Dr.Mehmet Rıza Derindağ
Thai Televizyonu Hüsnü Ağabey ile Röportaj Yaptı
Dr.Mehmet Rıza Derindağ
A- A A+

Tayland Devlet Televizyonu 2 saate yakın bir röportaj ile Hüsnü Ağabeyden Risale-i Nur ve Türkiye’de İslam konusunu dinledi.



Ezcümle 1940’ların Türkiyesi, cumhuriyet devri, tek parti sultasi, Anadolu’da islami inkişaf, Risale-i Nur'un bu inkişaftaki rolü, müsbet hareket metodu, tasavvuf ve islam gibi konuların ele alındığı uzun bir sohbet oldu.

Nurlardan, Lahikalardan ve İşarat-ul İcazdan derslerle tezyin edilen sohbet, Tayland’dan gelen yayıncılar kadar bizleri de mest etti...
 
Bediüzzaman Hazretlerinin hayattaki son varis ve vekili, manevi evladı Hüsnü Bayramoğlu Ağabey 1941 senesinde ilk defa Nurları yazmaya başladıklarını ifade ederek şunları ifade etti;

“Pederim Hıfzı Efendi Safranbolu alimleri ve hocalarıyla Üstadımızı Kastamonu’da ziyaret etmişti. Bu ziyaretinde 5 küçük eseri kendisine Üstadımız vermiş ve;

"Sizin hanenizi medrese-i nuriye olarak ve iki evladını ve hanımını Nura talebe olarak kabul ediyorum. Karşımızda imansızlık cereyanı var. Bu cerayana karşı Nur-u Kur’an ile ve Kur’an’ın bu asrın fehmine bir dersi olan Risale-i Nurlarla mukabele edilebilir. Ev halkına selam et, Nurları yazsınlar!” buyurmuş.
 
Bu selamı bize Pederim getirdi. Artık dünyalar bizim olmuştu. Bize dünyada en sevgili şey Nurları yazmak oldu. 15 günde hatt-ı Arabiyi öğrenmiş, herşeyi bir kenara koymuş aşk ile Nurları yazmaya koyulmuştuk. Ben kasem ederim 8 yaşımda aldığım o selamın lezzetinin yerini dünyada hiçbir şey alamaz! Adeta kendimizden geçmiştik.

Ta o yaşlarda bu Zat-ı Fatin-ul asr’ı bu asırda vazifedar en büyük müceddid olarak idrak etmiştik. Kardeşim işte o selamın manevi hazzı ve duasıdır ki 80 seneye yakın bizi bu hizmette istihdam ediyor. Rabbim ayırmasın.” 
 
Risalei Nur tarikat mıdır ve tasavvuftan ve kelamcılardan farklı yönleri var mıdır varsa nelerdir sorusuna Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Kastamonu Lahikasından şu mektubu okuyarak cevap verdiler; 
 
“ Hem Risaleti'n-Nur, sair ulemanın eserleri gibi, yalnız aklın ayağı ve nazarıyla ders vermez ve evliya misillü, yalnız kalbin keşf ve zevkiyle hareket etmiyor; belki akıl ve kalbin ittihad ve imtizacı ve ruh vesair letaifin teavünü ayağıyla hareket ederek evc-i alaya uçar; taarruz eden felsefenin değil ayağı, belki gözü yetişmediği yerlere çıkar; hakaik-ı imaniyeyi kör gözüne de gösterir."
Said Nursi
 

Bu hayatın gayesi nedir ve dünyaya neden gönderildik, vazifemiz nedir sualine ise şu gelen nurani parça ile cevap verdi;

“Saniyen: Kur'an'daki anasır-ı esasiye ve Kur'an'ın takip ettiği maksadlar; Tevhid, Nübüvvet, Haşir, Adalet ile İbadet olmak üzere dörttür. Bu dört unsuru beyan edeceğiz. 
 
   Sual: Kur'an'ın, şu dört hedefe doğru yürüdüğü neden malumdur? 
 
   Cevap: Evet, beni-adem, büyük bir kervan ve azim bir kafile gibi mazinin derelerinden gelip, vücud ve hayat sahrasında misafir olup, istikbalin yüksek dağlarına ve müzeyyen bağlarına müteveccihen kafile kafile müteselsilen yürümekte iken, kainatın nazar-ı dikkatini celbetti;

"Şu garip ve acip mahluklar kimlerdir? Nereden geliyorlar? Nereye gidiyorlar?" diye ahvallerini anlamak üzere hilkat hükumeti, fenn-i hikmeti karşılarına çıkardı ve aralarında şöyle bir muhavere başladı: 
 
   Hikmet: 
 
   – Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Bu dünyada işiniz nedir? Reisiniz kimdir?   

Bu suale, beni-adem namına, emsali olan büyük peygamberler gibi, Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselam, nev-i beşere vekaleten karşısına çıkarak şöyle cevapta bulundu: 
 
   – Ey hikmet! Bu gördüğün insanlar, Sultan-ı Ezeli'nin kudretiyle, yokluk karanlıklarından, ziyadar varlık alemine çıkarılan mahluklardır.

Sultan-ı Ezeli, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrayı bize vermiştir.

Biz, haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz.

Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle re'sü'l-malımız olan istidadlarımızı nemalandırmaktır. Ve şu azim insan kervanına, bundan sonra Sultan-ı Ezeli'den risalet vazifesiyle gelip riyaset eden benim.

İşte o Sultan-ı Ezeli'nin risalet beratı olarak bana verdiği Kur'an-ı Azimüşşan elimdedir. Şüphen varsa al, oku! 
 
   Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselam'ın verdiği şu cevaplar, Kur'an'dan muktebes ve Kur'an lisaniyle söylenildiğinden, Kur'an'ın anasır-ı esasiyesinin şu dört maksatta temerküz ettiği anlaşılıyor." İşarat-ül İ'caz
 
Böylece gece uzun ve tatlı musahabelerden sonra gelen misafirlere namazın hakikatı da anlatılarak vedalaşıldı. Cenab ı Hak yapılan sohbetlerin ve programların tesirini halketsin. Amin.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>