A.Raif Öztürk
Mirac'a, Orijinal Bir Pencereden Bakış
A.Raif Öztürk
A- A A+
Bu ciddi konumuzun iyice anlaşılması için; herkesin çok iyi bildiği DOĞUM olayındaki gerçekleri, bir kurgu film gibi “çok kısa bir senaryo” olarak sunuyorum.
 
Muhal farz: Ana rahmindeki ikiz kardeşler teşekkül ettikten sonra, o ikizlere akıl, lisan ve şuur verildiğini düşünelim. Yalnız birine, yakın gelecekteki gerçeklerin de öğretildiğini farz ediyoruz. Şimdi bu ikizlerin, aralarındaki konuşmalarını birlikte izleyelim. Yakın geleceği bilmeyen birinci çocuk, diğerine:

-“Off, çok canım sıkılıyor... Dön sağa, dön sola... Bu da hayat mı ya? Gerçi beleş besleniyoruz, bol-bol yüzüyoruz ama, yine de canım sıkılıyor!...”

·  Yakın gelecekteki gerçekler öğretilmiş olan, ikinci çocuk:

-“Sabret kardeşim, burada biz geçici olarak ve olgunlaşmak için bekletiliyoruz... Takdir edilen süre dolunca, bizi buradan alacaklar... Bizleri sevgi ve şefkatle karşılayacaklar. Bağırlarına basacaklar. Çok çeşitli gıdalarla besleyecekler. Bağları, bahçeleri, denizleri, ırmakları, çeşit-çeşit meyve ağaçları, oyun parkları olan ve adına Dünya denilen yere konuk edecekler... Bol-bol oyuncaklar verecekler...”

..Derken, birinci çocuk itiraz eder:
-“Hadi canım sen de! Sen bunları kendinden uyduruyorsun... Hayal ediyorsun..!. O söylediğin (Dünya denilen) yere, gidip de gelen mi var?...”
 
Evet, sevgili dostlarım. Şimdi, kurgudan çıkıp gerçeğe bakalım:
·  Akıp giden zaman şeridi içinde, hiçbir zaman olaylar geriye doğru akmaz...

Bu, doğum olayında da böyledir, ahiret alemine geçiş olayında da aynen böyledir.

Yani oralardan gelip geçenler, bir daha asla geriye dönemez...

Ve birinci çocuk inanmasa da! Kader, hiç değişmeden işler ve süreç hızla devam eder...

İşte bu nedenle; Ahirete inanmak için GİDİP TE GELEN BEKLEMEK, sadece inanmak istemeyenlerin, kendilerini avutma mazeretidir.

Yani züürt tesellisi gibi neticeyi de, süreci de ve bu gerçeği de, asla değiştirmez!...

·  Ancak, Merhameti sınırsız olan yüce yaratıcımız, oradaki ahvali en seçkin kuluna göstererek, ahir zaman ümmetine anlatmak üzere o MİRAC mucizesini yaşatmıştır.

İşte İlahi belge: “Her türlü eksiklikten münezzehtir o Allah ki, bir kısım ayetlerimizi (delil ve gerçeklerimizi) göstermek için, kulunu bir gece, Mescid-i Haram’dan alarak, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya seyahat ettirmiştir. O her şeyi işiten ve her şeyi görendir.” (17. Sure, 1. Ayet.) Mescid-i Aksa’dan sonrası, Necm suresinde ve Hadislerdedir.

***

Bu ayette belirtilen Kulu Muhammed’e SAV; buraya niçin getirildiğimiz, buradan nereye gönderileceğimiz, o uzun seferde ve mutlaka gidilecek o uzun yolculukta nelere muhtaç olacağımız gösterilerek, bizlere anlatılmak üzere öğretilmiştir... (Yukarıdaki kurguyu hatırlayınız.)

Birtakım kardeşlerimiz, çeşitli sebeplerle inanmayabilirler. İnanmamak, fiziki alemi görmek için yaratılmış olan bu gözle göremediklerimizi, akıl ile algılayamamaktır.

Göremediğimiz o kadar çok alemler var ki, asla inkar edilemez. Akıl, Ruh, hayal, hafıza, gravitasyon, düşünce, radyoaktif dalgalar, biyoenerji, hava alemi, enerji ve elektrik alemi, yerçekimi, esir alemi ve daha nice alemler var. Bunları, göremediğimiz halde inanıyoruz.

Mirac gerçeği de ve Kainatın en seçkini olan o Zatın s.a.v. bildirdiği gerçekler de asla inkar edilemez. O seçkin zatın (s.a.v.) öğrettiği bu gerçekleri, yani Ahiret alemlerini duyanlar, bu gerçekleri öğrendikten sonra, diğer kardeşlerimize de anlatmaya vicdanen mecburdurlar...

Bazıları bizlere inanmak istemeseler de, itiraz etseler de, hatta:
-“Hadi canım sen de!... Siz kendinizden uyduruyorsunuz, hayal ediyorsunuz!... O söylediğiniz (Ahiret denilen) yere, GİDİP TE GELEN Mİ VAR!?”  ...deseler de!...

***

·  Kainatın yanında, bir nokta gibi değersiz olan AY’A ayak basılınca, astronotların dönüşünde söyleyeceklerini iştiyakla merak eden bu insan, Kainat ve EBED alemleri gezdirilen, dünyanın en doğru sözlü insanının (s.a.v.), dönüşündeki sözlerini ve müjdelerini, acaba niçin merak etmiyor?...

Evet, Mirac bahsi çok önemli ve geniş izahlı bir konudur. Bu mütevazı köşemizde sadece tanımlamasını yapmaya çalıştım.

Bediüzzaman Hz. bu konuyu her yönüyle ele almış olup, her okuyanı tamamen tatmin etmektedir. Sadece ana başlıklarını vererek, sizleri tekrar Mirac Risalesini okumaya havale ediyorum. (Sözler, 516. sayfa. 31. Söz. Toplamı 27 sayfa.)

Bu sırr-ı azimin (Mirac olayının) dört esası var:

1.) Mi'racın sırr-ı lüzumu nedir? (Miraca niçin gerek vardı?)

2.) Hakikat-i Mi'rac nedir? (Mirac gerçeği nasıldır?)

3.) Hikmet-i Mi'rac nedir? (Bu konudaki hüküm nasıldır.)

4.) Mi'racın semerat ve faydası nedir? (Miraçtan neler kazanıldı?)

***

SORU: Bu mübarek gün ve gece nasıl değerlendirilmeli?

-Mirac gecesinde, mutlaka bir camide veya benzeri mukaddes mekanlarda olunmalıdır.
Sağlıklı olanlar bu geceyi oruçla karşılamalıdır. (Sonraki iki gün de ilave edilerek üçe tamamlanabilir.) Bu gece bol-bol Salat-ü selam okunmalı ve bol-bol tövbe-i istiğfar edilmelidir.

Bu gece; namaz kılarak ve Kur’an ile meşgul olunarak (Kur’an okuyarak, dinleyerek, meal ve tefsirlerle ilahi mesajları irdeleyerek veya okumayı öğrenmeye ve geliştirmeye çalışarak) ihya edilmelidir. (Kaza namazı olanlar borçlarını kılsınlar, kaza namazı olmayanlar nafile namazlar ve hacet namazı kılabilirler.)

·  Asker, polis v.b. gibi mukaddes görevlerde nöbetçi olanlar, ulvi bir niyet ile (yani, “nöbette olmasaydım, bol bol Kur’an okurdum, bu ve şu ibadetleri mutlaka yapardım” düşüncesiyle) bu gecedeki çalışmalarını ve nöbetlerini ibadet hükmüne geçirebilirler. Bazı halis niyetler, amellerden daha değerli olabilir. Çünkü, halis niyetlere riya karışamaz.

Hasbelbeşer, bazı günahlara müptela olanlar da, bu mübarek gecede mutlaka onları terk etmelidirler. Çünkü, küçük günahlara bile uluorta devam edenler, FASIK durumuna düşebilirler. Bu gecedeki, o günahları terk erme gayretleri ve geceye saygıları bile onlara, çok büyük bir avantaj sağlayacaktır. Yüce Allah, hepimizin YAR ve yardımcısı olsun. Amin…

***

NOT:

1.) Mirac Gecesi, Recep ayının 26’sını 27’ye bağlayan gecedir. Mirac mucizesi, nübüvvetin 12. yılında ve hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı başlarında vuku bulmuştur.  

2.)  Bu olayı, imanın 6 rüknüne inanmayanlara anlatmak beyhudedir. Muhatap, mü’minlerdir.
 
Bilvesile: Hepinizin ve tüm İslam aleminin mirac gecesini tebrik ve tes’id ediyor, tüm insanlık için
Hayırlara vesile olmasını diliyorum.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>