Dr.Mehmet Rıza Derindağ
Risale-i Nur'un Korsan Neşriyatının Tarihçesi / 9
Dr.Mehmet Rıza Derindağ
A- A A+
Hz. Bediüzzaman’ın hayatında muvaffak olduğu te’lifat-ı diniyesini (telif tarihçesi noktasından) beş kısımda, kendisinden sonra devam eden neşriyatı ise iki kısımda değerlendirebiliriz.
 
1- Tahir Paşa konağında ikamete başladığı devreden Cihan Harbine kadar olan devre; birinci neşriyat-ı diniye devresi
 
2- İşaratu’l İ’caz’ı kaleme aldığı 1915’ten 1. Cihan Harbinin nihayeti ve esaretten avdeti ile İstanbul ve Ankara’da giriştiği mücahede-i maneviyey-i neşriyesi
 
3- Van’dan Burdur ve daha sonra Barla’ya sürgünüyle başlayıp Afyon Hapsinden çıktığı gün olan 20/09/1949 tarihine kadar devam eden Kur’an-i Kerim’in işaratı, İmam-ı Ali’nin beyanatı, Gavs-ı Azamın tebşiratı, evliyanın ihbaratı ulemay-ı ilm-i kelamın asırlardır beklediği ehl-i imanın manevi imdadına gönderilen Risale-i Nurların te’lif devresi
 
4- 1949 Eylül- 1956 ya kadar devam eden matbuat lisanıyla neşriyat
 
5- 1956-1960 arası yeni harf ile külliyatın neşri
 
Hz. Bediüzzaman’ın vefatından sonra günümüze kadar devam edegelen Risale-i Nur’un matbaalarda neşriyatını genel hatlarıyla iki kısımda değerlendireceğiz;
 
1- Hz. Üstad’ın naşir varislerince hizmetkarlarının tasdiki ile devam eden neşriyat-ı nuriye
 
2- Hz. Üstad’ın Vasiyet ve vekaletine bakmadan korsan olarak ve gayr-ı şer’i matbuat işine girişenlerce devam eden neşriyat
 
 
 
Bismillahirrahmanirrahim
 
Ve minellahit tevfik
 
Birinci Te’lifat Devresi/(1908-1914) ;Bu devre Hz . Bediüzzaman’ın ateşini zekasının, keskin ferasetinin, ince zevkinin, derin tedkikatının, geniş tahkikatının 30’lu yaşlarının başında Şark’ta 3 aylık tahsilatı, 90 cilt ezberlediği kütüb-ü müteferrikadan süzdüğü muktesabıtının beliğ ve muhtasar olarak neşrine muvaffak olduğu asar-ı diniye ve içtimaiye ve siyasiyesidir. Matbuat sırasıyla şöyledir (yani telifat daha evvel olabilir fakat matbaada neşriyat ciheti nazara alınmıştır)
 
1- Makālat: 1908 tarihinden başlayarak gazetelerde çıkan yazıları, çeşitli zamanlarda verdikleri nutukları ve beyanatları
 
2- Nutuk: (1908) İkbal-i Millet Matbaası
 
3- İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi: (1909) İkbal-i Millet Matbaası, 1327, 1325 (23 Mayıs 1909 – 18 Eylül 1909).
 
4-Muhakemat: (1911) Matbaa-i Ebuzziya
 
5- Münazarat: Matbaa-i Ebuzziya,(Nisan sonu 1911)
 
6- El-Hutbetü’ş-Şamiyye: (1911)
 
7- Reçetetü’l-Ulema:
 
(1912)
 
8- Reçetetü’l-Avam:
 
(1912)
 
9- Teşhisü’l-İllet: Matbaa-i Ebuzziya,(1912)
 
10- Devaü’l-Ye’s Zeylinin Zeyli: 
 
Matbaa-i Ebuzziya, (1912).
 
“Tehisü’l-İllet”in zeyli olarak neşredilmiştir.
 
11- Ta‘likāt: (1913)
 
 
 
Hz. Müellif-i Muhterem Bediüzzaman bu Eski Said diye tesmiye ettiği eserlerinin kısm-ı ekserisini 1950’den sonra tashih etmiştir. Bunlarda kendisinin tasarrufu haricinde neşriyatta bulunmak, tashihatını görmezden gelmek Hz. Üstad’ın bizzat kendisinin hukukunu zayi etmektir! İşte tam da bu noktada Bediüzzaman’ın vasiyetnameleri ve varisleri devreye giriyor!
 
Mesela Münazarat isimli eseri 1911’de telif edilmiş. 40 sene sonra Hz. Üstad kendisi hizmetkarlarıyla bu eseri tekrar okumuş ve okutmuş ve Risale-i Nur Külliyatı içine bazı tashihlerle dahil etmiştir.
 
Bediüzzaman’ın hizmetkarları bu eser için diyor ki; İlk önce H. 1329’da İstanbul’da Matbaa-i Ebuzziya’da tab edilmiştir. M. 1950 ve müteakip senelerde Isparta’da teksir ile neşredilen Mektubat Mecmuası’nın ikinci cildinde Hutbe-i Şamiye ile birlikte Hz. Üstadımızın tensibiyle neşredilmiştir. Fakat Üstadımız ilk matbu nüshayı kendi dest-i hattıyla tashih etmiş ve 42. sahifesinde “Dine zarar olmasın, ne olursa olsun” sualinin başına kendi mübarek dest-i hattıyla “Buradan başlansın” diye işaretlemiştir. İşte buna binaen teksir Mektubatta Münazarat Risalesi “Buradan başlansın“dan itibaren yazılmış ve öyle de neşredilmiştir. Hz. Üstadımız bazı haşiyeler ilave etmiş ve tashihatta bulunmuştur. Mektubat’ta bulunan bu Münazarat’tan başka bir de yine Hüsrev Ağabey’in hattıyla müstakil olarak 1951’de Hz. Üstadımız Emirdağı’nda iken, Eskişehir’de teksir edilip neşredilen “Hutbe-i Şamiye’nin bir zeyli ile Eski Said’in kırkbeş sene evvel aşairin suallerine verdiği cevaplar” ismi ile bir Münazarat daha neşredilmiştir. Bilahere yeni harfle neşredilen Münazarat’lar, Hz. Üstad zamanında neşredilen bu nüshalara göredir. Ancak mezkur sebeplere binaen nüsha farkları meydana gelmiştir. Gerek Münazarat, gerek Divan-ı Harb-i Örfi ve sair bütün Nur Mecmua ve Risalelerinin neşrinde Hz. Üstadımızın tashihleri me’haz ve esas alınmıştır.
 
 
 
Hz. Üstadımız, Kastamonu ve Emirdağ Lahikalarında Münazarat ve Divan-ı Harb-i Örfi’den bahsettiğinde tashihat yapılması lüzumunu belirtmiş, bilahere bizzat kendileri bu tashihatı yapmışlardır.
 
Emirdağ Lahikası el yazma nüshalarda bulunan Hz. Üstad’ın şu cümlesi: “Hususan eski Divan-ı Harb-i Örfi’deki müdafaatı, Risale-i Nur’un mesleğine uymayan bazı cümleleri tayyedilsin.” gibi Hz. Üstadımızın Münazarat ve Divan-ı Harb-i Örfi gibi eski asarı hakkında böyle beyanları var. Hz. Üstadımız, bu eserlerini neşrederken defaatle tashihat yaptığına bizler şahidiz. Eski matbu Münazarat’taki Hz. Üstadımızın kendi mübarek dest-i hattıyla yaptığı tashihler de meydandadır.
 
Biz, Nur’ların neşriyle alakadar bazı kardeşlerle beraber; evvela Hz. Üstadımızın matbu nüshada yaptığı tashihler esas alınarak ve diğer nüshalar da Hz. Üstadımızın nazarından geçmesi ve kabul etmesi mülahazasıyla umumunu cem’ ederek, şimdiye kadar neşredilen nüshalar da dikkate alınarak Münazarat Risalesi böylece neşredilmektedir.
 
 
 
 Hz. Üstadımızın Hizmetinde Bulunan Talebeleri 
 
Tahiri, Zübeyir, Sungur, Ceylan, Hüsnü, Bayram
 
(Münazarat/9)
 
Bir Haşiye: Bediüzzaman eseri tashih ediyor, kendi dest-i hattıyla buradan itibaren neşredilsin diyor, sonra bu şekilde neşre devamı için vasiyet yazıyor, sonra bir daha vasiyet yazıyor, sonra vasiyete zeyil yazıyor ve sonra bu vasiyetleri teyid ve tekid eden zeyillerle neşriyatı hususi hizmetkarlarının nezaretinde devamını emreden lahikalar neşrediyor ve en nihayet yanında bulunan, Hz. Üstad’ın arzusuna ve hizmetine tam vakıf Tahiri, Sungur, Ceylan ve Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekil tayin ediyor… Daha ne yapsın, rica ederim, daha ne desin, ne yazsın… bunca ikaz, ihtar, lahika ve vasiyetnamelerine rağmen kendi kafa fenerleriyle ve hevesleriyle anudane neşriyat etmek isteyenler mahşerde mesul olmayacaklar mı? Adalet-i ilahiye bunlardan hesap sormayacak mı? Ve bunlar daha o haşre gitmeden dünyada da rezil olmayacaklar mı ve olmadılar mı?
 
Bediüzzaman diyor ki “Amelinizde rızay-ı ilahi olmalı!” Dikkat buyurun niyetinizde değil amelinizde rızay-ı ilahi olacak! Amelin rızay-ı ilahiye uygun olması Kur’an ve sünnete muvafık olmasıyla ölçülür. Ben bundan sonra sabah namazını 20 rekat kılacağım, niyetim halis, niyetim Allah’a yakın olmak diyemeyeceğimiz gibi bu Münazaratı ben böyle neşrederim de diyemezsiniz! Böyle bir tasarrufta bulunmak salahiyetine sahip değilsiniz. İşte size mihenk! Münazaratı aslına uygun basanlar ve Münazarat’ı Bediüzzaman’ın arzusuna mugayir basanlar var!
 
Bediüzzaman Münazaratın bir kısmını almış ve külliyata dahil etmiş hiç kimsenin haddi ve hakkı yok ki bu eserin tamamını Risale-i Nur Külliyatı içine dahil etsin. Ederseniz korsansınız. Niyetimiz halis demekle bu manevi mesuliyetten kurtulamazsınız.
 
 
 
 
İkinci Te’lifat Devresi/(1915-1926) ;
 
1- İşaratü’l-İ‘caz fi Mezani’l-İcaz: 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, (1918).
 
2- Nokta: 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası (1919)
 
3- Hutuvat-ı Sitte:
 
Eşref Edip Bastırıyor
 
(1920)
 
4- Sünuhat: 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası (1920)
 
(Münderecatı: “Sünuhat”, “Rü’yada Bir Hitabe”, “Rü’yanın Zeyli”, “El-Hutbetü’ş-Şamiyye”, “Teşhisü’l-İllet”, “Devaü’l-Ye’s Zeylinin Zeyli”, “El-Hutuvatü’s-Sitte”)
 
5- Hakīkat Çekirdekleri (Birinci cüz’): 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, (1920)
 
6- Hakīkat Çekirdekleri (İkinci cüz): 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, (1921)
 
7- Tuluat: 
 
Evkāf Matbaası, (1921)
 
8- Kızıl İcaz: 
 
Evkāf Matbaası, (1921)
 
9- Rumuz: 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, (1921)
 
10- İşarat: 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, (1921)
 
11- Şuaat: 
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, (1921)
 
12- Lemeat: (1921)
 
Evkāf-ı İslamiyye Matbaası, Hz. Üstadımızın beyanı ile Lemaat Ramazan başlangıcı ile Bayram arasında te’lif edilmiş. 9 Mayıs 1921 ile  8 Haziran 1921 arasındaki sürede te’lif edilmiş..
 
13- Katre: 
 
İstanbul, Necm-i İstikbal matbaası, (1922)
 
14- Habbe: 
 
Evkāf Matbaası 1338 (1922)
 
15- Zerre: 
 
Evkāf Matbaası, 1338/1340 (1 Oc. 1922 – 23 Ağ. 1922)
 
16- Şemme: Evkāf Matbaası, 1338/1340 (1 Oc. 1922 – 23 Ağ. 1922).
 
17- Zeylü’z-Zeyl: 
 
Ankara, Yenigün Matbaası, 1338/1341 [Ankara’ya gelişi (7 Kasım 1922) – 31 Ar. 1922]
 
18- Hubab: 
 
Ankara, Ali Şükrü Matbaası, 1339/1341 {1 Oc. 1923 – Ank.’dan ayrılışı (17/21[30]) Nisan [1 Mayıs] 1923)}
 
19- Zeylü’l-Hubab: 
 
İstanbul, Necm-i İstikbal Matbaası, 1341 [H] (24 Ağ. 1922 – 13 Ağ.1923)
 
20- Zühre: 
 
İstanbul, Necm-i İstikbal Matbaası, 1341 [H] (24 Ağ. 1922 – 13 Ağ.1923)
 
21- Şu‘le: 
 
İstanbul, Necm-i İstikbal Matbaası, 1342[H] (14 Ağ. 1923 – 31 Tem 1924)
 
(Devam edecek…)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>