A.Raif Öztürk
Rızkının peşinde koşarken, ibadeti aksatanlara
A.Raif Öztürk
A- A A+
!...
Konumuza girmeden önce büyük alim Gönenli Mehmed Efendiden ilginç ve ibretlik bir hatıra arz etmek istedim:
Gönenli Mehmet Efendi, Sultan Ahmet Camii’ne tayin edilince çevreyi incelemiş. Fakir ve düşkün kimseleri bulup ilgilenmek istemiş. O civarda oturan ama (kör) bir kimse olduğunu öğrenince ziyaretine gitmiş. Selam verip:
–“Efendim ben Sultan Ahmet Camii’ne imam geldim. Hem sizi ziyaret etmek hem de üzerime düşen bir vazife varsa, onu ifa etmek isterim,” demiş. Ama adam:
–“Hoş geldiniz Hoca efendi. Allah razı olsun”, demiş.
Hoca efendi ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiş. Gönenli hoca soruyor:
–“Maaşınız falan var mı?”
–“Hayır, yok.” 
–“Peki, başka yerden geliriniz falan?” 
–“Hayır, herhangi bir gelirim yok!” 
–“Peki, ne yer ne içersiniz, neyle geçiniyorsunuz,” diye sorunca; ama adam öfkelenmiş ve “Bundan size ne efendi? Bir de cami imamısınız. Rızık kimden, hey hoca? Bunu da mı bilmezsin? Gidebilirsiniz!...” diye tersleyerek hocayı adeta kovmuş.
Pek tabiidir ki Gönenli Hoca Efendi çıkmak zorunda kalmış. Lakin o gece gözüne uyku girmemiş. Ertesi gün sabah yine gitmiş ve o kapıyı çalmış. Ama adam içeriden:
–“Kimsin?” ..diye seslenmiş. Hoca efendi:
–“Dün kovduğun o yüzsüz imam,” cevabını vermiş. Ama adam kapıyı açmış:
–“Gene ne diye geldin?” ..diye söylenmiş. Hoca efendi:
–“Hiç efendim, ziyaretinize geldim. Beni bin defa kovsanız da yine geleceğim” demiş.
Ama adam:
–“Adın ne senin?” 
–“Adım Mehmet Öğütçü, efendim. Gönenli Hoca diye tanırlar beni.” diye karşılık vermiş. Ama adam bu ünlü ismi duyunca:
–“Buyur gir içeri, biraz konuşalım”, diyerek içeriye buyur etmiş.
Hoca efendi içeri girince ama adam:
–“Kusura bakma hoca, dün kalbini kırdım. Hakkını helal et.”
–“Estağfirullah efendim. Sizin gözleriniz görmez, kimsenin yardımına da ihtiyaç duymuyorsunuz, bu nasıl oluyor? Sırrınız nedir, diye meraktayım.” ..deyince ama adam:
–“Benim sırrım şu Hoca Efendi. Ben her gün kuşluk namazını kıldıktan sonra;
‘Ya Rabbi! Kuşluk senindir, güzellik senindir, nimet ve her şey senindir. Eğer rızkım gökte ise, yere indir. Yerde ise, çıkar. Uzakta ise, yaklaştır. Haram ise, helal et. Dar ise, genişlet ve elime ilet’ diye dua ederim. Sonra ellerimi yüzüme sürer sürmez, biri gelir sağ dizime vurur. ‘Aç elini!’ der. O günkü ihtiyacımı verir gider.
Kuşluk namazı kıldığım her gün bu böyle devam eder.
Aynı zat bugün de geldi ve sağ dizime vurarak benim kısmetimi verdikten sonra, sol dizime vurarak, ‘Bunu da Gönenli Mehmet Efendi’ye ver’ dedi. Al kısmetini!…”
Bu sözleri duyan, büyük alim, fakirlerin ve talebelerin manevi babası Gönenli Hoca efendi “İlahi ya Rabbi! Hikmetinden sual olunmaz” diyerek içli içli ağlamaya başlamış!...
Hoca efendi bu hatırasını naklederken şunu ifade etmiştir:
“O ama adamdan bu mübarek kısmeti aldıktan sonra, ömrü hayatımda hiç darlık ve sıkıntı çekmedim."
Yani sözün özü:
Rızkını; Rezzak olan Allah’tan bilmeyip de O’nun mahlukundan beklemek, insanı Cenab-ı Hak’tan uzaklaştırıp, başkasına muhtaç eder. Rabbim cümlemizi, rızkını Allah'tan bilen kullardan eylesin Amin!...
Kur’anda Rızık ile ilgili 113 ayetten, sadece birisini arz ediyorum. Hud Suresi, 6. ayet:
“Yeryüzünde kımıldanan (hareket eden) hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın! (Allah) Onun (o canlının) kaldığı yeri ve emanet bırakıldığı yeri bilir. Bunların hepsi, apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.”
***
Geçenlerde bir dostuma:
-“Yahu kardeşim, yaşın da ilerledi. Hala sadece Cuma namazlarını kılıyorsun. Oysa 5 Vakit namazın farz olduğunu da bildiğin halde, niçin terk ediyorsun?” O bana şöyle cevap verdi:
-“Ben Allah’ın Gafur ve Rahim olduğuna inanıyorum. Elbette bu günahlarımı da af edecektir…” dedi. Ben de ona:
-“Evet, Allah Gafur ve Rahimdir, (yani, Çok aff edici ve merhametlidir) fakat ayrıca Allah Rezzak-ı Kerimdir (yani Rızıklarımızı da verendir). Niçin sabahın 08:00’inden gece 21:00’e kadar tam 13 saat atölyende çalışıyorsun? Yoksa Gafur ve Rahim olduğuna inanıyorsun da, Rezzak-ı Kerim olduğuna inanmıyor musun? Deyince bocaladı, sarsıldı ve bir müddet sessiz kaldı. Çok mahcup olmaması için ben devam ettim.
-Bak kardeşim, Allah cc Kur’an-ı Keriminde, sadece 5 vakit namaz için 84 ayrı ayrı ayetlerle ikaz ve ısrar ediyor. Üstelik te Allah Rasulü (SAV) de kızı Fatma’yı, tek bir sabah namazını, güneş doğmasına bıraktığını görünce “Bak gözümün nuru kızım, namaz konusunda sakın BABAM PEYGAMBERDİR diye güvenme. Namaz konusunda seni ben bile azaptan kurtaramam” diye azarladığına göre, biz neyimize güveniyoruz?
Allah’ın Gafur ve Rahim sıfatı, bizim diğer küçük günahlarımız içindir. Yoksa O’nun cc kesin emir ve yasakları hakkında değildir. Demiştim.
Bu dostum o tarihten sonra 5 vakit namaz kılmaya başlamıştı, fakat telefonlarımızın ŞARJI mesabesinde olan “İman takviyesi konusunda kitap okuma veya dini sohbetlere devam etme” konusunda gevşek olduğu için, aylar sonra yavaş yavaş namazı terk ettiğini yakınlarından öğrendim.
• Öyle ya, Allah’ın cc iman edenlere hitaben; “Ey iman edenler, Allah’a İman edin”, iman ilminizi sürekli tekrar ve takviye edin, (yani mü’min olsanız bile İmanınızı sürekli şarj edin) anlamındaki ikazı, elbette çok anlamlıdır ve asla hafife alınmamalıdır…...
Konumuza girmeden önce büyük alim Gönenli Mehmed Efendiden ilginç ve ibretlik bir hatıra arz etmek istedim:
Gönenli Mehmet Efendi, Sultan Ahmet Camii’ne tayin edilince çevreyi incelemiş. Fakir ve düşkün kimseleri bulup ilgilenmek istemiş. O civarda oturan ama (kör) bir kimse olduğunu öğrenince ziyaretine gitmiş. Selam verip:
–“Efendim ben Sultan Ahmet Camii’ne imam geldim. Hem sizi ziyaret etmek hem de üzerime düşen bir vazife varsa, onu ifa etmek isterim,” demiş. Ama adam:
–“Hoş geldiniz Hoca efendi. Allah razı olsun”, demiş.
Hoca efendi ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiş. Gönenli hoca soruyor:
–“Maaşınız falan var mı?”
–“Hayır, yok.” 
–“Peki, başka yerden geliriniz falan?” 
–“Hayır, herhangi bir gelirim yok!” 
–“Peki, ne yer ne içersiniz, neyle geçiniyorsunuz,” diye sorunca; ama adam öfkelenmiş ve “Bundan size ne efendi? Bir de cami imamısınız. Rızık kimden, hey hoca? Bunu da mı bilmezsin? Gidebilirsiniz!...” diye tersleyerek hocayı adeta kovmuş.
Pek tabiidir ki Gönenli Hoca Efendi çıkmak zorunda kalmış. Lakin o gece gözüne uyku girmemiş. Ertesi gün sabah yine gitmiş ve o kapıyı çalmış. Ama adam içeriden:
–“Kimsin?” ..diye seslenmiş. Hoca efendi:
–“Dün kovduğun o yüzsüz imam,” cevabını vermiş. Ama adam kapıyı açmış:
–“Gene ne diye geldin?” ..diye söylenmiş. Hoca efendi:
–“Hiç efendim, ziyaretinize geldim. Beni bin defa kovsanız da yine geleceğim” demiş.
Ama adam:
–“Adın ne senin?” 
–“Adım Mehmet Öğütçü, efendim. Gönenli Hoca diye tanırlar beni.” diye karşılık vermiş. Ama adam bu ünlü ismi duyunca:
–“Buyur gir içeri, biraz konuşalım”, diyerek içeriye buyur etmiş.
Hoca efendi içeri girince ama adam:
–“Kusura bakma hoca, dün kalbini kırdım. Hakkını helal et.”
–“Estağfirullah efendim. Sizin gözleriniz görmez, kimsenin yardımına da ihtiyaç duymuyorsunuz, bu nasıl oluyor? Sırrınız nedir, diye meraktayım.” ..deyince ama adam:
–“Benim sırrım şu Hoca Efendi. Ben her gün kuşluk namazını kıldıktan sonra;
‘Ya Rabbi! Kuşluk senindir, güzellik senindir, nimet ve her şey senindir. Eğer rızkım gökte ise, yere indir. Yerde ise, çıkar. Uzakta ise, yaklaştır. Haram ise, helal et. Dar ise, genişlet ve elime ilet’ diye dua ederim. Sonra ellerimi yüzüme sürer sürmez, biri gelir sağ dizime vurur. ‘Aç elini!’ der. O günkü ihtiyacımı verir gider.
Kuşluk namazı kıldığım her gün bu böyle devam eder.
Aynı zat bugün de geldi ve sağ dizime vurarak benim kısmetimi verdikten sonra, sol dizime vurarak, ‘Bunu da Gönenli Mehmet Efendi’ye ver’ dedi. Al kısmetini!…”
Bu sözleri duyan, büyük alim, fakirlerin ve talebelerin manevi babası Gönenli Hoca efendi “İlahi ya Rabbi! Hikmetinden sual olunmaz” diyerek içli içli ağlamaya başlamış!...
Hoca efendi bu hatırasını naklederken şunu ifade etmiştir:
“O ama adamdan bu mübarek kısmeti aldıktan sonra, ömrü hayatımda hiç darlık ve sıkıntı çekmedim."
Yani sözün özü:
Rızkını; Rezzak olan Allah’tan bilmeyip de O’nun mahlukundan beklemek, insanı Cenab-ı Hak’tan uzaklaştırıp, başkasına muhtaç eder. Rabbim cümlemizi, rızkını Allah'tan bilen kullardan eylesin Amin!...
Kur’anda Rızık ile ilgili 113 ayetten, sadece birisini arz ediyorum. Hud Suresi, 6. ayet:
“Yeryüzünde kımıldanan (hareket eden) hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın! (Allah) Onun (o canlının) kaldığı yeri ve emanet bırakıldığı yeri bilir. Bunların hepsi, apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.”
***
Geçenlerde bir dostuma:
-“Yahu kardeşim, yaşın da ilerledi. Hala sadece Cuma namazlarını kılıyorsun. Oysa 5 Vakit namazın farz olduğunu da bildiğin halde, niçin terk ediyorsun?” O bana şöyle cevap verdi:
-“Ben Allah’ın Gafur ve Rahim olduğuna inanıyorum. Elbette bu günahlarımı da af edecektir…” dedi. Ben de ona:
-“Evet, Allah Gafur ve Rahimdir, (yani, Çok aff edici ve merhametlidir) fakat ayrıca Allah Rezzak-ı Kerimdir (yani Rızıklarımızı da verendir). Niçin sabahın 08:00’inden gece 21:00’e kadar tam 13 saat atölyende çalışıyorsun? Yoksa Gafur ve Rahim olduğuna inanıyorsun da, Rezzak-ı Kerim olduğuna inanmıyor musun? Deyince bocaladı, sarsıldı ve bir müddet sessiz kaldı. Çok mahcup olmaması için ben devam ettim.
-Bak kardeşim, Allah cc Kur’an-ı Keriminde, sadece 5 vakit namaz için 84 ayrı ayrı ayetlerle ikaz ve ısrar ediyor. Üstelik te Allah Rasulü (SAV) de kızı Fatma’yı, tek bir sabah namazını, güneş doğmasına bıraktığını görünce “Bak gözümün nuru kızım, namaz konusunda sakın BABAM PEYGAMBERDİR diye güvenme. Namaz konusunda seni ben bile azaptan kurtaramam” diye azarladığına göre, biz neyimize güveniyoruz?
Allah’ın Gafur ve Rahim sıfatı, bizim diğer küçük günahlarımız içindir. Yoksa O’nun cc kesin emir ve yasakları hakkında değildir. Demiştim.
Bu dostum o tarihten sonra 5 vakit namaz kılmaya başlamıştı, fakat telefonlarımızın ŞARJI mesabesinde olan “İman takviyesi konusunda kitap okuma veya dini sohbetlere devam etme” konusunda gevşek olduğu için, aylar sonra yavaş yavaş namazı terk ettiğini yakınlarından öğrendim.
• Öyle ya, Allah’ın cc iman edenlere hitaben; “Ey iman edenler, Allah’a İman edin”, iman ilminizi sürekli tekrar ve takviye edin, (yani mü’min olsanız bile İmanınızı sürekli şarj edin) anlamındaki ikazı, elbette çok anlamlıdır ve asla hafife alınmamalıdır…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>