A.Raif Öztürk
Cuma Vaazımdan Bir Bölüm
A.Raif Öztürk
A- A A+
4 Sene kadar önce İlçemiz M.Eğt.Müd.’lüğü nezdinde başladığımız ve Değerler Eğitim Uzmanı olarak yürüttüğümüz görevim için, özenle hazırladığım 24 ayrı konferans konularını, seyahat için gittiğim büyük tesislerin Konferans salonlarında da uyguluyordum.

Konferans açılışında Kur’an okumak için gelen imamlar, konferans içeriğinin, İman, Kur’an, Vahdaniyet ve tefekkür olduğunu izledikten sonra çok beğendikleri için, o haftaki CUMA VAAZI görevini de bendenize tevdi ediyorlardı.

İşte bu minval üzere, bu sene de seyahatte bulunduğum bir beldenin cami imamı, benim daha önce o camide Cuma vaazları verdiğimi, hatta alt salonda konferanslar verdiğimi bildiği için, bu hafta da Cuma vaazı görevini bana tevdi etti.

Kısa bir hazırlıkla ve irticalen verdiğim bu haftaki vaazımı, emekli İmam merhum Babacığımın Ruhu için, takdirlerinize de arz ediyorum. 
 
>Vaaza giriş salavatlarından sonra:> 
 
-“Muhterem cemaati müslimin. Öncelikle camiye erken gelen sizleri, Allah’ın ve O’nun Rasulünün müjdesine mazhar olduğunuz için tebrik ediyorum. Çünkü; İlahi Randevu olan namazlara erken gelmek, Allah ve Rasulünü çok memnun ediyor. Bunun içindir ki din ve maneviyat büyükleri, bir yandan bizlere bu müjdeleri aktarıyorken, bir yandan da her nerede olurlarsa olsunlar, ezan okunmadan 10-15 dakika önce camide hazır bulunurlardı. Tahiyyat-ı mescid namazı kılarak ve zikirler çekerek ezanı, yani İlahi randevuyu beklerlerdi. Yakın tarihten bildiğimiz Bediüzzaman Hz.’de kış günü seyahat halinde bile, ezan vaktine 15 dakika kala seccadesini kar ve buzlar üzerine serer, İlahi Randevuyu öyle beklerdi. Hatta idamla yargılandığı bir mahkemede bile ezanı duyar duymaz, mahkeme başkanından namaz kılmak için müsaade ister. Mahkeme başkanı hakim ise “hoca, hoca, idamla yargılanıyorsun. Namazın sırası mı şimdi” diye gürleyince, Bediüzzaman Hz. hızlı bir hareketle seccadesini çıkarıp sererken şöyle haykırır. “Hakimler hakimi Olan Allah’ın kulluk ve ibadet randevusu yanında, sizin İDAM hükmünüzün hiç bir önemi yoktur” ..der ve hemen namaza durur…  
 
Sizleri, işte bu hassasiyetiniz için tebrik ettim… 
 
Muhterem cemaat. Bu girizgahtan sonra sizlere, konumuzun zıddıyla alakalı bir fıkra anlatmak istiyorum. Ünlü bir vaiz, büyük bir camiye vaaz vermeye gelir. Cübbeyi giyip camiye girdikten sonra bir bakar ki, camide sadece tek bir kişi var. Morali çok bozulur. Tam vaz geçip camiyi terk edecekken, o erken gelen tek kişiden de müsaade almak gereğini düşünür. O kişinin yanına giderek omuzuna dokunur. “Kardeşim, ben bu camiye vaaza geldim, fakat vaziyeti görüyorsun. Sen olsan ne yaparsın?” Der. O kişi; “..hocam ben At seyisiyim.

Benim 50 tane atımdan 49’u kaçsa, ben o tek kalan atımı ihmal etmem. Yemini, suyunu verir, tımarını da yaparım”. Der. Vaiz bu ilginç gaz üzerine kürsüye çıkar ve cami dopdoluymuş gibi öyle ateşli bir vaaz verir ki, biraz da uzatır. Kürsüden inince vaiz, yine o seyisin yanına gider ve “nasıl, vaazımı beğendin mi?” der. Seyis yine “Hocam ben vaazdan pek anlamam, fakat ben kaçan 49 atımın yemini, suyunu, kalan o tek ata zorla yedirip onu çatlatmam!” deyince, vaiz yaptığı hatayı anlar...  
 
Muhterem cemaat-i Müslimin. Bendeniz işte bu bilinç ve hassasiyetle hareket edeceğim ve sizi fazla zorlamayacağım, müsterih olunuz… 
 
Muhterem misafirler…! ..Niçin bu kez “misafirler” diye hitap ettim? Hemen arz edeyim.  
 
Sizler, şu Termal Tesislerinde misafir olduğunuz gibi, hep birlikte şu fani dünyada da misafirleriz. Bu tesislerde günümüz dolunca ayrılacağımız gibi, dünya misafirhanesinden de günümüz dolunca ayrılacağız. Her yolcu, mutlaka yolunu düşünmeli, değil mi?... Bizlerin bu dünyadan ayrılıp, zorunlu olan yolculuğumuz; Buradaki yolculuğumuz gibi 3-5 saatlik yolculuk değil, bazı rivayetlerde 50 000 sene süreceği bildirilen BERZAH yolculuğudur. Ve; Kabir, Haşir, Kıyamet, Sırat ve Mahkeme-i Kübra menzilleridir. 15 günlük yolculuğa çıkmadan önce, 5-10 gün hazırlık yapan bizler, acaba bu up-uzun berzah yolculuğu için, ne kadar hazırlıklar yapmamız lazım? Ve bizler ne kadar hazırlık yaptık? Bunun hesabını takdirlerinize arz ediyorum. 
 
Muhterem cemaati Müslimin. Sizlere berzah yolculuğunun, her aşamasını anlatmak isterdim, ancak şu kısacık zamanda bu asla mümkün değil. Şu anda bile “eyvah, vaiz efendi haklı, gerçekten hiçbir hazırlığımız yok” dercesine, sizlerin üzgün ve tedirgin olduğunuzu görüyorum. Sizleri böyle üzgün ve çaresiz bırakmak ta istemem. Kalan şu birkaç dakikada, bu konuda çok önemli bir MÜJDE ile vaaz ve sohbetimi bitirmek istiyorum. 
 
Allah cc Rasulü SAV bir gün, sahabeleriyle sohbet ederken, “Ashabım, size bir müjdeden haber vereyim mi?” der. Zaten, “bugün Rasülellahtan ne öğrendin? Hadi bize de anlat” diyecek olan hanımlarına müjde götüreceklerini duyan ashap, hep bir ağızdan: “Buyur Ya Rasülellah” derler.  
 
..Bir MÜ’MİN vefat ettiğinde, cenazesi evin serin bir köşesine uzatılır. Cenaze yakınları defin işleriyle meşgulken, o mü’minin yanına çok güven veren, yakışıklı biri belirir. Cenaze yıkanıp kefenlenirken o güven veren yakışıklı kişi, kefenin içine süzülür. Defin gerçekleştikten sonra, imam yukarıda TALKIN verirken, kabir bir sorgu salonu haline gelir. O güven veren yakışıklı kişi, yine o mü’minin yanında belirir. Talkın bittiğinde, Münker ve Nekir melekleri gümbür-gümbür gelirler. O yakışıklı kişinin çıkmasını isterler. O kişi ise “Ben Yüce Rabbimizden görevli ve yetkiliyim. Siz kendi görevinizi yapınız.” Der. Sorgulama bitince, Münker ve Nekir melekleri, o mü’mini o güven veren yakışıklı kişiye teslim ederler. O kişi de emrindeki bütün melekleri çağırarak, o kabrin geniş bir Cennet bahçesine çevrilmesini emreder. Bu Mü’min, bu gelişmelerden çok, kendisine yardım eden o kişiyi merak eder ve sorar. Siz kimsiniz? O kişi; “..hani sen sağlığındayken her gün, bazen mırıltıyla, bazen fısıltıyla, bazen de yüksek sesle okuduğun KUR’AN’IM ben. Allah bana bu yetkiyi ve sana refakat görevini verdi. Kabirde de, Haşirde de, Kıyamette de, Sıratta da, Mahkeme-i Kübra’da da, ‘sen Cennetliksin’ denilinceye kadar, sen benim korumam altındasın. Hiç merak etmeyesin” der...  
 
İşte Muhterem Müslümanlar, her gün Kur’an ile meşgul olmak, bizlerin en büyük endişelerimizden birisi olan berzah yolculuğumuzu, böylesine bir müjde ile hal ediyor.  
 
Bu müjdeden sonra cemaatime; Kur’anın öneminin diğer yönlerini, Kur’an öğrenmenin hem Kamer Suresindeki, 17, 32 ve 40. Ayetlerle, hem de bu devirde hafıza teknikleriyle çok kolay olduğunu, ben bir iş adamı olduğum halde, 30-40 kişiye aynı salonda, yarım günde (yani 10 saatte) defalarca ve 14 vilayette öğrettiğimi anlattım. Kur’anı acilen öğrenip bol bol okuyarak, şu yukarıdaki harika müjdeye mazhar olmalarını ve bana da dua etmelerini rica ettim… 
 
NOT: Saygıdeğer okurlarım. 30 Dakikalık uzun vaazımı, 8-10 dakikalık köşe yazısında, ancak bu kadar özetleyebildim. Cemaatten bir doçent arkadaşımız, bu vaazın tamamını videoya almış. Kendisinden alarak tamamını (babamın ruhunu şad için) sizlere de ulaştırmaya çalışacağım, inşallah… 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>