A.Raif Öztürk
Kız ana ve babaları, Lütfen Dikkat
A.Raif Öztürk
A- A A+
Tarihte; Kahinler tarafından “Nemrut’un veya Firavun’un saltanatını sonlandıracak erkeğin, bu günlerde doğacağı söylenince” o dönem erkek çocukların tamamının öldürüldüğü, kız çocuklarının ise başka sebeplerle öldürüldüğü zamanlar da görülmüştür.
Elbette bunun bir vahşet ve zulüm olduğu herkesçe malumdur.​
Kız çocuklarının genellikle; fuhşiyatın arttığı o dönemlerde, o iffetsiz ortama malzeme olmamaları adına “ayıp” sayıldığı, “kızlarını bu rezaletten kurtarmak için veya kıtlık yıllarında ailesine erkek çocuk gibi katkıda bulunamayıp, yük olacağı” kaygılarıyla öldürüldüğüne, yine tarih şahittir.
Sebepler her ne olursa olsun; konumuz olan kız çocuklarına bunları reva görenler kesinlikle katildirler ve Allah indinde çok ciddi hesaba çekileceği ve cezalandırılacağı da Tekfir Suresi, 8. ve 9. Ayetlerle bizlere bildirmiştir.
Aslında bunların hükümleri verildiği için, biz bu olaylara bizleri ilgilendiren bir başka açıdan bakıp, çok ciddi bir mütalaa yapmak istiyoruz. Acaba bizler ne durumdayız?..
Öncelikle; öldürülen erkek veya kız çocukları, birkaç dakika veya birkaç saatlik acıya ve kalan ömürlerine mukabil, tamamen mağdur, masum ve günahsız oldukları için, (kabir, haşir, kıyamet, sırat, mahkeme-i kübra denilen) berzah alemini sorgusuz-sıkıntısız geçecekler.
Ebedi Ahiret aleminde de Cehennemin dehşetini hiç görmeden, sürekli Cennetlik olacaklar. Yani onlar için müsterih olmalıyız, çünkü Allah cc Adil-i Hakimdir…
Buna mukabil bizler, yani bu günün kız babaları ve kız anaları olarak; Allah’a cc binlerle şükürler olsun ki, o tarihlerdeki gibi vahşi adetlerle sınanmıyoruz. Ancak, çok daha ciddi bir sınavın içindeyiz. Şu medeni ve fitne asrındaki bizlerin, bu ciddi sınavımızda başarı gösteremezsek, masum kızlarımıza o günkü vahşi babalardan çok daha fazla zarar vermiş olacağız. (Allah cc muhafaza eylesin.)
Hem de kendimizi, “emanete hıyanet etme” vebali altına sokacağız.
• Nasıl mı? Hemen arz edeyim:
O günkü vahşi babalar, kız çocuklarının sadece 80-100 senelik dünya hayatlarını mahvediyorlardı. Oysa bugün bizler, kız çocuklarımızı şu dünya hayatını kazanmaları için el bebek, gül bebek büyütüyoruz. 80-100 senelik fani hayatları için, hiçbir maddiyatı ve fedakarlığı esirgemeden, 12 veya 20 küsur sene tahsil yaptırıyoruz.
Fakat; onlara şu dünyaya gönderiliş gayelerini, dünyadaki her dakikamızın bir sınav olduğunu, her saniye kaydedildiğini, Yüce Yaratıcımızın bizlere bildirdiği o gayelere uygun yaşadığımızda Ebedi Cennetlere aday, gafil yaşadığımızda ise Cehenneme namzet ve aday olacağımızı öğretmezsek, işte o zaman hem kendimiz mahvoluruz. Hem de o masum kızlarımıza, o vahşi babalardan çok çok daha fazla zarar vermiş oluruz. (Allah cc muhafaza eylesin.)  
Saygıdeğer dostlarım, hiç kimse kusura bakmasın. Ben bunları, hiç kimseyi korkutmak ve huzurunu kaçırmak için yazmıyorum. Hepimiz şu fitne asrı yolcularıyız. Hepimiz aynı sinsi tuzakların muhatabıyız. Hepimiz evlatlarımız hakkında vurdumduymaz ve gaflet içindeyiz.
Bu konuda en akl-ı selimimizi bile ele alsak, ne kadar tehlikede olduğumuzu anlarız.
Bakınız, en akl-ı selim ile hareket eden kardeşlerimiz de evlatlarına, dünya hayatları için 12-20 sene tahsil yaptırıyorlar.
Fakat Ebedi Ahiret hayatları için de daha hamileliklerinde bile, eve haram lokma girmemesine azami dikkat ediyorlar. Doğumundan sonra, ezan-Kur’an ve Esma-ül Hüsnaları dinleterek emziriyorlar ve uyutuyorlar. Sağ el ile iş görmesini, yemeğe besmeleyle başlamasını ve diğer Sünnet hareketleri tatbik ettirerek büyütmeye çalışıyorlar. Cep telefonu, internet ve TV.’dan uzak tutuyorlar. 4-5 Yaşlarına gelince yaratılış gayemize en uygun eğitim veren anaokullarına veriyorlar. Resmi okula başladıktan sonra ilk 4 yılı bitirince, ya bir ara verip Hafız okuluna veya hem hafız okuluna devam ederken, ikinci 4 yılını da ihmal etmeden birlikte sürdürüyorlar. 4+4+4=12. Yıldan sonra, yaratılış gayemizi ve Dini eğitimlerini ihmal etmeden ve binbir titizliklerle yüksek tahsillerini yaptırıyorlar. Allah cc onlardan razı olsun.
Böylesine titiz davrananların evlatlarında bile, maalesef fire verildiği görülüyor. Çünkü, ahir zaman fitnesi çok çok şiddetli. Yani, konunun ciddiyetini lütfen tam anlayalım…
Tam bu noktada; “Helekel insêne….” ..diye başlayan bir Hadis-i Şerifi hatırlatmak, çok yerinde olacaktır:
“-İnsanlar helak olacak, fakat gerçek DİN alimleri müstesna. (Yani hariçtir.) Bu alimler de helak olacak, AMİL olanlar (bildikleri doğruları uygulayanlar) müstesna… Amil olanlar da helak olacak, MUHLİS olanlar (uyguladıklarını gösteriş için değil, sırf Allah için uygulayanlar) müstesna. Onları da büyük tehlikeler bekliyor…” (Belam Baura, Feto vb.’leri hatırlayınız.)
Saygıdeğer dostlarım. Sizlere bugün de gerçekten müjdeler vermek isterdim.
Ancak, “şu Fani dünyadaki sınavımız, işte böylesine çok önemli ve ciddi. Zerre kadar taviz vermeden, ‘sınav dakikaları titizliğinde' hareket etmemiz gerektiğini” vurgulamak için, bugün bu konuyu seçtim. Sizi üzdüysem, hakkınızı helal ediniz…
Bu gün evlat yetiştirmenin böylesine çok zor olmasının ana sebeplerinden en önemlisi, laik eğitim sistemimiz olduğunu, sanırım artık fark etmeyen yoktur. Ben yine de arz edeyim. Önceki yazılarımda defalarca ispat etmiştim ki, bir asra yakın zamandan beri Darvin Teorileri (bir nevi tez ve tahmin olduğu halde), zorunlu olarak ilimmiş gibi dayatılıyor. Okul kitaplarımızda insanın yaratılışının, dünyanın ve Güneş sisteminin, Rüzgarların, hortumların, yağmurların, kaynakların, hayvanların, bitkilerin, sebzelerin, proteinlerin, minerallerin, hücrelerin vs. kendi kendine oluştuğu veya tesadüfen olduğu vurgulanıyor.
Gafletle veya kasıtlı bir şekilde Yüce Yaratıcı gizlenmeye çalışılan bu tehlikelerden ve sorumluluktan kurtulmak için, öncelikle şu eğitim sistemimiz islah edilmelidir…  

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>