Abdurreşid Şahin
Hayrını Görün!
Abdurreşid Şahin
A- A A+
Evet, “hayrını gör”. Bu tabire müminler arasında çokça rastlarız. Özellikle abdest aldığımızda -tanısın tanımasın- biri gelir hayrını gör deyiverir. Ya da yeni bir elbise, ayakkabı, eşya vs aldığınızda da bu duayı birilerinden duyarsınız. Peki, bu tabirin anlamı ne? Niye bu kelime müminler arasında dolaşan bir dua olmuş?
 
 Doğrusunu isterseniz bu tabirin geçmişi hakkında bir bilgiye sahip değilim. Bence çok da önemi yok. Fakat ümmete mal olmuş bu güzel adetin hikmeti ne diye düşündüm. Bu tabir aklıma “kime hikmet verilmişse ona birçok hayırlar verilmiştir.” hakikatini çağrıştırdı. Hikmetle hayır arasında bağ kurmaya çalıştım. Birinci söz aklıma düştü.

Yaratılan her şeyin hayır olduğunu düşündüm. Ve sonunda ümmete mal olmuş bu sözün güzelliği ruhumu okşadı. Aslında sadece abdeste ve yeni alınan şeylere mahsus olmayıp her şeye teşmil edilecek bir temenni, bir dua olduğu sonucuna ulaştım.
 
   Evet, eşyanın hakikati ilahi isimlere dayanır. Eşyadaki hikmet de o hakikatin ortaya çıkmasına vesile olur. İnsan hikmet aracılığı ile eşyada tecelli eden esmayı fark eder, okur. Bu sayede Yaratıcı’yı tanır ve sever, O’nun rızasına nail olur. Eşya Yaratıcı’yla kurulan bağ sayesinde hayırlı bir şeye dönüşür. Yaratıcı ile bağı kurulmayan her şey neticede şerre dönüşür. Sevgi -ölümle birlikte- ebedi eleme dönüşür. Mal ayrılığında acı yayan bir azap olur.

Akıl geçmişten ve gelecekten korku ve elem devşiren bir alet olur. Kalp ebedi arzularıyla ebedi ve sonsuz elemlerin menşei olur. Ruh kimsesizlik vahşetiyle yetim kalır. Ama Yaratıcı’yla kurulan bağ sayesinde her şey hayır olur. Hatta musibetler bile Yaratıcı’nın isimlerini deşifre edip lezzet akıtan bir çeşme olur. Sonsuz ızdırabın kaynağı gibi görünen ölüm, Baki Yaratıcı’yı bulmak sayesinde, ebedi ve sonsuz nimetlere açılan bir kapıya dönüşür.

Tıpkı yemeği tatlandıran açlık misali ebedi ve hadsiz nimetlere karşı iştahımızı kabartır ve bize sonsuz saadetin kapısını açar. Her şeyi Yaratıcı’ya bağlayan iman ve hikmetle keşfedilen, Yaratıcı’ya ait vasıflar, her şeyi insan hakkında hayra dönüştürür.
 
İşte ‘hayrını gör’ tabiri, eşya ile kurulan irtibatın yaratılış maksadını ortaya çıkarmaya yönelik olması noktasında yapılan bir duadır. Yani o şeyi yaratılış maksadına uygun kullan;  amelini yaradılış maksadı ile bağla ki senin için hayır olsun manalarını içerir. Bu anlamda, bu tabiri sadece müspet şeyler için değil menfi gibi görünen şeyler için de kullanabiliriz.

Mesela bir hastaya hayrını gör diyebiliriz. Yani sana daimi sıhhat veren, Şafi olan Rabb’inden geldi bu musibet. Gayesi o ismi tanıtmak. Sen de Şafi olan Rabb’ini tanımak suretiyle hastalıktaki hayrı gör duasıdır. Hatta Araplar bir yakını ölenlere “azzamallahu vechek” derler. Yani bu musibetin sana bakan yönünü Allah azim kılsın. Ondan gerekli olan dersi alarak seni azim bir berekete ulaştırsın.

Bu musibetten ve imtihandan bol hayırla ayrıl manalarını içermektedir. Dolayısıyla, biz de ölüm karşısında da bu tabiri kullanabiliriz. Tabi açıklamasını yaparak yoksa aksülamel olur.
 
Mesela, abdest almaya başlayan biri -tıpkı Rasulullah gibi- başlarken:

“Allah’ım! suyu benim için tahir ve İslam’ı da nur kıldığın için sana hamderim” demek suretiyle abdestin hayrına yönelir.

Allah’ım zikirde, şükürde ve hayırlı ibadetlerde bana yardımcı ol demek suretiyle hayrın kapısını çalar. 

Ve ağzına su alırken:
“Allah’ım, bana peygamberinin havuzundan öyle bir kadeh içir ki, ondan sonra bir daha susamayayım” demek suretiyle hayır kapısından içeriye girer. Ağzını kirli tabirlerden temizleyip hayrın ilancısı yapar. 

Devamında burnuna su verirken:
“Allah’ım, bana ni’metinin ve cennetlerinin kokusunu haram kılma” demek suretiyle her şeyde hayrın kokusunu almaya yönelir. 

Suyu yüzüne dokundururken:
“Allah’ım, bazı yüzlerin beyazlanacağı, bazı yüzlerin kararacağı günde yüzümü ağart” diyerek hayrı görmenin huzuruyla yüzünü nurlandırır.

Sağ elini yıkarken: 
“Allahım kitabımı sağ tarafımdan ver ve hesabımı kolaylaştır” diyerek ve 

Sol elini yıkarken:
“Allah’ım, kitabımı sol tarafımdan ve arkamdan verme, beni zor bir hesaba çekme” demek suretiyle korku ve endişelerinden kendini emin kılacak sığınağı bulmanın emniyetini yaşar, huzurun sahilinde dolaşır.

Daha sonra başını mesherken:
“Allah’ım beni rahmetinle gölgelendir, sonsuz bereketini ihsan et” duasıyla rahmet pınarından doya doya içer ve sükun bulur. 

Devamında kulaklarını temizlerken:
“Allah’ım, beni, sözü işitip sözün en güzeline uyanlardan eyle” duasını vesile kılıp niyetini netleştirir ve ubudiyetini tasdik eder.

Sonunda:
 “Allah’ım ayaklarımıza senin hak yolun olan sıratta sebat ver. Sırat köprüsünde ayağımızı kaydırma (hakkın ölçüsünü tutturmada yardımcım ol) demek suretiyle kullukta muvaffakiyetin O’nun inayetiyle olacağını ilan eder ve yine O’na sığınır. Bu surette abdestin hayrına nail olacak vesileye yapışmış olur. 

İşte yukarıdaki örnekte de olduğu gibi her şeyden hayra gidecek hadsiz vesileler var. Rabb’imizden her şeyde takdir ettiği hayrı görmeyi temenni ederek abdest bitiminde yapılan duanın mealiyle hayrı fatihalayalım:

 Allah’ım sa’yımızı (emeğimizi) şükrünün vesilesi kıl; günahlarımızı mağfiretine mazhar et; amelimizi makbul eyle; bereketi eksilmeyen, ebediyete bakan ticaretler ihsan eyle. Amin.

Şahadet ederim ki: Lailahe illallah Muhameden Rasulullah. 
HAYRINI GÖRÜN EFENDİM!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>