Eyüp Ekmekçi
Mana-yı Harfi Mana-yı İsmi
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
Ehemm bir mes'ele var,çok mes'eleler gibi,o da Risale-i Nur'da Kur'ani ve Süneni esaslar muvacehesinde gayet mükemmel ifade edilmiştir. Sathi bakanlar idrak ve imtisal edemiyorlar. 
 
İmam-ı Ali (R.A):"Siz önce hak ve hakikatı tahsil ediniz;sonra herkese ve herşeye o noktadan bakarsınız." 
buyuruyorlar.
 
Mesela,bu mevzu Mektubat'ta ziyaretçiler bahsinde halledilmiştir. Hazret-i Üstad Bediüzzaman:"Şahsi dükkanımı kapamışım."buyuruyor. Yani son müceddid olarak, Kur'ani irşadın kemali manasıyla doğrudan doğruya Kur'an'a talebe olmaya çağırıyor. Ve "Risale-i Nur'un;bu ilim ve fen asrının dimağına bir dersidir." buyuruyor. Ve ezeli-ebedi mu'cize olan Kur'an'ın, bu asırda bir "manevi mu'cizesi" olduğunu ifade ediyor. 
 
"BEN GİZLİ BİR HAZİNE İDİM BİLİNMEKLİĞİMİ İRADE ETTİM ALEMLERİ YARATTIM." Hadis-i Kudsi
Demek,marifetullahın kemali mücessem Kur'an olan alem kitabının,onda tecelli eden İlahi isim ve sıfatlar üzerinden okunması. Halbuki bu ilim ve fen asrında bile, o alem kitabına bakıp materyalizm esfeline sukut edenler var. 
 
İşte ezeli-ebedi mu'cize olan hitab-ı İlahi münzel Kur'an:HALAKASSEMAVETİ VEL ARD, RABBÜSSEMATİ VEL ARD hitablarıyla o mücessem Kur'an-ı Kebiri,isim ve sıfat-ı İlahiyelerle tefsir ederek okuyor.

Demek Risale-i Nur daki KUR'AN KAİNATI OKUYOR cümlesinden aldığımız dersle,esfelde olan insan,Kur'an'ın dersiyle ve nazarıyla kainat kitab-ı kebirini ve onda tecelli etmekte olan ezeli-ebedi isim ve sıfat-ı İlahiyeleri okuyabiliyor. TEFEKKERU SAATİN HAYRUMMİN İBADETİ SENETİN (Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayırlıdır." sırrı azimine bu suretle mazhar olabiliyor. 
 
Buna bir de İmam-ı Rabbani (R.A) Hazretlerinin beyanlarını(mealen) ilave edelim:
 
Sahabe-i Kiram Resul-i Ekrem (A.S.M)'ın varisleridir. Ve velayet-i kübra sırrı azimine mazhardırlar. Bu sır tabiin ve tebe-i tabiinde de bir derece devam etmiştir. Sonra tasavvuf,tarikat tarzına (ıztıraren) intikal etmiştir. Bu devre bin sene devam edecektir. Bin seneden sonra,ilm-i kelam ulemasından bir Zat gelecek, o veraset-i nübüvvet olan velayet-i kübra sırr-ı azimini Kur'an'ın irşadıyla yeniden ihya ve tamim edecektir.

Hatta İmam-ı Rabbani Hazretleri, keşke ben o adam  olsam buyuruyor. Zamanı geldiğini ruhen hissetmiş. Belki de o adamım buyuruyor. Hazret-i Üstad (R.A) Ayet-ül Kübra'da: "Zaman gösterdi ki o adam,adam değil,Risale-i Nur'dur. " buyuruyor.
 
Risale-i Nur'un elliden önce dine hususen Hazret-i Üstad Bediüzzaman Hazretlerine 28 sene sürgün 20 defa zehirleme gibi insanlık tarihinin en dehşetli zulümleriyle Din-i Hak olan ve ruh-u millimiz olan Din-i İslam'a taarruz edildiği Hengamda,Rahmat semasından bir imdad-ı Rabbani olarak,doğrudan doğruya Kur'an'ın arşından,altı bin küsur sahife dinin ve imanın hakikatlarını,imanın esaslarını ve Hakikat-ı İslamiyeti,doğrudan doğruya Kur'an'dan istihrac ve tarzında altı bin sahife Külliyatın Risaleleri çoğu elyazması altı yüz bin nüsha neşredildiği esnada,bir talebesi Hazret-i Üstad'a:" Üstadım yaz yaz bunları kim okuyacak!

Hazret-i Üstad:"Kainata okutturacağım buyuruyor. Kardeşim asıl mesele Levh-i Mahfuz'da nakşolmasıdır. Elhamdülillah Risale-i Nur Levh-i Mahfuz'da nakşolmuştur." buyurmuşlar.
Mes'ud bir hatırayı hakikat: 
 
İmam-ı Ali (R.A) mu'cizevari kerametiyle KUR'AN KAİNATI OKUYOR hakikatını izhar eden yani, Kur'an kainatı isim ve sıfat-ı İlahiyeleri onda görüp şerh ederek nasıl Rabbimizi bize tanıttığının dersi olan Ayet-ül Kübra Risalesini, Levh-i Mahfuz'da görüyor. Yazmak arzu ediyor. İki cihan serveri (A.S.M): "Ya Ali!.sen Celcelutiye'yi yaz;onu senin bir evladın yazacak." buyuruyorlar.
 
Yani,ilim ve fen asrının dimağına Kur'an'ın dersi olarak,zamanı gelince yazılacak. 
Evet  ZAMAN İHTİYARLANDIKÇA KUR'AN GENÇLEŞİYOR;RUMUZU (GİZLİ HAKİKATLARI)TAVAZZUH EDİYOR,AÇIĞA ÇIKIYOR. 
 
Ayet-ül Kübra'nın Mukaddeme'sinde: "Kainattan Halıkını soran bir seyyahın müşahedatıdır." buyrulur. Bir de: "İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi,Halik-ı kaniinatı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir." diye ders veriliyor. Bu serapa Kur'ani dersi sebatla okuyanlar,İnşaallah ebediyyen bahtiyardırlar. Cenab-i Erhamürrahımin bizleri onlardan eylesin.Amin.
 
Baştaki İmam-ı Ali (R.A)'ın  ifade buyurdukları  cümleye atfen," Siz önce hak ve hakikatı tahsil ediniz; sonra herkese ve herşeye o noktadan bakarsınız." kaziyesine binaen ve imtisalen Hazret-i Üstad (R.A):" Beni ziyarete gelmeye lüzum yok.Kuran'ın bu asırdaki manevi ve ilmi mu'cizesi olan  Risale-i Nur'u okumak,on defa benimle görüşmekten daha hayırlıdır."buyuruyorlar.
 
Burada ince ve çok mühim bit nokta var. Çokları intikal edemiyor. Resulullah (A.S.M) için HULUKUHUL-KUR'AN buyrulduğu gibi,Hazret-i Üstad Bediüzzaman,son Varis-i Etemm-i Nebi olarak,Kur'an'ın arşından nüzul eden hakikat-ı imaniye ve Kur'aniyenin hayattar timsalidir,mazharı etemmidir. 
 
Burada şahıs cihetiyle mevzu bahis olan; mana-yı harfi,mana-yı ismi mes'elesidir. Risale-i Nur'daki hakaik-ı Kur'aniyeye vakıf olan bir talabe İmam-ı Ali (R.A) efendimizin buyurdukları gibi,o hakikat hesabına, timsali olarak mazharı,naşiri,hadimi olarak Hazret-i Üstad'a bakarlar. 
 
Taklidi olarak,mana-yı ismiyle doğrudan doğruya şahsa bakan ve şartlananlar, Feto misalinde olduğu gibi,hakikat-ı Kur'aniye namına olmadığı için,fikr-i sabitle şartlanıp devasız bir illet halindemeczuplaşırlar. 
Hak ve hakikatı tamamen kaybedip o kara delikte yok olurlar. Zifir-i zulümata düşerler. 
 
Büyük Deccal diyenler bunu ifade etmek istiyor. 
 
Doğrudan doğruya hak ve hakikat-ı Kur'an'iyeyi,Ma'rifetullahı nazara veren,izhar eden,onun revacına çalışan Hazret-i Üstad Bediüzzaman Said Nursi (R.A) bakın ne buyuruyor: "Risale-i Nur'u okuyan -haşa- benim adi şahsımla değil,Hadim-i Kur'an Üstadıyla görüşür. Hakikat-ı Kur'aniye
den bir ders alır."
 
VESSELAMU ALA MENİTTEBEAL HÜDA

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>