Said Kılıç
Yılbaşı Kutlamasında Öldürülenler Şehit Olur mu?
Said Kılıç
A- A A+
"Diskoda öldürülenler, ölü mü, şehit mi?" tartışması da çok ilginç. 
 
Maksat hani kim şehittir kim değildir diye hüküm vermek değil tabii. 
 
Ama adama demezler mi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? 
 
Her şeyden önce "Şehitlik" en başta dini bir kavram. Yani ebedi hayata ait bir kavram. 
 
Şehit olabilmek için İslami kaynaklara göre ve tabii ki mantıken de "iman sahibi" olmak gerekiyor. 
 
Sonrasında da yaşantısını ve hayattaki amacını Allah rızası olarak belirlemek. 
 
Bazı kaynaklar sadece Allah yolunda mücadele ederken ölünürse şehit olunabileceğini söylerken bazı kaynaklar da buna ek olarak karın ağrısından, onulmaz hastalıktan, çocuk doğurmaktan kaynaklanan hastalıktan, boğularak ve yanarak ölenlerin de şehit sayılabileceğini söylüyor. 
 
İslami hiç bir kaynakta içki içip, dans ederken, sefahetin dibine vururken ölmenin şehitlik mertebesini kazandıracağı yazmıyor. "Oh olsun, iyi ki öldüler, sonuçta azmışlardı" da denmez ama kimse kusura bakmasın "şehit oldular" da denmez.
 
Şehitlik için niyet, namazdaki niyet gibi değildir!
 
Bediüzzaman, Asar-ı Bediiyye unvanlı eserinde şehitliği şöyle anlatır: 
 
"Şehid velidir. Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur. Belki muzaaf bir farz-ı ayn hükmüne geçmiştir. Hac ve zekat gibi, cihadda da niyetin tasarrufu azdır. Hatta adem-i niyet dahi asıl nokta-i nazarından niyet hükmündedir. Demek zıdd-ı niyet yakinen tebeyyün etmezse, cihad şahadet-i hakikiyeyi intaç eder. Zira vücub tezauf etse taayyün eder. İhtiyarı tazammun eden niyetin tesiri azalır. Şu günahkar millete, birden bire on binler evliya inkişaf ve tezahür etse, az bir mükafat değildir." 
 
Hac ve cihat gibi toplumsal ibadetlerdeki niyet, namazdaki niyet gibi bilinçli ve tayin edilerek yapılması gerekmemektedir. Zira yukarıda sayılan toplumsal ibadetlerde Allah, insanları zorlama yoluyla istihdam eder.
 
Bir şey zorunluluk derecesinde gerekli hale geldiği zaman, insanların niyetlerinin ve iradelerinin önemi kalmaz. İnsanlar mecburen o vacip hale gelmiş vazifeyi eda etmek durumundadırlar. 
 
Osmanlı toplumu da iş başa düşünce yani; cihat zorunlu bir gereklilik haline gelince, niyetsiz bir şekilde cihada katıldılar ve sonuçta şehit ve veli oldular. 
 
Şimdi bizim kalkıp bunlar hakkında mecbur oldukları için cihada gittiler, öyle ise; şehit olmadılar. Velayet makamını kazanmadılar dememiz yanlış olur...
 
Son tahlilde, "Zıdd-ı niyet yakinen tebeyyün etmezse, cihad şahadet-i hakikiyeyi intaç eder." cümlesine göre namazı niyazı olmayan biri şehit olmak niyeti olmadan askere gitse ve askerde iken öldürülse imanının olmadığına dair açık bir belirti yoksa şehittir! 
 
(Mesela sosyal medyadaki paylaşımlarında ateist olduğuna dair bir işaret, İslam, Kuran veya Hz. Muhammed ile dalga geçtiğine dair bir alamet yoksa yani imanı varsa o kişi şahadet şerbetini içmiş sayılır. Ancak şehitlikte de mertebeler olduğu unutulmamalıdır. Takva sahibi biriyle takva sahibi olmayan birinin şehitlik derecesi bir olmaz.)
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>