A.Raif Öztürk
Futbol Transferlerinde, Milli Duruş Yok mu?
A.Raif Öztürk
A- A A+
Özellikle güzel ülkemizde, Futbol sektöründeki DÖVİZ gafletini iyi anlamak için, önce DOLAR ile alışveriş yapmanın ne anlama geldiğini ve tüm dünya ülkelerinin buna niçin MECBUR bırakıldığını, bugün dolara karşı savaş konusunda, ülkemizin niçin lokomotif görevi gördüğünü çok iyi anlamamız lazım. İşte bu ciddi araştırma bunun için yapıldı… 
 
Hepinizin malumu olduğu gibi, süper devlet olarak bilinen, fakat sömürgeci, zalim ve istilacı olan ABD, 1945’ten bu yana üç önemli silahı ve SAVAŞ TAKTİKLERİNİ kullanmaktadır.  
 
Bu silahlarını ve taktiklerini; ‘Tabi zenginliklerine, coğrafi güzelliklerine ve stratejik özelliklerine GÖZ DİKTİĞİ ülkelere’, pervasızca ve acımasızca uygulamaktadır. 
 
Bu silahlar ve taktikler; 1. DOLAR. 2. AMBARGO. 3. İŞGAL. (Yani, çeşitli teröristleri besleyip musallat ederek, o ülkeyi zayıf düşürünce darbe yaptırarak, sonra da işgal etmek.) 
 
ABD’nin ayrıca 3 önemli dayatması da var; “1.Petrol ve doğalgaz, 2.İlaç ve 3.Silah, bunlar tüm dünya ülkelerinde mutlaka DOLAR ile alınıp-satılacaktır” dayatması!...  
 
Yani, Rusya’dan silah mı alacaksın? Dolar ile alacaksın!... İran’dan petrol mü alacaksın, DOLAR kullanacaksın. Çin’den veya Japonya’dan otomobil mi alacaksın, DOLAR ile alacaksın.  
 
Herhangi bir ülkeden ilaç mı ithal edeceksin, DOLAR ile alacaksın. Lütfen şuna dikkat: Genelde dünya ülkeleri DOLAR ile alış-veriş yapınca, haliyle dolar (yani döviz) borçlanıyorlar. Fakat, sadece ABD, kendi bastığı para ile borçlanıyor!!! Şu avantajı görüyor musunuz?!... 
 
ABD’nin “Aksi halde sonuçlarına katlanacaksın”, tehditleri ve yaptırımları, tüm ülkeleri sindirmiş ve yıldırmış. Fakat bu dayatmadan çok zarar çektikleri halde, hiç birisi bu konuda itiraz için, lokomotif olmak istemiyor, korkuyor ve siniyor. Cesur bir lider ülke bekliyorlar...  
 
İşte bugün Türkiye; bu canavar Tabu ve Dayatmayı kırmaya çalışan lokomotif ülke pozisyonundadır. Üstelik te Rusya, Çin, İran, bazı Asya ve Avrupa ülkeleri vs. ülkeler de bu konuda Türkiye’nin bu cesaretine hayran kalarak, vagon olmaya, yani Türkiye ile ortak hareket etmeye başlamışlardır.  
 
Bu cesur faaliyetler de, ABD’nin bu Hegemonyasının çökmesi, Dünya ülkeleri üzerindeki hakimiyetinin, gücünün, karizmasının ve jandarmalığının erozyona uğraması demektir.  
 
Bu durumu ve acı akıbetini gören ABD, işte bu ana nedenlerle, lokomotif pozisyonundaki Ülkemize, yukarıda arz edilen üç silah ve taktikleriyle acımasızca saldırmaktadır…  
 
1945’ten Bu yana Ülkemizde, bu tür saldırılara o günkü yöneticiler, tam 16 kez zorunlu taviz vermiş, her seferinde de ABD ülkemize bir boyunduruk daha takmıştır. Adnan Menderes ve Turgut Özal gibi ünlü liderler, direnç gösterdikleri için ve de o günkü halk bugünkü kadar bilinçli olmadığı için, canlarından olmuşlardır. Bu 16 kez tavizlerde ABD, dilediği kanunları çıkartarak, yargımızın, emniyet güçlerinin ve Polisimizin yetkilerini kıstırmak, idamları kaldırtmak suretiyle, ülkemizdeki anarşistlerin ve kirli basının önlerini açmıştır. Böylece her fırsatta, grevler, gereksiz direnişler, provokatif olaylar, tüm terör olayları, Gezi olayları vs. ayaklanmalarla, ülkemizde DARBE ve İŞGAL için provalar yaptırmıştır. 
 
Yarım asır süren bu alt yapıdan sonra; 17-25 Aralık olayları, TIR olayları, 15 Temmuz ihanet darbe girişimi olayları da, hep bugün DİRENÇ gösteren iktidarı pasifize edip, DARBE İLE ÜLKEMİZİ İŞGAL girişimlerindendir. Bugün ise halkın çoğunluğu bilinçlenip, ABD’nin bu sinsi tuzaklarını fark ettiği için, ölesiye devletine sahip çıkmaya başlamıştır.  
 
ABD ise yarım asırdan beri, bol keseden yatırım yaptığı bu tuzaklarda başarılı olamamanın hırsını ve hıncını, bu halktan ve bu iktidardan çıkarma peşindedir. Olay işte bu kadar NET… 
 
Bu günlerde Papaz Pastör Andrew Brunson bahane edilerek, hem çeşitli ambargolar, hem de DOLAR ve KUR atakları gündemimizi işgal etmektedir. Yani yukarıda arz edilen tüm silahlarını ABD, ülkemize karşı seferber etmiş durumdadır. Sonuncusu ve en yoğunu bugün, ekonomi ve DOLAR üzerinden yapıldığı için, biz de konumuzu DOLAR üzerinde tahsis ettik.  
 
Halkımızın, STK’ların ve tüm kurum ve kuruluşların, bu konudaki seferberliklerine rağmen, özellikle futbol otoriteleri ve büyük takımlarımızdaki DÖVİZLE TRANSFERLERİN hala devam ettiriliyor olması, Futbolda, Transferlerde Milli Duruş YOK mu diye, içimizi sızlatmaktadır. 
 
Futbol sevgimiz, hiçbir zaman VATAN, BAYRAK ve MİLLET sevgisinin üzerine çıkmamalıydı!... 
 
Hiç olmazsa şu seferberlik döneminde, futbol sektöründe de bilinçli olarak, dövizle transferler sonlandırılmalıydı. Çünkü bu seferberlik, ABD’nin kafasına koyduğu İŞGAL girişimlerine karşı, askerlik gibi bir VATAN BORCUDUR ve çok etkili püskürtme hareketidir. 
 
Yerli futbolcularımız çok mu kötü? İlla yabancı futbolcu almak zorunda mıyız? Hani futbol faaliyetleri, sadece dostluk ve kardeşlik içindi? Rekabetler, illaki yabancı futbolcu almayı mı gerektiriyor? Şayet bu soruya “EVET” deniyorsa, hiç olmazsa transfer ücretleri “TL” üzerinden hesaplanıp yapılamaz mı?... 
 
Eğer bu konudaki milli duygularımız, bu seferberliğe katılmak için yeterli değil ise Devlet ricalinin, TBMM’nin bu konuya el atıp, gereken kanun çıkararak, TL ile transfer zorunluluğu getirilemez mi?...  
 
Aslında buna hiç gerek kalmadan;  
 
Futbol otoritelerimizin ve büyük takım yöneticilerimizin bu gafletten sıyrılıp, Doları ve dövizi reddedip, geç kalınmış olan bu milli “TL” seferberliğine katılamazlar mı?...  
 
Çok zor olsa da, bu askerlik gibi milli bir görevdir. İhmali; güzelim gemimizi batırabilir.  
 
Bu geminin içinde hepimiz varız ve bu acımasızca saldırıları, hepimiz bedeller ödeyerek, hatta canımız bahasına göğüslemek zorundayız. Vatan için, millet için, istikbal ve İSTİKLAL için zorlansak ve biraz bedel ödesek ne olur?... 
 
Aksi halde, bu seferberliğe omuz atmaya geç kalmak yüzünden, ABD ve diğer şer güçler muvaffak olurlarsa, güzel ülkemiz de Suriye, Filistin ve diğer işgal altındaki ülkeler gibi olursa, bu seferberlikte geç kalanlar, ihmal veya gaflet eden, hatta ihanet eden durumuna düşmezler mi?... “Biraz ağır olmadı mı” demeyin sakın, akıbetimizi düşünelim lütfen… 
 
Ayrıca; daha da önemlisi, Ölüm, Ahiret ve Mehkeme-i Kübra var. Mutlaka hesap vereceğiz!... 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>