Dr. Vehbi Karakaş
Kurban İbadeti Çocuklara Nasıl Anlatılmalı
Dr. Vehbi Karakaş
A- A A+
Yüce Allah, büyüklerden, ana-babalardan ne istemişse çocuklarına da aynı şeyleri emretmelerini istemiştir.[1] Çocuk babasının namaz kıldığını, zekat verdiğini, kurban kestiğini bilmeli ve görmelidir. Çünkü yarın bu işleri o yapacaktır. Yavaş yavaş o bu işlere alışmalı ve alıştırılmalıdır. Bırakın kurban kesmeyi, Peygamber İbrahim (a.s), rüyada aldığı işaret üzerine oğlu İsmail’i kurban edeceğini, bizzat İsmail’in kendisine anlattı ve oğlunu ikna etti. Baba-oğul her ikisi de teslimiyet göstererek hem imtihanı kazandılar, hem de bütün insanlığa örnek bir tablo bıraktılar. Bu olay Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır:
 
“(İbrahim) “Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.” dedi. Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik. Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda kurban ediyorken görüyorum. Bir bak, sen ne düşünürsün." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın." Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı. Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik. "Gerçekten sen, rüyanın gereğini yaptın. Şüphesiz Biz, işte böyle ihsanda bulunanları, (emrimize teslim olanları) böyle ödüllendiririz." “Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı. (İbrahim’in ve İsmail’in bu teslimiyetlerine karşılık, Biz de İbrahim’e büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.”[2]
 
Bu olaydaki ikna olayını görüyorsunuz değil mi efendim? Demek ki büyükler, çocuklarına kurban olayını çok güzel anlatırlarsa, o yavrular ne korkar ve ne de ürkerler.
 
Hadisin ifadesine göre: “Dünya iki gündür: Bir günü sevinç, bir günü de kederdir.”[3] Herkes dünyayı böyle tanımalıdır. Dünyayı böyle bilmeyen ve ona göre kendini hazırlamayanlar çabuk yıkılır ve bozulurlar.
 
İşin içerisinde acı olduğunu bile bile çocuklarımızı sünnet ettirmiyor muyuz? Yine zor geldiğini bile bile onları sabah namazına kaldırmıyor muyuz? Hasret ve ayrılığın bir ateş olduğunu bile bile onları askere, hatta sonunda ölüm olduğunu bile bile savaşa göndermiyor muyuz? Bunlar hayatın olmazsa olmazlarıdır. Bu olmazsa olmazlara nasıl kendimizi hazırlıyorsak kurban kesmeye de çocuklarımızla beraber hazırlanmalıyız.
 
Kurban kesmenin hali vakti yerinde olanlara:
 
1-Allah’ın emri[4],
 
2-Sevgili Peygamberimizin sünneti,[5]
 
3-Kulun Allah’a karşı bir şükran ve teslimiyetinin ifadesi,
 
4-Allah’ın arzularını nefsin arzularına tercihin bir nişanesi olduğunu,
 
5-Dağıtılan kurban etinin insanlar arasında sevgi ve dostluğu pekiştirdiğini;
 
6-Anarşi ve terör olmasın, İsmaillerin kanı akmasın diye kurban kanının akmasının istendiğini;
 
7-Zekat ve sadakanın da bu yüzden farz ve vacip kılındığını;
 
8-Kurban edilen hayvanların insanların midesine gitmekle hayvanlık mertebesinden insanlık mertebesine çıkacaklarını,
 
9-Sahipleri için ahirette Burak olacaklarını çocuklarımıza tatlı tatlı anlatabilirsek; terörü, hiddet ve şiddeti artıracağını sandığımız bu olay, terörün, hiddet ve şiddetin kökünü kazıyan ibadetler zincirinden biri olduğu kesinkes anlaşılmış olur.
 
Her türlü hiddet, şiddet, cinayet, içki, kumar ve müstehcenlik gibi gayr-i ahlaki tabloları içeren sahneleri, televizyon ve internet yoluyla çocukların önüne koyanlara yönelik ciddi tedbirler alınması gerekirken, ne yazık ki her emrinin altında bin türlü hikmet bulunan Yüce Allah’ın emri ve Rahmet Peygamberi’nin uygulaması olan kurban olayını çocuklardan saklamayı tavsiye edenleri çok haklı ve masum göremiyorum.
 
Bence büyükler olarak bizler, kurban olayının bir tasallut değil, bir teshir olduğunu önce nefsimize çok iyi anlatmalıyız. Nefsimize anlatabilirsek çocuklarımıza anlatmakta güçlük çekmeyeceğiz.
 
Allah’ın bu hikmetli emrini, Hz. Peygamber’in menfaatli sünnetini, İbrahim ve İsmail Peygamberlerin bu teslimiyetli davranışlarını yargılama ve sorgulama su-i edebine düşenlere gelince; böylelerini de tevbe ve istiğfara davet ediyorum. Aksi halde “Bi edep, mahrum başed, ezlutfi Rab.” Sözünde ifade edildiği gibi edepten mahrum olanlar, Allah’ın lutfundan da mahrum kalırlar.
 
“KUR’AN’DA KAN AKITMAK YOKTUR” İDDİASI
 
Yine “Kur’an’da kan akıtmak yoktur.” diye bir iddiadan söz ediliyor. Bununla insan kanı kasd edilmişse bu doğrudur. Haksız yere bir cana kıymak, Kur’an’a göre bütün insanları öldürmek kadar büyük bir cinayet sayılmıştır.[6]
 
“Kur’an’da kan akıtmak yoktur.” İfadesiyle kurban kanı kasd edilmişse bu doğru değildir. Çünkü Allah Kur’an’da her millet için kurbanı emrettiğini[7] Kevser suresinde de çok açık bir şekilde kurban kesilmesini istediğini[8] biliyoruz.
 
Kurban kesilince kan akar. Farz edelim ki Kur’an’da kurban kesmekle ilgili açık ve net bir delil bulamadınız. Kur’an’ı bize getiren ve Onu herkesten en iyi anlayan Peygamber Efendimizin, Kurban Bayramında kurban kesme uygulamalarını nasıl görmezlikten geleceksiniz?
 
Hz. Peygamber (s.a.v), hemen hemen her yıl kurban kesiyor. Bazen iki koç kesiyor. Birini kendisi ve ailesi adına, birini de ümmetinden kurban kesemeyenler adına niyetlenerek kesiyordu.[9] Veda haccında ise yüz deve kurban ettiğini bunlardan altmış üç tanesini bizzat kendisi altmış üç yıllık ömrüne bedel kurban kestiğini,[10] diğerlerinin kesimini ise başkalarına havale ettiğini tarih kaydediyor.[11]
 
Her şeyin doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
 
 
ÖNEMLİ HATIRLATMALAR VE BAYRAM MESAJI
 
1-Arefe günü sabah namazının farzından sonra başlayan “Teşrik Tekbirleri”ni unutmamaya çalışalım.  Bu tekbirler, Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakit farz namazını müteakip birer defa 
 
اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ لاا اِلهَ اِلاَّ اللّه وَاللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ وَلِلّهِ الْحَمْدُ  
 
Allahü Ekber Allahü Ekber La ilahe İllallahü Vallahü Ekber, Allahü Ekber ve Lillahi`l-Hamd şeklinde tekbir alınır. Bunlara teşrik tekbirleri denir.
 
Teşrik tekbirleri fakihlerin çoğuna göre, namaz kılmakla mükellef herkes için vacibtir. Sünnettir diyenler de vardır.
 
Teşrik tekbirleri günlerinde namazı kazaya kalan bir kimse, bu namazları yine teşrik günlerinde kılarsa tekbirleri de kaza eder. Teşrik günlerinden sonra kıldığında ise, teşrik tekbirlerinin kazası gerekmez.
 
Kadınlar teşrik tekbirlerini gizli olarak getirirler.[12]
 
 
2-Arefe günü zikir, fikir, şükür ve ibadetle geçirilmeli, kainat bir dil olmuş, her şey bir bütün halinde “Allahuekbar Allahuekber” diye çağlarken ve gürlerken biz gaflet içinde, malayani şeylerle meşgul olanlardan olmayalım.
Ahirzaman, dünyanın bir şehir haline geldiği bir zaman dilimidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz de, böyle bir dünyanın ve böyle bir zaman diliminin peygamberidir. Onun için yer yüzü Ona bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine bir minber olmuş, Peygamberimiz de (s.a.v.) bütün müminlere imam, bütün insanlara hatip tayin edilmiştir.
Hz. Peygamberin izinde ve arkasında saf tutan milyonlarca insan, tek ses ve tek nefes halinde, kıbleleri olan Kabe’nin samimi kalbiyle niyyet edip, Mekke ağzıyla, Arafat dağı diliyle Allahu Ekber Allahu Ekber demektedirler. Bu günkü tekbirler, 1400 sene önce Hz. Peygamber ve ashabının söylediği tekbirlerin yansıması ve aksi sedasıdır.
 
3-Bayram gecesi de ihya edilmesi gereken mübarek gecelerden biridir. Duaların kabul edildiği dakikalarda olduğumuz unutulmamalıdır. Öyleyse kendimize, ana-babamıza, aile efradımıza dua etmenin yanında, şehit ailelerine, mazlumlara, mağdurlara, evsiz-barksız, yurtsuz-yuvasız kalmışlara, mültecilere  ve bütün ümmet-i Muhammed’e dua edilmelidir.
 
4-Bayram namazına giderken boy abdesti ile tertemiz hale gelmiş bir beden, tertemiz elbise, tertemiz çorap, tertemiz ağız, tertemiz gönülle gidilecek. Kurban bayramı ise, açıktan, Ramazan bayramı ise içinden tekbirler söylenerek camiye gidilecektir. Gidiş ve dönüş yolları mümkünse farklı olacak. Daha çok insanla karşılaşma, görüşme ve dualaşma imkanı bulunsun diye.
 
5-Sıla-i rahim yapılacak, hayattakiler ve kabristandakiler unutulmayacak. Hayatta olan alimler, ana-baba ziyaret edilecek, duaları alınacak. Bütün büyüklere hizmet ve hürmette kusur edilmeyecek. İmkanı olanlar, vefat etmiş yakınları adına hayır-hasenat yapacak. “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” “Büyüklerimize hürmet etmeyen, küçüklerimize şefkat göstermeyen bizden değildir.” “Kendi nefsin için istediğini, kardeşin için de istemedikçe mümin olamazsın.” “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de mümin olamazsınız.” “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” gibi hadisler, vazgeçilmez prensiplerimiz olacak. Herkes, birbirini yiyen değil, birbirine yardım eden, birbirini öldüren değil, birbirini yaşatan bir toplum oluşturma çabası içinde olacak.
 
6-Kurban kesen kardeşlerimiz, bu gün bıçaklarını bileyecekler. Kurbanın gözleri önünde bıçaklar bilenmeyecek, kurbanlık hayvan, kendisinden önce kesilenleri görmeyecek, eziyet etmeden götürülecek, eziyet etmeden yatırılacak, keskin bıçakla “BİSMİLLAHİ ALLAHUEKBER” denilerek bir vuruşta kesilecektir.
 
7-Kurbanın canı çıkmadan kelle koparılmayacak ve derisi yüzülmeyecek.
 
8-Hissedarlar, tartı ile bölüşme yapacaklar, kura çekerek paylarına sahip olacaklar. Birbirlerine haklarını helal edecekler. Kurban derisini de bir hayır kurumuna verecekler. Kurbanın etinden ev halkı, fakirler ve dostlar yararlandırılacak. Nüfusu kalabalık olanlar, dağıtmayabilirler.
 
Bu duygu ve düşüncelerle bayramınızı tebrik ediyorum. Bayramınız kutlu, yuvanız mutlu, kurbanınız etli, ağzınız tatlı olsun. Yurdunuz cennet olsun, Allah cenneti hepimize yurt eylesin. Mağdur ve mazlumları Rabbim zalimlerin şerrinden korusun, kurtarsın. İçte ve dışta teröre karşı mücadele veren güçlerimize Allah en kısa zamanda muzafferiyetler ihsan eylesin.
 
 
[1] Taha,20/132; Tahrim, 66/6
[2] Saffat, 37/ 101-107
[3] Maverdi, Ebu’l-Hasen, Kitabu Edebi’d-Dünya ve’d-Din, 92
[4] Kevser, 108/2
[5] bkz. İbn Mace, Kitabu’l- Edahi, 1;Canan,  a.e, XVII,409
[6] Maide, 5/32
[7] Hacc, 22/34,67
[8] Kevser,108/2
[9] bkz. Canan, a.e, XVII, 409
[10] Müslim,          Suruç, Salih, Peygamberimizin hayatı, II, 680
[11] Buna benzer soru ve iddiaların cevapları için bkz. Karakaş, Vehbi, Üçaylar Mübarek Gün ve Gecelerle Toplum Eğitimi, Cihan Yayınları, İstanbul-2008
[12] Geniş bilgi için bkz. Sorularlaislamiyet
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>