A.Raif Öztürk
Eyy Arkadaş; Korkma! Allah bizimledir
A.Raif Öztürk
A- A A+
 
(Corona hakkındadır.) Bu yazı başlığındaki cümleyi, hepiniz hatırladınız sanırım.
 
Düşmanlarının bile “Muhammed’ül Emin” (En güvenilir kişi Muhammed) diye kabul ettikleri, Peygamberimiz Efendimiz SAV, en sadık dostu Hz. Ebubekir RA ile birlikte malum mağarada müşriklerden gizlenirken, müşrikler sürekli iz sürmüşler ve mağaranın önüne kadar yaklaşmışlardı. Müşriklerin ayak sesleri duyulur ve kısmen de görülür olmuştu.
 
Yakalanmaları an meselesiydi. Hz. Ebubekir çok endişelendi, fakat sakın kendisi için endişelendiği zannedilmesin. Kainatın Efendisi SAV için endişe duyuyordu. Çünkü O giderse, din-i mübin gidecekti. Çünkü O giderse, zalimler kazanacak ama insanlık kaybedecekti. Nitekim O; “Ben öldürülürsem, nihayet bir tek kişiyim, ölür giderim. Fakat Sana Eyy Muhammed SAV bir şey olursa, o zaman bir ümmet helak olur.” diyordu. Rasul-i Ekrem Efendimiz SAV ise işte o anda ona:
“La Tehaf!... İnnellahe me’ana…” Yani “Korkma!... Allah bizimledir…” buyurmuştu.
Yani yazı başlığındaki, o cümleyi müjde veriyordu.
 
Evet, Allah Rasulü SAV doğru söylüyordu. Gerçekten de Allah cc, o anda o azgın ve zalim müşriklere öyle bir sahne hazırladı ki, katil müşrikler o sahneyi görünce, iz süren o iz uzmanının “vallahi buradalar” diye ısrarlarına rağmen, o uzmanı dinlememişlerdi.
 
Reisleri hiddetle; “yahu, saçmalamayın! Eğer buraya girmeye kalksalar, bu güvercinler bu yuvalardan kaçmazlar mıydı? Hele hele şu örümcek ağı, sanki yüz yıllık gibi eski, fakat hiç bozulmamış!... Haydi, dönün, gidiyoruz!!!” diye kükreyerek haykırmıştı. Yani Allah cc onların sadece iki güvercinle ve zor görülen bir örümcek ağı ile koruyordu…
İşte bu garantili ‘koruma altında oluşlarının’ sebebi; önce ‘tam tedbir’ için bütün sıkıntılara katlanıp o dağlara tırmanmak, yani FİLİ duaya sarılmak.
 
İkincisi de; en halis bir biçimde Allah’a cc güvenip TEVEKKÜL etmekti.
• Allah da hem FİLİ duayı, hem de halisane olan KAVLİ duayı kabul etmişti.
İslam tarihindeki bu tür olayların anlatılması, bizlere her zaman ışık tutmak içindir.
Adeta; “Sizler de çaresiz kaldığınızda böyle yaparsanız, ben azimüşşan sizleri de o çaresizliklerden kurtarırım”, anlamındadır.
 
Saygıdeğer dostlarım:
Şu anda sizlerin; “evet hocam, doğru söylüyorsunuz da onlar Allah’ın en sevgili kullarıydı. Bizler ise çok günahkarız, O’ndan cc istemeye yüzümüz bile yok” dediğinizi, duyar gibiyim.
Çünkü şu fitne ve fesat kaynayan ahir zamanda, hepimiz elbette çok günahkarız. Allah’a cc sığınmaya da ve O’na cc yalvarmaya da hiç yüzümüz yok!...
 
• Bu da doğru, ancak samimi bir TÖVBE etmekten başka da hiçbir çaremiz yok!...
 
Fili dua olarak; devletimiz her türlü tedbiri erkenden ve fazlasıyla aldı. Bizler de ellerimizden geldiğince riayet etmeye çalışıyoruz. Kavli DUA için; elbette yüzümüz yok, çok günahkarız.
Fakat Merhameti sonsuz olan yüce Rabbimiz bizlere:
 
Zümer suresi, 53. Ayette; “De ki: Ey nefisleri aleyhine (günahta) haddini aşmış olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Hiç kuşkusuz, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” ..diye müjdeler vermiyor mu?...
 
Bakınız bizlere müjdeler devam ediyor:
Nisa Suresi, 31. ayet: Size yasaklanan büyük günahlardan (tamamen) kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama yüceltiriz.
Furkan Suresi, 70. Ayet: “..Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)”.
 
Evet dostlarım.
Daha önceleri defalarca arz ettiğimiz gibi BELA ve MUSİBETLERİN iki ana sebepleri vardır.

I.) Birçok ayetlerle ve kesin delillerle ispat ettiğimiz gibi; İŞLEDİĞİMİZ GÜNAHLAR…

II.) Şu fani dünyaya gönderiliş sebebi olan, SINAV GEREĞİ…
Hepimizin uzun zamandan beri yaptığımız gözlemlere göre, hem ülkemizde, hem de dünya çapında Yüce Rabbimizin emir ve yasakları pervasızca çiğneniyordu.
 
ÇİN’İN Uygur Türklerine, İsrail’in Filistinlilere, Hinduların Müslüman azınlıklara, ABD’NİN zalimce tüm mazlum ülkelere, AB ülkelerinin birçok mazlum ülkelere, vs. zulümler ayyuka çıkmıştı. GAFİL Arap ve İslam ülke liderleri ise sadece KÖR, SAĞIR ve DİLSİZ davranmakla kalmıyor, ABD, İsrail ve benzer Yahudilerin emirleriyle, mazlum Müslümanlara saldırmaları için PKK vs. teröristlere Milyonlarca $ yardım yapıyorlardı.
 
Mazlumlar da sadece “Eyyy yüce Rabbimiz, bütün bu olaylar sence malum. Tüm zalim dünya ülkelerine sadece Türkiye’nin direnmesi ve bizlere yardım etmeye çalışması yetmiyor. Sana sığınıyoruz. Senden yardım istiyoruz. Senin gücün hepsine yeter” diye yalvarıyorlardı. Günlerce AÇ bırakılan masum yavrular; “..sizleri Allah’a şikayet edeceğim” diye ağlıyorlardı. Yani kısacası, bizler de bütün bunların bilincinde olarak, Yukarıdaki müjdeli ayetler ışığında, geçmişteki tüm günahlarımızdan, israflarımızdan, nankörlüklerimizden ve gafletlerimizden TÖVBE ederek, kendimize yepyeni bir ‘Mü’min hayatı’ hazırlamalıyız…
 
Bu konuda asrımızın en önemli İslam alimden olan Bediüzzaman Hz.’nin; “Şu İstikbal inkılabatı içinde, (gelecekteki çalkantılar sonrasında) en yüksek gür seda İSLAMIN SEDASI olacaktır” müjdesini de unutmamalıyız ve kararlılıkla bu ulvi saflarda yerimizi almalıyız.
 
Son müjde Al-i İmran Suresi, Ayet 139.:  “(Ey mü’minler!) Gevşeklik göstermeyin, ümitsizliğe düşmeyin ve üzüntüye de kapılmayın. Sizler eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” Üzülme ve ateşe atıldığında Hz. İbrahim’in yaptığı şu duayı yap!: “Allah bana yeter. O ne güzel yardımcıdır.” (Buhari, Tefsir, 3/13) Buruk olsa da; HAYIRLI BAYRAMLAR…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>