Eyüp Ekmekçi
Abdussamed Efendiden Bir Hatıra
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
CİZRE'Lİ BÜYÜK ALİM ŞEYH SEYDA HAZRETLERİNİN HALİFESİ ABDUSSAMED EFENDİ'DEN BİR HATIRA
 
"Ben Cizre'de Şeyh Seyda Hazretlerinin medresesinde okuyordum.
 
Ayni zamanda Şeyh Hazretleri gelmediği vakit de onun yerine hocalık yapıyordum.
 
"Bir gün medresemizde yatsı namazını kılmış, sohbet ediyorduk. Şeyh Hazretleri kendi mescidine çekilmişti. O esnada, bir ilçede müftülük yapan ve ayni zamanda Şeyh Hazretlerinin talebesi olan bir arkadaşım geldi, sohbete karıştı. 'Arkadaşlar dedi. 'Beni dinleyiniz sizlere çok önemli bir şey söyleyeceğim.
 
"Hepimiz sustuk. Müftü Efendiyi dinlemeye başladık. Benim hanimim boş olsun ki, *BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ RA*, ahirzamanda beklenen zattır Mehdiyi Azamdır. Hizmetiyle ve çalışmalarıyla o cemiyete huzur getirecektir ve gençliği imansızlıktan o koruyacaktır."
 
Beklenmedik bu iddia ve tespite hepimiz de büyük tepki gösterdik. Yahu sen aklini mi kaçırdın?
 
Neden hanımını boşuyorsun. Ya değilse?
 
Senin hanim gitti diye itirazda bulunduk. Sonra bu çok önemli meseleyi biz bilemeyiz. Bizlerin ilmi seviyesi buna yeterli değil. Bunu ancak Şeyh Hazretleri bilir. Bu konuyu gidip, ona soralım! Acaba o ne diyecek? Kalktık müftü efendi ve ben, Şeyh Hazretlerine gittik. Vakit de epeyce geçmişti. Şeyh Hazretleri, her vakit kendisinin rahatsız edilebileceği konusunda bana müsaade vermişti. Ben her vakit kapısını çalıyordum.
 
Mescidine gittik. Mum yanıyor, Şeyh Hazretleri ayakta, elini bağlamış ve kıbleye doğru dönmüş birisiyle konuşuyor. *Ama konuştuğu kişi ortada yoktur*. Pencerede bir müddet, büyük bir heyecan içinde bu hali müşahede ettik. Dinledik ki, Şeyh Hazretleri soru soruyor, o görülmeyen zat da cevap veriyor. Ama ne cevaplar... Kendisini göremediğimiz bu zat kimdir, diye merak içinde kaldık. Şeyh Efendinin bu konuşması bitince kapıyı dövdük ve içeri girdik. Şeyh Hazretleri: Gelin evlatlarım, dedi. 'Ne için geldiğinizi biliyorum. Müftü efendinin nikahı sağlam ve hanımı boş OLMAMIŞTIR.
 
Çünkü Bediüzzaman Hazretleri beklenen zattır. Sizin de müşahede ettiğiniz konuşmayı, Bediüzzaman Hazretleriyle yapıyordum. O, ŞİMDİ Barla'dadır.
 
Ben, kendisine müşkillerimi ve sorularımı arz ettim O da cevap verdiler. Bu 10 yıldır sürmektedir. O yalnızca benim değil bütün alem-i İslamın üstadıdır.
 
Ben huzur-u ilahiye,
O zata talebe olmanın şerefiyle çıkmak istiyorum. Şeyh Efendi ağlamaya başladı. Bizler donakalmıştık. Ama ne yazık ki bu muhterem insan, hürmet ve saygı göreceği yerde, hayati hapis ve sürgünlerle geçti. Fakat o dünya makamını şöhretini bir tarafa bıraktı, Kur'an ve iman hizmetinde fani oldu, baki bir hizmet vücuda getirdi. Bize simdi düsen, bu hizmetten istifade etmek ve bu hizmet ehillerine dua etmektir...
 
Müftü Efendi kalktı, Abdussamed Efendi'nin eline sarıldı. Affedersiniz şeyhim, dedi. Hata ettim. Beni bağışlayın lütfen. Abdussamed Efendi ise: Seni Allah bağışlasın, diye cevap verir. Bu ibretli hatıra karşısında oradaki tüm cemaat donakalır... ALİM ŞEYH SEYDA HALİFESİ ABDUSSAMED EFENDİ'DEN BİR HATIRA*HAZRETLERİNİN
 
"Ben Cizre'de Şeyh Seyda Hazretlerinin medresesinde okuyordum.
 
Ayni zamanda Şeyh Hazretleri gelmediği vakit de onun yerine hocalık yapıyordum.
 
"Bir gün medresemizde yatsı namazını kılmış, sohbet ediyorduk. Şeyh Hazretleri kendi mescidine çekilmişti. O esnada, bir ilçede müftülük yapan ve ayni zamanda Şeyh Hazretlerinin talebesi olan bir arkadaşım geldi, sohbete karıştı. 'Arkadaşlar dedi. 'Beni dinleyiniz sizlere çok önemli bir şey söyleyeceğim.
 
"Hepimiz sustuk. Müftü Efendiyi dinlemeye başladık. Benim hanimim boş olsun ki, *BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ RA*, ahirzamanda beklenen zattır Mehdiyi Azamdır. Hizmetiyle ve çalışmalarıyla o cemiyete huzur getirecektir ve gençliği imansızlıktan o koruyacaktır."
 
Beklenmedik bu iddia ve tespite hepimiz de büyük tepki gösterdik. Yahu sen aklini mi kaçırdın?
 
Neden hanımını boşuyorsun. Ya değilse?
 
Senin hanim gitti diye itirazda bulunduk. Sonra bu çok önemli meseleyi biz bilemeyiz. Bizlerin ilmi seviyesi buna yeterli değil. Bunu ancak Şeyh Hazretleri bilir. Bu konuyu gidip, ona soralım! Acaba o ne diyecek? Kalktık müftü efendi ve ben, Şeyh Hazretlerine gittik. Vakit de epeyce geçmişti. Şeyh Hazretleri, her vakit kendisinin rahatsız edilebileceği konusunda bana müsaade vermişti. Ben her vakit kapısını çalıyordum.
 
Mescidine gittik. Mum yanıyor, Şeyh Hazretleri ayakta, elini bağlamış ve kıbleye doğru dönmüş birisiyle konuşuyor. *Ama konuştuğu kişi ortada yoktur*. Pencerede bir müddet, büyük bir heyecan içinde bu hali müşahede ettik. Dinledik ki, Şeyh Hazretleri soru soruyor, o görülmeyen zat da cevap veriyor. Ama ne cevaplar... Kendisini göremediğimiz bu zat kimdir, diye merak içinde kaldık. Şeyh Efendinin bu konuşması bitince kapıyı dövdük ve içeri girdik. Şeyh Hazretleri: Gelin evlatlarım, dedi. 'Ne için geldiğinizi biliyorum. Müftü efendinin nikahı sağlam ve hanımı boş OLMAMIŞTIR.
 
Çünkü Bediüzzaman Hazretleri beklenen zattır. Sizin de müşahede ettiğiniz konuşmayı, Bediüzzaman Hazretleriyle yapıyordum. O, ŞİMDİ Barla'dadır.
 
Ben, kendisine müşkillerimi ve sorularımı arz ettim O da cevap verdiler. Bu 10 yıldır sürmektedir. O yalnızca benim değil bütün alem-i İslamın üstadıdır.
 
Ben huzur-u ilahiye,
O zata talebe olmanın şerefiyle çıkmak istiyorum. Şeyh Efendi ağlamaya başladı. Bizler donakalmıştık. Ama ne yazık ki bu muhterem insan, hürmet ve saygı göreceği yerde, hayati hapis ve sürgünlerle geçti. Fakat o dünya makamını şöhretini bir tarafa bıraktı, Kur'an ve iman hizmetinde fani oldu, baki bir hizmet vücuda getirdi. Bize simdi düsen, bu hizmetten istifade etmek ve bu hizmet ehillerine dua etmektir...
 
Müftü Efendi kalktı, Abdussamed Efendi'nin eline sarıldı. Affedersiniz şeyhim, dedi. Hata ettim. Beni bağışlayın lütfen. Abdussamed Efendi ise: Seni Allah bağışlasın, diye cevap verir. Bu ibretli hatıra karşısında oradaki tüm cemaat donakalır...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>