Dr. Vehbi Karakaş
Rabbine İmanı Ve Güveni Olan Çaresiz Kalır Mı?
Dr. Vehbi Karakaş
A- A A+
Hülya hanımefendi demiş:

“Merhaba hocam! Ben bir haftadır kalp ağrısı yaşıyorum. Ama kardiyolojiye gittim, bir şeyim yokmuş Elhamdülillah, panik atak olabilirsin, dediler. Bilemiyorum ne yapacağım kalbim ve kolum ağrıyor. Dün gece ölüyorum sandım. Rabbime güvencim, inancım sonsuz çaresizim sanki.”
 
Biz de Hülya hanımefendinin son cümlesinden cevaba başlayalım. Hülya hanımın son cümlesi şu idi:“Dün gece ölüyorum sandım. Rabime güvencim, imanım sonsuz, çaresizim sanki.”
 
Biz de deriz ki:
 
Eğer Rabbinize güveniniz, imanınız sonsuzsa, siz çaresiz olamazsınız. Çünkü sizin en büyük çareniz ve ilacınız Rabbinize olan bu güveniniz ve imanınızdır.
 
Kardiyoloji, kesin bir bilgi ve bulgu ile: “sizin kalp rahatsızlığınız yok” dediyse ve gerçekten bu teşhislerinde de isabet kaydetmişlerse buna inanın. Evham ve vesveselerle kalbinizde olmayan bir hastalığı “var” diyerek, “yok” olanı zorla “var” etmeye çalışmayınız. Çünkü bu evham ve vesveseler, kalbinizde olmayan bir ağrıyı var hale de getirebilir.
 
Allah varsa, ne gam var. Allah’ı tanıyan ve onu seven zindanda da olsa bahtiyardır, mutludur. Allah’ı tanımayan ve sevmeyen saraylarda da olsa zindandadır ve mutsuzdur. Ne güzel demiş Sultanüşşüara:
 
“Allahım! Senden ne gelecekse gelsin,
Sen ki kahrınla da, lütfunla da güzelsin.”
 
Böyle inananlar, kahrı lütuf; hastalığı da sağlık görmüşlerdir. Siz bunlardan birisiniz. “Bu da geçer ya hu!” deyiniz. Musibet ve hastalığı büyük görürseniz büyür ve size galip gelir; küçük görürseniz küçülür, hatta yok olur.
 
Umarım bu sözlerim, “doktora gitmeye gerek yok” şeklinde anlaşılmaz. Doktorluk olan kısmını ihmal etmek vebaldir, günahtır. Doktora gitmek, onlara teşekkür etmek te sevaptır ve sünnettir. 
 
Sevgili Peygamberimizin tavsiyesine uyarak Rabbimizden sağlık, af, afiyet, lütuf ve nimet isteyelim. Bizi hastalıklarla, musibetlerle değil, nimet ve rahmetiyle uyarmasını, terbiye etmesini ve bizi kendisine şükür ve teşekkür eden kullar yapmasını niyaz ve istirham edelim. Her şeye rağmen musibet ve hastalıklar gelirse, onları Allah’ın ihtarı, Rahman’ın hediyesi, günahların keffareti, derecelerin yücelticisi, bizi cennete taşıyan bir araç ve miraç görelim.
 
AYRICA ŞUNLARI DA ASLA İHMAL ETMEYELİM
 
1-Dilimizden Fatiha’yı, Ayetelkürsi’yi, İhlas, Felak ve Nas surelerini düşürmeyelim.
2-Duasız ve salatü selamsız geçen vaktimiz olmasın.
3-Beş vakit namaz olmazsa olmazlarımızdan olsun. Havasız yaşanmadığı gibi, namazsız da yaşanmaz şuurunda olalım. Allah’ı görüyormuş gibi namazımızı kılalım. Namaza durduğumuz zaman Ezeli ve Ebedi Sevgili’den başka her şeyi unutalım. Tadil-i erkansız namaz kılmayalım.
4-Allah’ın her yerde hazır ve nazır olduğunu bilelim. Onun yarı, sevgilisi ve dostu olalım. Onun rızasını ve hatırını her şeyin üstünde tutalım. “Hakk’ın hatırı, yücedir, hiçbir hatıra feda edilmez.”
5-Allah’ın dostu olanlara Allah, şöyle müjde veriyor: “Dikkat edin. Allah dostlarına –hiç şüphesiz- korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar, olmayacaklar.”
6-Sabah-akşam üçer kere “Bismillahillezi Layedurru maasmihi şey’ün filerdi vela fissema ve hüvessemiulalim” duasını okuyalım.  
7-Sık sık: Allahım! Beni, anamı-babamı ve üzerimde hakkı olan her şeyi ve herkesi bağışla, kötülüklerimi iyiliklerle değiştir. Ahirete gitmeden üzdüklerimden özür dileyip helallık alma fırsatını bana nasip et, diye dua edelim. Dualar daha da artırılabilir. Duada ısrarlı olan kullarını Allah sever.
8-Başımızın, servetimizin ve huzurumuzun devamı için sadaka vermeden günü, zekat vermeden de yılı tamamlamayalım.
 
KALPTE AĞRI OLSA DA, KORKMAYIN, ECEL BİRDİR, DEĞİŞMEZ.
 
Kalbimizde ağrı olsa da, olmasa da hep bu iman, bu tevekkül, bu teslimiyet ve bu bilinçte olalım. Korkmayın, ecel birdir, değişmez. İnsanları öldüren hastalıklar değil, ecelin gelmiş olması, insana ayrılan vaktin tamam olmasıdır. Ecelin dizgini de Allah’ın elindedir. Allah da ne yaparsa güzel yapar. Onun öldürmesi de hayat kadar anlamlı ve güzeldir. Toprağın altına giren çekirdek ve tohumların ne olduklarını bir düşünün. Çekirdeğin ölümü, ağacın hayatının başlangıcıdır.
 
Ecelin gelmesi de insanı korkutmamalıdır. Kulübede, hapishane ve zindanda yaşayan bir insana birden: Müjde, tahliye oluyorsun, deseler ve hapishaneden çıkarsalar bu insan sevinir mi, ağlar mı? Dünya, bütün güzelliğine rağmen, cennetin yanında bir kulübe ve zindandır. Ölüm ise, iman ve ibadet adamları için dünya kulübesinden ve zindanından tahliye olmak, kurtulmak, cennet saraylarına uçmaktır. Böyle bir insan daha neden korksun ki ölümden?
 
Müslüman, ölümden değil, imansız, Kur’ansız, ibadetsiz, hayır ve hasenatsız gitmekten korkar.  
Müslüman, ahirete günahkar, suçlu ve üzerinde kul hakları olduğu halde gitmekten korkar.
 
EĞER GERÇEKTEN KALBİNİZDE AĞRI VARSA…
 
Ama eğer gerçekten kalbinizde bir şey var da kardiyoloji uzmanları anlayamadı ve yok dedilerse, başka uzmanlara da görünmenizde fayda vardır. Sebeplere başvuracağız, Sebepleri Yaratan’dan şifayı bekleyeceğiz. Sebeplere başvurma Allah’ın emri, Peygamberimizin de sünnetidir. Şifayı ve iyiliği ikram edecek olan da Allah’tır. Bizi yedirip içiren, hastalandığımız zaman da şifayı veren Odur. Sonsuz hamdolsun Ona; sonsuz salat ve selam olsun Onun Şanlı Rasulüne.   
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>