Dr.Mehmet Rıza Derindağ
Lahika Mektuplarının Neşri ve Vasiyetnameler / 21
Dr.Mehmet Rıza Derindağ
A- A A+
Bediüzzaman’ın Dördüncü Te’lifat Devresi/(1949-1956) 
 
Menfi Gazetelere Cevaplar ve Bekir Berk Bey
 
Hz. Üstad’la mücadeleye menfi siyasilerden, kökü dışarda dal ve budakları içimizde zındıka komitelerinin maşalarından sonra sefih bazı gazeteler de eklenmişti. Bu gazeteleri bazen ademe mahkum edip muhatap olmayan Hz. Üstadımız bazen de lahikalarla cevaplar vermişti. Bir kısmına davalar da açılmıştı. 
 
Bu menfi gazetelerden 27 Ekim 1954 tarihli Vatan Gazetesinin yalanlarına Emirdağ Lahikası 2/198’de şu cevabı vermiştir, bu gibi mektuplara bir misal olarak arzediyoruz; 
 
“Yazıları beş vecihle iftira ve yalan olduğunu gördüğüm bir gazeteyi bana okudular. Böyle iftiraların hem Isparta'ya, hem neşredenlere büyük zararı var.  
 
   Birinci Yalan: Nur Risalelerini okuyanlara mürid ve tarikat diye beni tarikat dersi vermekle ittiham ediyor. Halbuki beni tanıyanlar biliyorlar ki: Mahkemelerde de sabit olduğu gibi; ben tarikat dersi değil, imanın, Kur'an'ın hakikatlarını ders veriyorum. Dersimi dinleyenlere Nur Talebesi denir. Mesleğimiz tarikat değil, imanın hakikatlarıdır. 
 
   İkinci Yalanı: İftira eden gazete başka bir gazeteyi kendine teşrik etmekle bazı yanlış tabirler karıştırmasıyla diyor ki: "Eğridir gençleri Said ve müridleriyle mücadeleye başladılar." Kat'iyyen bunun aslı olmadığını bütün Isparta ve Eğridir gençleri biliyorlar. Hatta Isparta ve Eğridir gençleri bunu işittikleri vakit hiddetle protesto ediyorlar. Yalnız Ankara'da bulunan Eğridirli genç olmayan bir adam, otuz sene evvel benimle görüşmesini az tenkidkarane yazmış. Buna "Gençler mücadeleye başladılar" namını vermek ne kadar zahir bir yalandır. Halbuki kim olursa olsun bütün gençlere karşı daima kardeş nazarıyla bakıyorum. Bana yahut talebelerime karşı Isparta ve Eğridir'de hiçbir gencin mücadelesini işitmemişim. 
 
   Üçüncü İftirası: O iftira eden gazete başka birisinin diliyle diyor ki: "Said ve müridleri gizli siyaset çeviriyorlar. Emniyeti bozmak tarzında nizamatı değiştirmeye çalışıyorlar." 
 
   Bunun yalan olduğuna yirmisekiz senede beş mahkeme beraet vermesiyle gösteriyor ki: Siyasetle hiç bir alakam yok. Ve hiç bir emare bulunmaması bunun ne kadar iftira olduğunu gösteriyor. Hatta otuzbeş seneden beri siyasetten çekildiğimi bütün dostlarım biliyorlar. Bu hakikat mahkemeler tarafından da sabit olmuştur. 
 
   Dördüncü İftirası: Said Nursi bazı kadınlara şeytandır demiş. Bu iftiranın aslı: "Eskiden büyük şehirlerde açık-saçık, çıplaklık derecesinde hususan yarım çıplak Hıristiyan kızları şeytan kumandasında ahlak-ı İslamiyeye zarar veriyorlar." 
 
   İşte böyle birkaç tane açık gezenler hakkındaki bir sözü başka surete çevirip mutlak kadınlara teşmil ederek tabiri çirkinleştirip istimal etmesi, pek çirkin ve zahir bir iftiradır. "Kadınlarla muhavere" namındaki risalemde: Kadınlara büyük bir hürmet ve ehemmiyet ve kıymet verdiğimi hatta şefkat cihetinde erkeklerden pek ileri olduklarından Risale-i Nur'un mühim bir esası şefkat olduğundan bu mübarek hemşirelerimi "Muhterem Hemşirelerim" namıyla yadediyorum. Onların samimiyet ve ihlaslarını ziyade görüyorum... 
 
   Beşinci Hakaretkarane İftirası: Gerilemek ve irtica, yani İslamiyet ahkamına, ahlakına dönmek manasıyla "mel'un fikir" tabiri kullanması Küre-i Arzı titretecek kafirane bir iftira olduğu gibi, yalnız Ispartalılara ve Nur talebelerine değil, belki alem-i İslama karşı bir ihanettir. 
 
 Çok hasta ve çok ihtiyar  
 
 Said Nursi “
 
Hz. Üstadımız gerçi son yıllarında artık bu gibi haberlerle bütün bütün alakasını kesmiş ve muhatap olmamıştır. Bir gün Avukat Bekir Berk Bey Hz. Üstad’ı ziyaret etmiş ve Mersin’de ki bir gazetenin Hz. Üstad’a iftira attığı ve hakaret ettiğinden bahsederek, Hz. Üstad’tan vekalet istemiştir. Hz. Üstadımız bunu reddetmiştir.

Bekir Bey ısrar edip maddi manevi tazminat açacağım dediyse de Hz. Nur Üstadımız vekalet vermek istememiş ve “Bekir bey ben bu gibi şeylerle meşgul olmak istemiyorum, bunlar menfi de olsa ilanat hükmüne geçer” demiştir.

Bekir bey her ne kadar musırrane Hz. Üstad’tan vekalet talep ettiyse de Hz. Üstad oralı olmamış ve vekalet vermiyorum demiştir. “Bekir bey bunların böyle menfi yazıları hakikatperestlerin Risale-i Nur’u taharrisine, Nurları aramalarına vesile oluyor, benim böyle menfiliklerle uğraşmaya zamanım yok kardeşim” diyerek izah etmiştir.

Fakat daha sonra üç gazetenin “sahte peygamber” iftirasına karşı 20 Ocak 1960 tarihinde dava açması için kendisine umumi vekaletname gönderilmiş olan Bekir Bey 1958 Ankara Mahkemesi başta olmak üzere 70’li yılların ortalarına kadar Nurcuların avukatlığını fisebilillah yapmıştır.

Bekir bey daha sonra ki senelerde Risale-i Nur talebelerinin vatan sathındaki mahkemelerini takip etmiş, kahramanca müdafalar yapmış ve Türk Hukuk tarihine adını Mazlumların Müdafii olarak yazdırmış bilhassa 163. Maddeye karşı fevkalade bir hukuk mücadelesi vermiştir. Cenab-ı Hak kendisine rahmet eylesin.

1958’de ki mahkemede sizi mi davanızı mı müdafaa edeyim diye sorduğu Nur talebelerinin ise davamızı müdafaa edin dedikleri hatıralarda naklediliyor. Nur talebelerindeki bu asil davranış Bekir Bey’e tesir etmiştir. Cenab-ı Hak ahirete intikal etmiş bütün geçmişlerimize rahmet eylesin.







YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>