Dr.Mehmet Rıza Derindağ
Hüsnü Ağabey; Hali, Vekaleti ve Siyaseti
Dr.Mehmet Rıza Derindağ
A- A A+
Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin yakınında olmakla gördüğüm bazı ahval ve evsafını ifade etmek mecburiyeti hasıl oluyor. Bu mecburiyetle birlikte sabahtan akşama kadar bu Zat-ı Nuraniyi tavsif ve tarif etsem Necib Üstadımızın “evladım” iltifatının yerini tutamayacağıda aşikardır.

Filhakika methetmek için değil, O’nun şahsını nazara vermek için hiç değil O’nun şahsında şahs-ı maneviy-i nuriyeye saldıranlar ve cemaatte tesanüdü bozmak isteyenler, ve tevessü etmiş ve tevazzuh etmiş zındıka komiteleri yahut o komitelere bilerek/bilmeyerek alet olanlara bir iki hususu beyan etmek için hakikat-i hali beyana mecburiyet hissediyorum.

Ve yine bazı muharrirlerin ve kamet-i kıymetlerine hiç muvafık olmayan sabiyy-i müteşeyyih gibi “kalbi harekete gelmeyen, bir muhakkik alim zat da olsa şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkülleşmiştir” ikazının masadakı olmuşlar ve bazılarının fitne saçan kalemleri Muazzez Üstadımızın Aziz talebesine bilvesile “siyasete giriyor” diye iftiralarına cevap gerekiyor.

Hz. Üstadımızın bizzatihi sarih vasiyetnamelerine de ya hasedlerinden, yahut mugalata ve cerbezeli fikirlerinden kulp takmaya cüret ediyor ve küstahlığa varan ahvale giriftar olanları da görmüyor değiliz. 
 
Evvela; Hüsnü Ağabey Hz. Üstadımızın ismini ilk duyduğu, Risaleleri ilk yazmaya başladıkları 1942 senesinden itibaren kendisini Hz. Üstad’ında ve Risale-i Nur’da fena etmiş adeta Nur Üstad ile büyümüş ve Risale-i Nur ile rızıklanmış...

Bir çekirdek gibi hanesinde evvela Muhterem Pederi Hıfzı Efendi ve Nur’un kahraman hanımlarından Fatma Hanım ablanın riyasetinde aşı Nur, konuşması Nur, yürümesi Nur olmuş..

Buluğ çağına erdiği ilk günlerde 13 yaşında, kardeşiyle beraber Halk Partisinin zulmüne aldırış etmeden, bir sene evvel Pederlerini idama mahkum etmek istemelerini hiçe sayarak Afyon’un yolunu tutmuş! Kelle koltukta, kefeni boynunda Hz. Üstad’ı ziyaret etmiştir.

Hz. Üstad müşfikane Mevlana Halid-i Bağdadi’den kendisine tevarüs etmiş mübarek cübbesinin altına O’nu alıp evladım demiştir! Bir sene sonra da artık vefatına kadar kendisinin en yakınında, hizmetinde hem evladı, hem müşaviri, hem vekili ve hem varisi olarak kabul etmiştir. 
 
Hz. Üstadımızın vasiyetlerinin tamamında ismi geçen bir kaç zevattan birisidir. 
Hüsnü Ağabey Halk Partisinin ceberrut zamanlarının şahidi olmuş, Türkiye’de büyük siyasi ve içtimai değişimlerde Nur Üstadın en yakınında olup O’nun tarzını ve tavrını müşahede etmiştir. O karanlık zamanlarda yakıcı imtihanlarda davasından vazgeçmemiş, sadakat imtihanını sıddık ünvanıyla vermiş, fakat mahviyet, tevazu ve terk-i enaniyet ile 80 sene Nur hizmetlerini bırakmamıştır. 
 
İşte bu Zat’ta müşahede ettiğimiz ve artık şahsiyet olmuş hususiyetlerinden
 
Birincisi; ihlas’tır.

Hakikaten ne halkın ne cemaatın iltifatı da bazen kulaklarına kadar gelen zemmi de zerre kadar gönlüne giremiyor. Rızay-ı ilahiden başka bir gayesi yok. Hele ders makamında tamamen nefsini muhatap alarak okuyor ki o derste bir kişi de olsa bin kişide olsa aynı hali kendisinde müşahede ediyoruz.  
 
İkincisi; sun’i değil kendisinde hal olmuş tevazuu ve mahviyetidir. 
 
Üçüncüsü; bizleri bir çok zaman hayretler içerisinde bırakan şefkatidir.

Çocuklara bilhassa ziyade şefkati vardır. Ehl-i imana hususan hayatını nur hizmetine vakfedenlere de ayrıca şefkat eder. 
 
Dördüncüsü; Sadakatıdır.

Eğer Nur Üstadın hizmetkarlarını mesela Zübeyir Ağabeyi şecaatiyle, Ceylan Ağabeyi zekavetiyle, Sungur Ağabeyi Üstad’a muhatabiyetiyle, Bayram Ağabeyi ihlasıyla, Tahiri Ağabeyi velayetiyle görüyorsak Hüsnü Ağabeyi tam ve halis bir sadakat ve daimi ve sarsılmaz bir sebat içinde imtiyaz ettiğini müşahede ediyoruz.

Hz. Nur Üstadımız merhum Zübeyir ve Ceylan ağabeyler Tarihçe-i Hayat’ı hazırlarlarken onlara bir gün “sizlerden Hüsnü gibi tam sadık olmanızı beklerim!” buyurarak O’nun bu vasıfını teyid etmiştir. 
 
Beşincisi; Ferasetidir.

Hüsnü Ağabey aynen fıtri tevazuu gibi keskin bir zekaya maliktir. Hz. Üstadımızdan ders alması gereği hayatı boyunca çürük tahtaya basmaması ve Hz. Üstadımızın kendisi hakkında “Hüsnü’mü aldatamayacaklar” ifadesinin şerhi sadedinde merhum Bayram Ağabey “Hüsnü Ağabey kimsenin dolmuşuna binmez, dolduruşuna gelmez” demesi ferasetine işaret ediyor. 
 
Altıncısı; Şahsi ubudiyetidir.

(Hem İstanbul’da hem yurtdışı seyahatlerinde hizmetine bakan Taha Tütüncü kardeşimizin müşahedesiyle) Katiyyen teheccüd namazını terketmemesi, her gece laakal sabah namazından bir-bir buçuk saat evvel uyanması, evrad-ı kudsiyeyi, hizbunnur’u düzenli okuması, Misafir olduğumuz her yerde ilk sorusu dua ve virdleri okuyabileceği bir yer temini, Hz. Üstadımızın hizmetine girdiği ilk aylarda ezberlediği cevşeni istisnasız hergün namazdan evvel bitirmesi, defaatle şahid olduğumuz yolda plan ve programını daima camilerin konumuna göre ayarlaması (hatta belki yüz defa istanbul gibi trafiği malum bir yerde önce camiye gidelim dediği ve cami basamağına geldiğimiz aynı anda ezan-ı Muhammed’in okunması) ve namazı tam vaktinde tadili erkan ile edası ve tesbihatta ki ciddiyeti...
 
Bu evsafa belki binler müsbet evsaf-ı kemal dahil edilebilir. Lakin son zamanlarda bazı başı bulanık muharrirler, bir takım heveslerle bu hadim-i Nur’a taş atmaya çalışıyor o kara taşlar başlarını yarıyor lakin bihaberler! 
 
Saniyen; Hz. Üstadımızın hiç bir hizmetkarı ne siyaset heveskarı ne de bütün mesaisini ahval-ı siyasiyeye teksif etmiştir. Memleketin fevkalade günlerden geçtiği devrelerde bir araya gelmiş akl-ı selim, kalb-i müstakim müminler olarak Hz. Üstadımızın omuzlarına bırakmış oldukları vazifelerini (birisi de münasip ve muvafık gördükleri zamanlarda lahika yayınlamaktır) yerine getirmişlerdir.

2002 seçimlerinden bugüne kadar Mustafa Sungur, Hüsnü Bayram, Abdullah Yeğin, Said Özdemir, Salih Özcan gibi Hz. Üstadımızın talebeleri ortak imzalı  mektuplar neşretmişlerdir.

Mevcut hükümeti ve şimdi ki Reis-i Cumhurumuzun desteklenmesini belirten bu mektuplar seçim dönemlerinde muktezay-ı hale mutabık neşredilmiştir. 

Peki bu Ağabeylerimizin mesaisi bununla mı sınırlıdır?
Başka açıklamaları olmamış mıdır? 

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey sadece son bir senesine bakıyoruz;

Avustralya’ya nur hizmetlerini müşahede etmeye gitmiş, yapılan tercüme faaliyetlerine bakmış, cemaati bir ve beraberliğe teşvik etmiş, gelmiş Güney Amerika’ya gitmiş, 9-10 ülke; Brezilya, Arjantin,Peru, Şili, Bolivya, Kolombiya, Ekvator vs.. buralarda onlarca aile bu ziyaretlerde müslüman olmuştur. 84 yaşında bir Zat’tan bahsediyoruz.

Türkiye’de bulunduğu süre içerisinde haftanın yedi günü Nurlardan ders okuyor. Etrafında halelenmiş genç nur talebeleriyle her akşam namazından sonra dersi var. 3 ayda 6 defa Sikke-i Tasdik-i Gaybiyi bitirmişler.

Her Cumartesi umumi dersi, her Pazar sabahı ayrıca dersi, ayda bir ihlas uhuvvet dersleriyle farklı meslek ve meşrebleri bir araya getirme gayretleri. Bu arada zaman zaman İstanbul dışında yapmış olduğu ziyaretler ve okumalar.

Böyle bir şahsın hakkında ve böyle bir hayatı yaşayan Ağabeyler hakkında siyaset için konuşuyorlar da şundan şundan niye bahsetmiyorlar mevzu mu bulamıyorlar Risale’den diye yazmaya utanmıyor, ar damarları çatlamışcasına hakaret ediyorlar!

Öyle münafıklar ki bu herifler ellerine geçen her fırsatta hükümete, Reis Beyefendiye elitist yaklaşımlarla höykürüyor bu siyaset olmuyor, alçakça suret-i haktan görünüp dalalet fırkasının sözcülüğünü yapabiliyorlar o da siyaset olmuyor.

Lakin mevzu vatan, millet, memleket davası oldu mu biz siyaset yapamayız, Ağabeyler de yanlış yapıyorlar diye köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz geziyorlar. Klavye kahramanlarıdırlar. Kendileri menfaat esiri oldukları için bütün hayatlarını nurani davaya vakfetmiş bu Ağabeylerin açıklamalarını bir menfaate istinad ettirmek zorunda hissederler başka türlü anlayamıyorlar çünkü. 

Evet bu bir zehirlenme. Hz. Üstadımızın vefatından sonra bir hastalık bir virüs suretinde Hz. Üstadımızın has talebelerini birbirlerinden soğutmak sonra iftiralarla çürütmeye çalışmak muvaffak olunamazsa yeni yeni Ağabeyler (!) ihdas etmek, bu da filanca ağabeydir diye ona istinad ederek bir takım bidatlar içimize sokmak, Nurlarla meşguliyetten uzaklaştırmak... işte planları... ama olmuyor.. ne yapsalar ne etseler boş. 

Bir kez daha ilan ediyoruz ki; 
 
Hüsnü Ağabey ve bütün merhum hizmetkar Ağabeyler bütün mevcudiyetleriyle gayeleri ahirettir, bu milletin imanına hizmet etmektir, ara sıra mecburiyet tahtında siyasete bakmaları uhuvvetin temini, ittihad-ı islamın ihyası için siyaseti dine alet etmek içindir. Memleketi anarşiden muhafaza içindir.

Zira Nur hizmeti emniyet ve hürmet ve merhameti te'sis ile hem asayişi, hem inzibatı, hem hayat-ı içtimaiyeyi anarşilikten kurtarmaya çalışıp, siyasilerin hakiki vazifelerinin temel taşlarını tesbit ediyor, takviye ve te'yid ediyor. 
 
Bununla beraber iman dersleri ve sadakat, sebat, ihlas dersleri inkıtaa uğramadan devam ediyor. 
 
Salisen;

Muazzez Hüsnü Ağabeyimiz zaman zaman siyasileri bilhassa iktidardaki hükümeti hiç mi ikaz etmiyor?

İhtar ettiği hiç bir husus yok mu?

Elbette ki var.

Hayra teşviği var, yapılan hizmetleri takdiri var.

Bununla birlikte nehy-i anil münker vazifesini de ifa ediyor.

Fakat bunu ehl-i dalaletin ekmeğine yağ sürecek surette yapmıyor.

Ergen gençler gibi sosyal medyada yarısı yalan, diğer yarısı gizli yalan olan mübalağalara kanıp anarşiye sebebiyet verecek yahut ehl-i dalaleti alkışlattıracak bir surette paylaşmıyor.

En mühim mevkilere en hayati ihtarlarını yapıyor ama bu ihtarları münafıkların ve mümessili partilerinin naşir-i efkarı olan gazete ve sitelerinin haberi olmuyor. Buna müsade etmiyor. Mevcut hükümetin üstüne rejimin diktiği gömleğin darlığını biliyor, zor duruma düşürecek arzu ve istekleri kesip biçip tarttıktan sonra muktezay-ı hale mutabık ve sadece işin muhataplarına arzediyor.

Mesela Diyanet ile alakalı bir mevzu varsa koskoca Diyanet camiasını rencide edecek bir yazı yazmıyor, müslümanların iç meselesidir, yanlış bir içtihad etmiş olabilirler vs diye hüsn-ü tevil ile ve hüsn-ü niyet ile şerh ediyor fakat muhakkak ya Diyanet yetkililerini davet ediyor yahut kendisi bizzat Başkan’a gidip meseleyi izah edip izahat istiyor ve mevzu halloluyor. Diğer kurumlar için böyle olduğu gibi hizmet içi mesailde de böyle.

Sünnete muvafık ve Üstadımızın tarz-ı hizmetine mutabık ehl-i hidayet arasında tesanüd ve uhuvvetin muhafazası, hükümetin iğfalatının önününe geçilmesi, ve ehl-i dalaletin müslümanlar mabeynindeki muhtemel ihtilafatından istifadesine mani olmak suretinde yerinde ve zamanında ihtar ve ikazları oluyor. Kol kırılır yen içinde kalır atalarımızdan yadigar bir sözdür. 
 
Hasıl-ı kelam; ey muharrir ve kendisini alim addeden ehl-i ilim, her şey sizin malumatınıza münhasır değildir. Asrın vekilinden asrın anlayışına münasib en ince dersleri alan bu Ağabeyler sizin zehab ettiğiniz gibi içtimaiyattan bihaber, siyasetten anlamaz, saf ve kandırılabilir şahıslar değildir.

Ondan bundan değil Hz. Üstad Bediüzzaman’dan tedbir, tahkik, dikkat, teenni, terk-i enaniyet, mahviyet, adab-ı muaşeret gibi islami ve içtimai dersleri almışlardır. Kimse küstahlık etmesin, bu Hizmetkar Ağabeyler ve Hüsnü Ağabey o imtihanı vermiş, kabul-u Üstadaneleri olmuş, kendileri vasi tayin edilmiş müeyyid Zat’lardır. 
 
Şu son demde ki vukuat hem şehadet ve hem isbat etmiştir ki onlar Risale-i Nur’un ve Nur Üstadımızın meslek ve meşrebinin sadık bekçileri, sıddık varisleri, hakiki sahipleri olmuşlardır.

Müstakim hizmet onların dairesinde ki hizmettir. Sağa sola sapmadan, ona buna kanmadan ve kandırılmadan, aldatmadan ve aldatılmadan sıdk ile devam ve sebat ile teali eden hizmet Hz. Üstadımızın hizmetkarlarının hizmet daireleri olagelmiştir. Bu daire ise bizzat Hz. Üstad’ımızın tahkim ve takviye ettiği dairedir.

Hüsnü Ağabey’in defaatle dediği gibi bizim liderimiz yoktur, liderimiz ve Reisimiz Muhammed Mustafa Peygamber-i Zişan Efendimiz’dir, Bediüzzaman O’nun bu asırda bir vekilidir, biz de hizmetkarız.

Hepimiz ders arkadaşıyız. Ahiret kardeşiyiz. Ehemmiyet sadakat ve kanaat ile takva ve ihlas kuvvetiyle şu dairede ki hissemizi arttırmaktadır. Cenab-ı Hak ukalalıktan, küstahlıktan, enaniyetten ve bilcümle nefis ve şeytanın tuzaklarından muhafaza eylesin, nur ve nurani davada istihdam eylesin ve Aziz Hüsnü Ağabeyimize de sağlık, sıhhat ve afiyetlerle uzun seneler birlikte olmayı nasibü müyesser eylesin. Amin. 
 
Velhasıl; Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin hali ; ahlak-ı Kur’aniyye ile tahalluk etmiş, sünnet-i seniyyeye azami riayet ile Risale-i Nur halidir. 
 
Vekaleti; Risale-i Nur’un Muazzez Müellifinin vasiyetleriyle müeyyid bütün vasiyetlerinde vasi-i Nur’udur. 
 
Siyaseti; Bediüzzaman’ın asrın anlayışına göre tanzim ve istihraç ettiği siyaseti dine alet ve dost yapmaktır ki, bir buçuk milyar müslüman kardeşlerin uhuvvetini bu vatandaki kardeşlere kazandırmakla bu vatan ve milletin saadetine çalışmaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>