Eyüp Ekmekçi
Ahir Zaman Fitnesine Çare: Bediüzzaman ve Mesleği
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
Risale-i Nur öyle bir mertebede ders veriyor ki yani kelamın tabakatı var diyor Üstad hazretleri. Ve Sikke-i Gaybi’de de şunu beyan ediyor; vahyin makamı bin Risalet'ün Nurun makamı dokuz yüz doksan sekiz doksandokuzdadır (998-999) diyor.

Yani birebir Kur'an’a ayine olmuş Risale-i Nur.Şimdi nasıl Kur'an tahrif edilemez onun birebir ayinesi olan vahyin vazifesini gören külli ilhamlar sınıfına giren Risale-i Nura da kalem karıştırılamaz. Karıştıran cehaletini ilan etmiş olur.

Hizlan denilen varta-i azimden gelen bir dalalettir. Hazreti Bediüzzaman altı bin sahife eserinde üçbin küsur sahifede iman hakikatlarını ders veriyor.Ve diyor ki;siz bu kitabı nerde açsanız biz orada hazır gibiyiz. Yani Bediüzzaman bizzat hayattar olarak dersinin başındadır.

Filipinlerde İslam üniversitesi profesörlerinden bir zat diyor ki "Bediüzzamanın ömrü beşeri ömrü ile itibar edilmez Bediüzzaman’ın ömrü Risale-i Nur ile itibar edilir." Yani Risale-i Nur dünyada var oldukça ve okundukça hazreti Bediüzzaman, manevi Bediüzzaman devam ediyor ve kıyamete kadar devam edecektir.

Zaten son müceddittir.Hiçbir hayalperest divane acaba o en son gelecek zat veyahut da Bediüzzaman hazretleri sonra gelecek o mübarek zat derken tevazu-u mutlak yaparken hiçbir hayalperest divane lüzumsuz tevillere başvurmasın edebiyle herkes otursun talebe ve hizmetkar olmaya çalışsın yoksa kafasını taştan taşa vurmuş olur. Bu mesele böyle…

Mesela Üstad hazretleri Kur'ani bir ders verirken Kur'ani bir meslekte koymuştur. İhvan-ı Müslimin ile Nur talebeleri arasındaki fark mektubu sıradan mesleklerle Risale-i Nurun Kur'ani mesleği arasındaki farkı gösteriyor. Bizzat üstadımızın kalemidir diye Zübeyir ağabeyden ve Hüsnü ağabeyden işittik. "Bu bizzat Üstadımızın kalemidir bunu her yerde okuyun"demişlerdi. Kırk sene öncesinden elli sene öncesinden beri söylüyorlar.

Mesela misal olsun diye söylüyorum. Hz Bediüzzaman'ın Kurani meslek meşrebini tamamiyle ihata edecek ve ortaya koyacak bir havsala bizde mevcut değil. Aklı başında olanlar külliyatı okusunlar tarihçeyi okusunlar Hz Bediüzzaman'ın Kurani meslek meşrebinin ne olduğunu anlasınlar.

En başta biliyorsunuz peygamberlere ittiba esastır, peygamberler (A.S.) "in ecriye illa alallah" dusturuyla hareket etmişlerdir. Nastan bütün bütün istiğna prensibiyle hizmeti diniye yapmışlardır. La ilahe illallah davası hiçbir dünyevi menafiye alet etmeyerek yapılmıştır. bunun ifadesi necip üstadımız Bediüzzaman hazretlerinin meslek meşrebinde konuşan yalnız hakikattır başlıklı azami ihlas dersinde ifade edilmiştir.

Ben acizane şöyle ifade etmek istiyorum: Hz Üstadın iki vasiyeti var. birisi: On sene terbiyesinde bulunan, evliyaullahın tabiriyle ondan az, beşten çok vezirleri olacak. O vezirler Hz. Bediüzzamanın terbiyesinde bedi' bir terbiye usulu ile yetişmişlerdir. Onlara olan bir vasiyeti var.

Bir de Medresetüzzehra buyurduğu manevi Kuran üniversitesinin umum talebelerine bir vasiyeti var. O da konuşan yalnız hakikattırın sonunda şöyle buyuruyor: Risale-i Nur maddi ve manevi, ferdi ve cemaati hiçbir dünyevi menfaate alet edilemez. yani Risale-i Nura talebe olmak ve hizmet etmek isteyen kimse, evvela bu fedakarlık mesleğini hayatında eses yapması lazımdır. Azami iktisat ve istiğna üstadımızın peygamberlere ittibaen en birinci esasıdır. İhlasın da birinci şartı oluyor.

Mesleğinin yüksek esaslarından bir iki meseleyi arz etmek istiyorum. Mesela Bediüzzaman Hazretleri her daireye ders vermişlerdir. Bütün İslami daireler bugün ondan dersini alıyorlar.

Bir kamil zata soruluyor: Bediüzzaman hazretleri hakkında ne diyorsunuz?”

Diyor ki - (bunu söylediği zaman bundan elli sene öncesiydi)
– “Nurcular, siz zannediyormusunuz ki Hz Bediüzzaman yalnız sizin üstadınız."

Hayır. Hz. Bediüzzaman üç dairenin Üstadıdır.
Bir: Nurcuların Üstadıdır.
İki: Alem-i İslamın Üstadıdır.
Üç: Yer yüzündeki muvahhidin cemaatinin Üstadıdır.


Yani Allah bir diyen herkesin üstadıdır buyuruyor. Bununla beraber bütün hayatı içtimaiye ve İslamiye ve insaniyeye ders verdiği halde hiçbir zaman ve şekilde daireler arasında kargaşa meydana getirmeyecek tarzda derslerini vermişlerdir.

Otuz sene en dehşetli istibdadı mutlak altında zulüm çektiği halde bizzat Bediüzzaman hazretleri ve talebelerinde en küçük menfi hareket görülmemiştir.

Bir zat diyor ki: Bediüzzamanın değil böyle davasını selametle istibdad-ı mutlak devresinden bugünkü selamete çıkarması kendisinin sağ kalması onun tabiriyle söylüyorum ben: bir harikadır, emsalsizdir diyorum. o zat: bir mucizedir diyor. her neyse. ondan sonra hatta bu mevzuda müspet hareket meselesine Bediüzzaman Hazretleri o kadar kesin hükümler koymuş..

O kadar harika hassasiyeti var ki, Emirdağında ağabeylere istibdad-ı mutlak hükümetinin tahrikleri esnasında şöyle beyanda bulunuyor: “kardaşlarım beni ayaklarının altında görseniz müdahale etmeyeceksiniz. izin vermiyorum” diyor ve davayı bugüne kadar selametle ve hiçbir huzursuzluğa sebep olmadan getirmiştir.

Davalar, fedailer ister. Elbette fedakarlık gösteren dava adamı olur ve davasını yüceltir. Selametle devam ettirir ve kıyamete kadar devam edecektir. Diğeri hayatı içtimaiyenin her tabakasına ders vermiştir diyoruz ya.

Mesela bu Risale-i nur gibi harika bir Kuran tefsiri olan risale-i nuru elbette her tabaka insan okuyacak. Bunların içinde siyasi sahada hizmet etmek isteyen zatlar da bulunacak, haliyle. Diyor ki şahsınız itibariyle siyasete girebilirsiniz.

Cemaat adına giremezsiniz diyor. Çünkü bu cemaat peygamberlere ittiba ile mükelleftir. in ecriye illa alallah dusturu ile hareket en temel esasıdır. Bu kudsi hizmetin medarı olan cemaat hiçbir şekilde dünyevi maksadlara alet edilemez. Bakın kargaşanın ihtimali yok hem peygamberlere ittiba esası mesleğinde esastır. Yani kargaşa çıkmasın diye bu esası koymuyor. mesleğin, kurani kudsi meslek meşrebinin tabiatı bu. Yani: ihvanı müslimin ile nur talebeleri arasındaki fark mektubunun okunmasını tavsiye ediyoruz.

Sıradan mesleklerle Hz. Bediüzzamanın Kurani meslek meşrebinin farkı orada görülecektir. Cemaat adına giremez diyor. Mesleğini hiçbir dünyevi maksada alet ettirmiyor. Bununla Hz. Bediüzzaman siyasete ehemmiyet vermiyor değil, has dairesinde iman hizmetini esas yapmıştır.

Fedakarlığın en son noktalarına kadar zaten hayatıyla, lisan-ı haliyle göstermiş ve en yakın talebelerinin hayatında da gördük görüyoruz. Hatta en yakın talebelerine bu zamanda öyle muallimler lazım ki delilsiz sözlerine itimad edilsin diye en yüksek ihlas ve sadakat ve fedakarlık sıfatlarını on sene zarfında onlarda azami şekilde yerleştirdiği için dava bugüne selametle gelmiştir.

Arada elbette dünyevi siyasi maksatlara alet etmek isteyen nadir, mizacı inhiraf eden fertler de çıkmıştır. Fakat onların şahsi kabahatleridir. Ufak tefek hadiseler halinde geldi geçti, geçeçek inşallah. Nur camiası onlara aldanmadı.

Şunu ifade ediyor. Risale-i nur bu imana hizmet mesleği olan kudsi mesleği itibariyle maddi manevi şahsi ve cemaati hiçbir dünyevi maksada alet edilemez diyor. Sonra şöyle beyan ediyor. Bu da günümüzün hadisatını tefsir ediyor. Bu zamanda siyasete girenlerden yani istikametle, hakkaniyetle değil de sellemüsselam siyasete girenlerden hiç kimse istiklaliyetini ve ihlasını muhafaza edemez.

Hakim cereyanlardan birisi, onun hareketını kendi hesabına alır, dünyevi maksadına alet eder buyuruyor. Nur talebeleri bu tehlikeyi gördükleri için kudsi meslekleri içerisinde hiçbir şekilde dünyevi siyasi maksatlara risale-i nuru alet etmemeye muvaffak olmuşlardır. Azami ihlasın gereğidir.

Bu hususta söylenecek çok şey var. Risale-i nurun okunmasına havale ediyoruz. Bizim beşeri havsalamız bunu ihata etmekten acizdir. Ve üstadımızın Kurani meslek ve meşrebinin en güzel beyanı, tercümanı bizzat külliyat ve tarihçedir. Okunmasına havale ediyoruz.

Son söz: Hazreti Bediüzzaman buyuruyor "Ben bu ehli dalaleti iktisadımla mağlub etmişim. İktisat edemeyen deccalın damına düşer" 

Duanıza muhtaç kardeşiniz Eyüp Ekmekçi

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>