahi bil fiil imtisal etmenin kahramanıdır. 

Şimdi ben Hazreti Bediüzzaman ve talebelerinden bazı çümle ve hatıratı, aralarındaki münasebetleri aziz dikkatli okuyuculara bırakıp nakledeceğim Hazreti Bediüzzaman mesleğini, Kuran azimişşanın cihanşumul hakikatlarını ve esasatını bütün vüs’atiyle bizzat imtisal edip ders verdikleri halde en ağır müstebit şartlar altında en küçük inhiraflara ve iltibaslara meydan vermeyecek tarzda beyan etmiş, ders vermiş ve imtisal etmişlerdir.

Yüzler misalden bir misal münhasıran rızai ilahi için imana ve kurana hizmet mesleğinin has dairesinde ihlas ve istikametin en muhkem esaslarını vaz etmiştir. Bunu iyiceanlayabilmek için risalei nur külliyatını Kur’andaki hikmet-i hilkatimiz makamında dikkatle mütala etmek kafidir.Verilecek misaller pek çoktur.

Meselemize tealluk eden birkaç misal arz edeceğim.Bir biri içinde pek çok dairelere ait dersler verildiği halde en küçük iltibasa meydan verilmemeştir.Bu keyfiyetin temini bir beşer olarak asla mümkün değildir.Fakat zaten hazreti bediüzzaman risalei nur benim malım değil doğrudan kurana mensubdur diye en yüksek sesle müteaddit defa beyan ve ilan ediyor.
 
Mesela has dairede bululan nuru iman ve kuran hadimlerine siyasete girmek isteyen şahsi itibariyle girebilir;cemaat hesabına giremez diyor.Mesleklerindeki kurani külliyeti daima muhafaza etmişlerdir: Parti kuralım diyene en demokratik mana ile millet ekseriyetini toparlıyabilen ‘ahrar’ ifade ettikleri hürriyetperver dindar partinin desteklenmesini emretmişlerdir.

Gazete çıkaralım diyene ‘gazeteciler nurcu olacak’ buyurmuşlardır. 
Okul açalım diyene ‘okullar bizim olaçak’ buyurarak daireler arasında asla iltibas olmadığı gibi hizmet cematinin ve cematlerinin devletle bir kargaşaya düşme ihtimali asla olmamıştır.Şahsi ve indi hatalar müstesna… 

Bu meyanda çok çarpıcı bir hatırayı arz edelim.27 mayıs ihtilalinden sonra ahrar yani demokrat kitle YTP ve AP arasında ikiye bölünmüştü.1965 seçimleri arefesinde Süleyman Demirel merhum nur avukatı Bekir Beyi çağırıp kurnazca ve fakat siyaseten muktezayı halin de gereği olan bir teklifte bulunuyor: ’Bekir Bey biz kitleyi AP de toplamak istiyoruz. Sizin arkadaşlara onbeş kişilik bir ‘kadro(!)’ ayarladık siyasete girmek isteyen arkadaşların listesini bize verin onları merkezden ayarlıyalım.’ 
 
Merhum Bekir Bey cevaben: ben kafadan iş yapamam arkadaşlarla istişare etmem lazım.’diye cevap veriyor. Sonra gelip Müdebir-i Azam Üstadımızın müdebbiyetle mümtaz talebesi ve hususi hizmetkarı olan Zübeyir Ağabeye (R.A) arz ediyor.
 
Merhum Zübeyir Gündüzalp Ağabey: Kardeşim BİZİM CEMAAT OLARAK MAKAMATI ELE GEÇİRİP DÜNYA CİHETİNDE TAHAKKUK ETTİRMEK İSTEDİĞİMİZ BİR GAYE YOK. ÜSTADIMIZ MENDERES’TEN NE İSTEMİŞSE BİZ DE ONU İSTERİZ. BİR KOMÜNİSTLERE KARŞI SAĞLAM DURSUNLAR İKİ KURANA HİZMET EDEN NUR TALEBELERİNE İLİŞMESİNLER ÜÇ AYASOFYAYI İBADETE AÇSINLAR. 
 
Bunun üzerine atmışlı yıllarda Süleyman Demirel Müslümanların kuvvetli ve şiddetli avukatı olarak hizmet etmiştir.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>