Bir Müslümanın Vefatına Sema Ağlar mı?
A- A A+

Bir Müslümanın Vefatına Sema Ağlar mı?

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)  buyurdular ki: "Bir mü'min için mutlaka (semadan) iki kapı vardır:
 
Birinden ameli yükselir, diğerinden de rızkı iner. Bu mü'min ölünce, her iki kapı da ağlarlar. Şu ayet bu duruma işaret eder: "Ne gök ne yer onların üzerine ağlamadı..." (Duhan 29). [Tirmizi, Tefsir, Duhan, (3252).]
 
Mü'mine has olan sema kapısından biri, hayırlı amellerinin dünyada kaydedilmesinden sonra, semadaki kayıt yerine gitmesine mahsustur. Amel kelimesinin salih diye kayıtlanmamış olmasından, mü'minin bütün amellerinin salih olduğuna bir iş'ar, bir işaret anlaşılmıştır. İkinci kapıdan da hissi ve manevi rızkının yeryüzündeki müstekarına (muhafazaya, bekleme erine) indiği belirtilir.
 
Bu kapılar, mü'minin ölümüyle ağlıyorlar, çünkü kişinin onlar vasıtasıyla mazhar olduğu hayrı kesilmiş olmaktadır. Bu ifade Ehl-i Sünnet inancına muvafıktır. Çünkü, Begavi'nin kaydettiği üzere:
 
Bütün eşya Cenab-ı Hakk'ı bilmekte, O'na tesbihte bulunmakta ve haşyet duymaktadır. Bunu ifade eden ayetler vardır: "O'nu yedi kat sema ve arz ve bunlarda bulunan her şey tesbih eder, hiçbir şey bu tesbihten hariç değildir. Ancak siz onların tesbihini anlayamazsınız." (İsra, 44) gibi...
 
Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın delil olarak zikrettiği ayet görünüşte kafirlerle ilgili, yani kafirlerin ölümüne "arz ve sema ağlamaz" buyurulur. Ancak, muhalif manası düşünülürse, "arz ve semanın mü'mine ağladığı" manası tabii olarak ortaya çıkar. "Buraya çocuklar giremez" cümlesi, "Buraya sadece büyükler girer" cümlesini de ihtiva eder.
 
Bu ayetle ilgili olarak merhum Bediüzzaman şu açıklamayı yapar:
 
"Mefhum-u sarihiyle ferman ediyor ki: "Ehl-i dalaletin ölmesiyle insan ile alakadar olan semavat ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlamıyorlar, yani: Onların ölmesiyle memnun oluyorlar.

"Ve mefhum-u işarisiyle ifade ediyor ki: "Ehl-i hidayetin ölmesiyle semavat ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlıyorlar, firaklarını istemiyorlar." Çünkü: Ehl-i iman ile bütün kainat alakadardır, ondan memnundur. Zira iman ile Halık-ı kainatı bildikleri için, kainatın kıymetini takdir edip, hürmet ve muhabbet ederler. Ehl-i dalalet gibi tahkir ve zımni adavet etmezler.
 
Ey insan, düşün! Sen ala külli hal öleceksin. Eğer nefis ve şeytana tabi isen, senin komşuların, belki akrabaların, senin şerrinden kurtulmak için mesrur olacaklar. Eğer euzu billahi mineşşeytanirracim deyip Kur'an'a ve Habib-i Rahman'a tabi isen o vakit semavat ve arz ve mevcudat, herkesin derecesine nisbeten, senin derecene göre senin firakından müteessir olup manen ağlarlar. Ulvi bir matem ile ve haşmetli bir teşyi ile, kabir kapınızla girdiğin beka aleminde senin derecene nisbeten senin için bir hüsn-i istikbal var olduğuna işaret ederler." (Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar, 13. Lem'a)
 
(Bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)
Kaynak : Sorularla İslamiyet