Risale Ajans
A- A A+

Kuran'da Kaç Ayet Vardır?

Kurandaki ayet sayısı 6666 diye bilirdik. ancak Kurandaki her suredeki ayet sayıları toplandığında farklı bir sayı çıkıyor. Bunu eleştirenler var. bu eleştirilere nasıl cevap vereceğiz?

Kuran’ın kaç ayet olduğu hususunda alimler arasında ihtilaf vardır. Fakat bu ihtilaf sadece numaralandırma hususundadır. Kuran’ın tümü için her hangi bir ihtilaf mümkün değildir.
 
Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:
 
1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.
 
2- Şafii alimleri besmele-i şerifi, başında zikredilen sure ile bir bütün olarak saydıkları halde Hanefi alimleri besmeleyi ayrı bir ayet olarak saymışlardır. Sure başlarındaki “yasin, ha mim” gibi huruf-u mukattaa için de benzer durum geçerlidir.
 
3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı da bu farklılığın başka bir nedeni olabilir.
 
Bu ve benzeri nedenlerle Kur’an’ın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.
 
Bu farklı sayımın bir sonucu olarak; İbn-i Abbas 6616, Nafi, 6217, Şeybe, 6214, Mısır alimleri 6226, Zemahşeri, İbn-i Huzeyme, Şeyhulislam İbn-i Kemal ve  Bediüzzaman Said Nursi ise 6666 ayet olduğunu söyler.
 
Bu gün elimizde olan ve dünyanın her tarafında bulunan Mushafların nizamı, Küfi ekolü alimlerinin Hz. Ali’den rivayetle peygamberimiz(a.s.m)’e dayandırdıkları bir tertiptir. Bu Kur’an’daki mevcut ayet sayısı, 6236’dır.  Bu, bizim de bizzat ayetleri sayarak elde ettiğimiz bir sayıdır.
 
Ayetlerin sayısı elbette pek çok hikmete bakıyor. Fakat bu hikmetler, sadece yekun olarak 6236 sayısına değil, aynı zamanda Kur’an’da kullanılan kelimelerin tekrarı, bu tekrarların yapıldığı ayetlerin sayısı, bir suredeki ayetlerin belli kriterlere göre ayarlanması, Allah’ın isim ve sıfatlarının belli bir adede uygun olarak belli bir sayıdaki ayetlerde yer alması gibi bir çok ince hikmetleri vardır.
 
Örneğin ayetlerin yekun sayısına uygun olarak deriz ki, surelerin başında geçen besmelelerden bir tanesi ile birlikte bu ayetlerin sayısı 6237 olur. Bu sayı Allah’ın 99 ismi ile Hz. Peygamber(a.s.m)’in ömrü olan 63 sayısının çarpımından çık bir yekundur. 99x63=6237.
 
Ayrıca bu sayı, daha tam Kur’an vahyi bitmeden Kur’an’da buna işaret edilmiş olması, gaybi ihbar nevinde bir mucize parıltısıdır.
 
Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.
 
Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlahi fermanı olan Kur'an, 23 senede ayet ayet, sure sure nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan ayet ve sureleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy katipleri vardı. Bunlar nazil olan ayetleri ve sureleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen ayet ve surenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy katiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş ayet ve sureleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.
 
Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.
 
Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt halinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.
 
Nihayet Hz. Ebu Bekir'in hilafeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sabit'in başkanlığında vahiy katiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt halinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy katiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sure ve ayetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab haline getirilmiş oldu.
 
Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.
 
Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.
 
Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.
 
Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilahi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebi icaz ve i'cazının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zami titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenab-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lafızve mana bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).
 
Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kıraet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelamı, hükmü kıyamete kadar baki ezeli fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur. (Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97)
Tarih : 13.02.2013 Kaynak : Sorularla İslamiyet
YORUM YAZIN Küfür, hakaret, kişi veya kurumları rencide edici yorumlar onaylanmamaktadır.
KALAN:
Toplam 9 yorum
Ali Er :
Vermiş oldugunuz bilgi için teşekkür ederim
Hasan Kaldı :
Teşekkürler
Eren Dertli :
Teşekkürler
Aleyna Eda :
Teşekkürler
Selma Zehra Kocabaş :
Çoook teşekkür ederim
1 2 
  • İyi ki Telefonu Açmadın!
  • Legoların, Tevhid Çığlıkları!...
  • Zalimler İçin Yaşasın Cehennem
  • Müslümanların Putu
  • Hacı Dede
  • Amazonlardan Pasifike Sırlı Bir Yolculuğum
  • Oy İçin Mes'ul Olma! Müsterih Ol
  • Çanakkale Mirası
  • Mehmed'e Mektub
  • Asıl Nedir? Tahrip Nedir?
  • Dikkat Dikkat
  • Kendi Kalbine Ameliyat Yapan Adam
  • Sosyal Hayatımız Nasıl Düzelecek?
  • İman ve Muhabbet Fedailerinin Gündemle ilgili Rotası
  • Namaz Kılmaman Senin Huzura Kabul Edilmemendir
  • Dosdoğru Ol
  • Bu Zamanda Cihad ve İnternet
  • Böyle dua mı olur?
  • Dindar Bir Gençlik Geliyor!
  • Zamansız Gelen Ölüm

uyandırma