Zahide Aydoğdu
Leyla'dan Mevla'ya ve Vedat'dan Vedud'a
Zahide Aydoğdu
A- A A+
Mecazdan Hakikiye Leyla'dan Mevla’ya ve Vedat'dan Veduda….

Kainatın mayası olan muhabbet nasıl Allah için yaşanır hale gelebilir? Ben gençliğimi severim hayatımı severim baharı severim bunları  sevmekten  nasıl vazgeçebilirim ya da  bunların hepsini  nasıl Allah için severim?
 
Ey Mecnun veyahut Leyla vasıflı kardeşim! Sevdiklerinden vazgeç veyahut unut demek bize düşmez! Amacımız  odur ki sevdiğin kişilerin sana karşı olan muzır yanlarını görerek mecazi muhabbetin gerçek yüzüne dürbün ile bakabilirsin şöyle ki:

Bir fert için muhabbet sebebi olan sanatçılar, şarkıcılar ve oyuncuların şahsa karşı günlük hayatında  muhabbet beslediği kişiler yüzünden ne kadar zor durumda kaldığını göz önünde bulunduralım. Günümüzde birçok kişi merak duyduğu ve muhabbet beslediği sanatçılar veya kişiler yüzünden aile huzurunu bozmaktadır. Anne baba hatırı çoğu zaman yok sayılmakta ve bu sebepten ötürü ailede saygı ve hürmetin değerini azalmaktadır. Veyahut kişi sevgi duyduğu şeylere karşı hakiki vazifesini unutur hale gelebiliyor.

Buna da örnek verecek olursak kişi muhabbet duyduğu mahbuplar hatırına vaktini öldürmekte ve çoğu zaman yükümlü olduğu ibadetlerinde aksaklık göstermektedir.  Bu davranışlar zaman içerisinde rutinleşerek şahsa normal gelebiliyor. Ümidim odur ki bizler yaratılış bakımından farklı olan şu mübarek akıl cihazını kullanarak beslediğimiz mecazi muhabbetlerin bizlere olan muzır yanlarını düşünerek hakiki muhabbetti arayıp hakkıyla bulmaktır İnşallah.
 
Aklın ufkuna ışık tutmalı insan o zaman gelir kalbe hakiki canan diyor şair mısralında. Akla ışık tutmak… Hakiki aşkı bulmak mahbubu terk ile olmaz olmamalı aslında mecnun misali bulmaktır hakkı.

Leylayı gözden çıkarak değil leylayı göze alıp hakkı bulmaktır aslında hakiki muhabbet. Kısacası dünyayı ve tüm yaratılanları bize Allah’ı tanıtan tarafı ile sevmeliyiz  “Ne kadar güzel yapılmış” de. “Ne kadar güzeldir” deme. Ve kalbinin derinliklerine mecazi aşkların girmesine izin verme.

Çünkü kalp, Allah’ın bir eseri ve ayine-i Samed’dir ve ona mahsustur. Allah tan başka her şeye duyulan muhabbet iki çeşittir: Biri yukarıdan aşağı yani haktan halka  halk ise halktan(yaratılan manasında)  gelir yani yaratılana karşı hakka beslenilen muhabbettir. Diğeri ise aşağıdan yukarı çıkar yani o da halktan hakka giden muhabbettir tıpkı mecnunun leyladan Mevla’yı bulması gibi.

Birinci yol insan için külfetsiz ve daha kestirmeli bir yoldur. Risale-i Nur  da  şu veciz sözle ifade edildiği gibi; Bir insan en evvel muhabbetini  Allah’a verirse  onun muhabbeti  dolayısıyla  Allah’ın sevdiği her şeyi  sever ve mahlukata taksim ettiği muhabbeti, Allah’a olan muhabbetini  tenkis değil  tezyid eder. Mesela  hayatı  Rabbimizin bize bir lütfu olarak kabul etmek ve uhrevi bir hayatı kazandıracak bir define hükmünde düşünüp muhafaza etmek  bununla beraber  böyle bir hayatı Cenabı Hakkın rızasına uygun derecede sürdürmek  yine hakiki bir muhabbete dönüşebilir.

Kimi zaman hayatta karşılaştığımız sıkıntılar hayatın Allah tan bize bir lütuf olduğunu hatırlatır ve o sıkıntıyı yok eder.Ya gençlik? gençliğimizi  seviyoruz peki bu  muhabbet nasıl Allah için olur? gençliğin bizlere kattığı güzellikleri  bir nimet olarak düşünmek ve o yönde güzel kullanmak ve şükretmekte bir  çeşit muhabbettir. Hem de meşru bir muhabbettir.
 
Baharı  hakiki muhabbete çevirmek ise o güzel yaratılan nebatatı ve hayvanatı ve  tüm yaratılanları  Allah’ın güzel isimleri ile görmek ve süslü, göz alıcı, şaşırtıcı, şairlere ilham verici bir eser bir tablo  bir sergi  olan baharı   derin ve dikkatli bir şekilde düşünerek  Cenabı Hakkın  Rezzak, Kuddüs,  Cemal ve Celal gibi isimlerine hayranlık duyarak hakiki muhabbet elde edilebilir.

Dünyayı da ele alırsak  bu muhteşem mizanla yaratılan gezegeni n, fani bir ömür ile geçtiğini anlamak  ve bir misafir olduğumuzu  düşünmek ve sevmek nefsi emmare karışmayacak şekilde bu muhabbette aynı yola, hakiki aşka çıkar. Hem dünya fanidir değmiyor beyhude üzülmelere veyahut  alaka-i kalbe. Dost istersen Allah yeter. Evet, o dost ise, her şey dosttur. Aslında  hayale getirilmemeli  ne aşılacak bi sütün dağları  ne de çölleri, bağları aşılacak en büyük engel içimizde ki engel, nefistir. Evet düşman istersen nefis yeter. Nice Saidler nice Mevlanalar nice Yunuslar  geçti bu yoldan kimi kör oldu aşktan kimileri ise terk etti dünya ömrünü  sırf olsun maksat  ilahi rızadan.  

Bak ne diyor Yaradan  Bakara Suresi 2. Ayette  meali olarak “ İnsanlardan kimi de  Allahtan başka şeyleri ona eş tutuyorlar da  onları Allah'ı sever gibi seviyorlar  oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir ”

Bir Said olmak evladı olmadan -Allah aşkından-binlerce insanın  günahına ağlayıp evladım yanıyor diye feryat figan da etmesidir.

Bir  Mecnun olmak ömrünü verdiği aşka  Allah için terketmektir.Veyahut bir  Yunus olmak gören gözün Allah aşkı ile kör olmasıdır.  

Bak ne diyor lisanı İbrahim “Güzel değil batmakta gaib olan bir mahbup çünkü zevale mahkum hakiki güzel olmaz aşk-ı ebedi için yaratılan ve ayinei samed olan kalp ile sevilmez ve sevilmemeli”

Bak ne diyor Fıtratı aşkla yoğrulmuş gibi sermest-i cam-ı aşk olan Mevlana Cami, kesretten vahdete yüzleri çevirmek için, bak ne güzel söylemiş:

1- Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor.
2- Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor.
3- Biri taleb et, başkalar layık değiller.
4- Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.
5- Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.
6- Biri söyle, ona ait olmayan sözler malayani sayılabilir.

 Evet Cami pek doğru söyledin. Hakiki mahbub, hakiki matlub, hakiki maksud, hakiki mabud; yalnız  O dur.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>