Dr. Vehbi Karakaş
Namaza Durduğum Zaman Büyüyorum
Dr. Vehbi Karakaş
A- A A+
Namaza durduğum zaman büyüyorum büyüyorum büyüyorum, bir kainat oluyorum. Kainatla beraber kıyamda duruyor, rukuya gidiyor ve secdelere kapanıyorum. Çünkü benim Rabbim, koca bir kainatın ve daha fazlasının ibadetine, hamdine, şükrüne ve secdesine layık.
 
Yine namaza durduğum zaman küçülüyorum küçülüyorum küçülüyorum; secdeye kapandığım zaman da adeta bir hiç oluyorum. Çünkü büyüklüğü sınırsız Rabbimin azameti karşısında içi hava dolu bir davul gibi ben ben ben demekten utanıyorum. Zaten secde de benliği yok etmek, firavunluğu yok etmek için emredilmiş bir eylem değil mi? Ben de bunun için benlik davasından ve firavunluktan kurtulmak için eğiliyorum eğiliyorum eğiliyorum. Secdeye varınca, anlımı ve burnumu yere koyunca, Ukbe b. Nafii hatırlıyorum: İ’la-i kelimetullah yolunda koşarken, karşısına okyanus çıkmış, atını okyanusa sürmüş, atla okyanusun aşılamayacağını anlayınce seslenmiş:
 
Şahid ol ya Rab! Eğer bu okyanus karşıma çıkmasaydı, Senin adını ve davanı ta okyanusun ötesine götürecektim.
 
Ben de eğildikçe eğildim, nihayet yer anlımın karşısına çıkınca secdede Sübhane Rabbiyel aliyyila’la derken içimden de:
 
Şahid ol ya Rab! Eğer yer anlımın karşısına çıkmasaydı, Senin huzurunda daha da daha da eğilecektim. Çünkü ben sonsuz eğilmeye, Sen de sonsuz hürmete, muhabbete ve secdeye layıksın.
 
Namaza teşekkür ediyorum, önünde eğilmeye layık olanın önünde beni eğdiği, alçalttığı, alçalttıkça yükselttiği için. Namazı farz kılana da sonsuz şükürlerimi arz ediyorum. Beni huzuruna kabul ettiği, himayesine aldığı, sayısız nimet ve iyiliklerle muamele ettiği, yaptığı iyilik ve ikramlarıyla da iyilik yapma ve muhtaçlara yardımda bulunmayı bana öğrettiği için.
 
Rasulullah Efendimizin (sav) dualarından biri de şudur:
 
“Allahım! Beni gözümde küçük, insanların gözünde büyük eyle.”
 
Bu duanın acizane bana göre yorumu şu: Kendi gözümde küçük eyle ki mütevazı olayım, başkalarına hava atmayayım. Üstünlük havalarına kapılmayayım. İnsanların nazarında büyük eyle ki, etkili olayım, insanları, dininle tanıştırayım, barıştırayım, Seninle buluşturayım, seviştireyim.
 
Bu mübarek geceler, büyük servetlere, cennetlere gebe. Aman duasız, teheccütsüz, zikirsiz, fikirsiz, şükürsüz geçirme.
 
 
Ey dide nedir uyku, gel uyan gecelerde 
Kevkeplerin et seyrini, seyran gecelerde 
Bak hey'et-i alemde, bu hikmetleri seyret,
Bul Sani’ini, ol O’na mihman gecelerde
Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil
Koy gafleti dildardan utan gecelerde
Dil, Beyt-i Huda'dır, anı pak eyle sivadan 
Kasrına nüzul eyler O Sultan, gecelerde.
(İbrahim Hakkı )
Günümüz Türkçesiyle bunu şöyle de ifade edebiliriz:
 
Ey göz nedir uyku, gel uyan gecelerde 
Yıldızların seyrini seyret gecelerde 
Bak bütün alemde, bu hikmetleri seyret,
Bul Yaradan’ını, ol O’na misafir gecelerde
Gündüz O’ndan başkasıyla olup gaflete düşersin
Gerçek Sevgili’den gaflet etme utan gecelerde
Gönül Allah’ın evidir, kirletme onu başkasıyla  
Çünkü köşküne iner o Sultan, gecelerde.
 
Üstad-ı Muhterem de bir seher vaktinde ağlayan kalbin ağlamalarını dile getirdiği parçanın başına şu mısraları koymuş:
“Seherlerde eser bad-ı tecelli
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde
Seherdir ehl-i zenbin tevbegahı
Uyan ey gözlerim vakt-i seherde”
 
Yani:
Seherlerde eser tecelli yeli
Uyan ey gözlerim seher vaktinde
Seherdir günahkarın tevbe vakti
Uyan ey gözlerim seher vaktinde.
 
Uyan da, teheccüd namazı kıl, hacet namazı kıl, dualar, dilekçeler sun, hatim oku, cevşen oku, kitap oku, salat ve selam oku, oku oku oku.
 
Yukardaki mısralardan ve izahlardan anlaşılıyor ki “seher vakitleri”, aynı zamanda benim gibi mücrimlerin ve günahkarların tevbe ve istiğfarlarını Allah’ın dergahına sundukları ve kabullerini umdukları mübarek zamanlardır. Bu mübarek zamanları “Gece Hayatı” adı altında gayr-i meşru eğlencelerle geçirenlere yazık olur. Cenneti kazanmak için verilen bu fırsatları ve bereketli zaman dilimlerini cehennemi kazanmak için kullanmak ne büyük ayıp ve ne büyük kayıptır! Allah bizleri korusun!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>