Dr.Mehmet Rıza Derindağ
Ubuntu ! Uhuvvet Dersine Davet
Dr.Mehmet Rıza Derindağ
A- A A+
Bediüzzaman “ben” demeyiniz “biz” deyiniz diyor, “hizmetkarız” diyor ve “sadakat” istiyor. Mesleğimiz “Haliliye” olduğu için, meşrebimiz “hıllet”tir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder. Lem’alar/184 buyuruyor.
Selahattin Yazıcı tarafından nakledilen bir nükteyi başlayalım;
 
“Günlerden bir gün, Afrika’da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir.
 
Oyun basittir.
 
Çocukları belirli bir yerde yan yana sıraya dizer ve açıklar.
 
“Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak.”
 
Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır.
 
İşte o anda bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar.
 
Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.
 
Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar.
 
Aldığı cevap hayli manidardır;
 
“Biz “UBUNTU”yaptık: Yarışmış olsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve 1. olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir? Oysa biz UBUNTU yaparak hepimiz yedik.”
 
UBUNTU; Güney Afrika’da “BEN, BİZ OLDUĞUMUZ ZAMAN ‘BEN’İM” demektir. Kelime karşılığı “insanlık”.
 
Başkalarına karşı merhametli, şefkatli, iyiliksever olmak gibi insani değerleri esas kabul ediyor. “ Hz. Bediüzzaman’ın tesanüd, uhuvvet, hemcinsine muhabbet, meyl-i insaniyetkarane dediği mevzuata ne güzel bir mesel olmuş Afrikalı çocukların hali…
 
Hz. Bediüzzaman’ın hizmetkarı Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin başlattığı ve inşaaAllah devamını Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden niyaz ettiğimiz hüsn-ü tesirine bütün cemaatin şehadet ettiği;
 
Evvela; Vakıf Tayinatlarının Nurun Müsbet yayınevlerinin tamamının bir araya gelerek dağıtılması..
 
Saniyen; üç ayda bir herkesçe malum Nurun hizmetinde sebkat etmiş sadık ve hayatını Nur hizmetine vakfetmiş abilerin bir araya gelmesi,
 
Salisen; her derste Kur’an ve Sünnet-i Seniyye dairesinde esas-ı takva, esas-ı azimet, esas-ı velayet, esasat-ı sünnet-i seniyye gibi çok mühim desatirin ihtarı,
 
Rabian; Nurun erkan ve has ve naşir talebeleri ve dünyanın dört bir tarafından gelenlerle tekrar tekrar, kemal-i dikkat ve şevkle okunan sadakate, kanaate ve sebata dair dersler, lahikalar…
 
Hamisen; Hz. Üstad’ın Kur’ani ve Nebevi tedrisatından alınınan Risale-i Nur’un meslek ve meşrebinin aynen muhafazası ve gençliğe aktarılması..
 
Ağabeyin teşvik ve tertibiyle başlayan tadad ettiğimiz cemaati güzelliklerden ve hüsn-ü halden birisi de İhlas&Uhuvvet Dersleri oldu.
 
O dersler ki uhuvvet-i islamiyenin tesisi, ittihad-ı islamın müjdesi, ümmet şuurunun ihyası, şahs-ı manevinin tekemmülü gibi dava-ı Kur’aniyenin ve arzuy-u Üstadanelerinin gaye-i hayali olmuş… Zira İttihad-ı İslam uhuvvete vabeste. Müminlerin terakkisi birlik ve beraberliğimize mebni..
 
Cenab-ı Hakkın inayeti bir ve beraber olanlarla…
 
Bütün bu manaları yaşayacağımız, ruh ve kalbimizin inşirah ile dolacağı, Hüsnü Bayramoğlu ağabeyimizin tertib-takip ettiği; “İhlas-Uhuvvet dersi” 3 Kasım Pazar günü saat 10:00’da Esenyurt Medresesinde yapılacak.(Balıkyolu Cd 453.Sk, No:1 Esenyurt / ist.)
 
Azizlerin Azizi Muazzez Üstadımızın ebedlere doğru uzanan, ezeli Kur’an Nurlarından lemean edip hem hayat-ı şahsiyemizi hem hayat-ı içtimaiyemizi hem içerisinde bulunduğumuz hizmet-i nuriyeyi bina ettiğimiz hakaiki ifade eden bir dersi olan “Uhuvvet ve tesanüde” dair mektubu bu aylık derslerin hikmet ve lüzumunu ifade sadedinde kafi ve vafidir;
 

“Uhuvvet için bir düsturu beyan edeceğim ki; o düsturu cidden nazara almalısınız. Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizackarane ittihad gittiği vakit, manevi hayat da gider.
 
وَ لاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَ تَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ
 
işaret ettiği gibi, tesanüd bozulsa cemaatın tadı kaçar. Bilirsiniz ki üç elif ayrı ayrı yazılsa kıymeti üçtür. Tesanüd-ü adedi ile içtima etse yüz onbir kıymetinde olduğu gibi, sizin gibi üç-dört hadim-i Hak, ayrı ayrı ve taksimülamal olmamak cihetiyle hareket etseler kuvvetleri üç-dört adam kadardır.

Eğer hakiki bir uhuvvetle, birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanüdle, birbirinin aynı olmak derecede bir tefani sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dörtyüz adam kuvvetinin kıymetindedirler. Sizler koca Isparta’yı değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz.

Makinenin çarkları birbirine muavenete mecburdur. Hem birbirini kıskanmak değil, belki bilakis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur.

Çünki, vazifesini tahfif ediyor. Hak ve hakikatın, Kur’an ve imanın hizmeti olan büyük bir hazine-i aliyeyi omuzlarında taşıyan zatlar, kuvvetli omuzlar altına girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder.

Sakın birbirinize tenkid kapısını açmayınız. Tenkid edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telakki ediyorum; siz de üstadınızın nazariyle birbirinize bakmalısınız. Adeta, her biriniz ötekinin faziletlerine naşir olunuz.
(Barla Lahikası/128)”

 
Cenab-ı Hak bizleri ve sizleri Kur’an, sünnet-i seniyye, icmay-ı ümmet, kıyas-ı fukaha daire-i nuranisinde, hidemat-ı nuriyenin meslek ve meşrebinin esasatı olan desatir-i nuriyeye sadık kalarak hakiki manada uhuvvet-i islamiyenin tesisinde istihdam eylesin. Nifaktan, gıybetten, su-i zandan ve bilhassa hodfüruşluk nevinden olan desais-i nefsaniyeden muhafaza eylesin. Kusuratımızı af rızasına mazhar eylesin.
 
(Not: Risale-i Nur’un Neşir Tarihçesine dair yazılarımız aylık dersten sonra inşaaAllah devam edecektir.)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>