Nurefşan Karakaş Sağlam
Seçimler Yaklaşıyor(!)
Nurefşan Karakaş Sağlam
A- A A+
Bu yazımda gündeme dair çok çarpıcı açıklamalarda bulunacağım. Az sonra okuduklarınız karşısında dehşete kapılacaksınız! Diliniz tutulacak, gözleriniz yuvalarından fırlayacak!
 
Dedim ya açıklamalarım gündeme dair. Öyle bir gündem ki hiç gündemden düşmüyor. Bütün gündemler zaman aşımına uğrasa bile bu gündem tazeliğini muhafaza ediyor. “Sadede gel” dediğinizi duyar gibiyim. Geldim ve tam da ortasındayım.
 
Seçim yaklaşıyor dostlar!
 
Bunu zaten  biliyor muydunuz? Gerçekten mi? 
 
Ama yapacak  bir şey yok, seçim yaklaşıyor! 
 
Bu seçim öyle bir seçim ki, seçim hakkı tek bir Zatın olacak. Ve milyarlarca insan bu seçmelere katılacak. O zat her insanın yaptığı icraatlara tek tek bakıp karar verecek ve bütün beşerin içerisinden seçecek bir bir cennete layıkları.  
 
Şimdi soruyorum sizlere,  böyle önemli bir gündemi bırakıp, yalancı ve fani seçimler için, dil paralayıp, kalp  parçalamak hiç akıl karı mıdır? Geçici bir hayat için birbirimizi çekiştirmenin, gönülleri yakıp yıkmanın sebeb-i hikmeti nedir Allah aşkına? 
 
Her gün güncel haberleri, seçimle alakalı köşe yazarlarının yazdığı yazıları okuduğumuz kadar, Kur’an-ı Kerim’i açıp okusaydık şimdiye kadar Allame-i Cihan olup çıkmıştık. Saatlerimizi, tartışma programlarını seyretmekle çarçur edeceğimize, televizyon kanallarında yayınlanan oturum programlarının arasında cirit atacağımıza, Allah ve Rasulünün adının anıldığı ilim ve sohbet meclislerinde, ahirete dair meseleleri tefekkür ederek geçirmek, hem ruh sağlığımız hem de gönül sağlığımız için akıllıca bir hareket olacaktır.
 
Bediüzzaman’da “Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarfediyorsun?”  cümlesiyle,  bize asıl vakit harcanılması gereken uhrevi meseleleri bırakıp, nasıl olur da dünyevi meselelere bu kadar vakit harcamamızı sorgulamıyor mu?  Çünkü biz sadece bu dünya için yaratılmamışız. Kulluk vazifesini bihakkın yerine getirip,
Rabb’imizin rızası doğrultusunda yaşayıp, bu dünya zindanlarından cennet bahçelerine ulaşmak için tüm gayretimizle cehdetmeliyiz. 
 
Ey ahali!  Anlayacağınız, bu dünyanın seçimlerinden daha da ehemmiyetli seçimler var. Bu seçimlere hazırlanıyor muyuz? Allah’ın seçilmiş kullarından olmak istemez miyiz? O halde çalışmalara başlayalım!
 
Kendimizi Rabb’imize arz edelim. O’na: “Ya Rabbi! Bu fakir kulun senin rızanı kazanmaya çalışıyor. Sen bu aciz kulunu bu yolda muvaffak eyle ve seçilmiş kullarından olmam için bana hidayetinden lutfeyle” diye niyaz edelim.
 
Şanı yüce Kur’an-ı Kerim’in, -bu aralar kıymetinin idrakine varamamış kıymetsiz dillerde garip kalan-Bakara suresinin nasihatlarına kulak verelim. Bakalım ne diyor Kelamullah:
 
43 - Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
 
44 - İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitabı okuyorsunuz. Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?
 
45 - Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
 
46 - Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.
 
121 - Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkar ederse, işte o inkarcılar hüsran içindedirler.
 
186 - Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler. İla ahir…
 
 İşte bu ayetlerin kadr u kıymetini bilerek Kur’an ahlakıyla ahlaklanıp, iki cihanda da saadete ulaştıracak yolları keşfetmemiz lazım.  Rabb’imizin bizi cennetine seçmesi için çalışalım, çabalayalım. 
 
Bu dünyada cümbür cemaat gıybet edip, birbirimize karşı kin ve nefreti körüklemektense, aramıza nifak ve şikak tohumları serpmektense, omuz omuza verip, camilerde cemaatle saf tutalım. Ne olur, gelin, Efendimizin şu tavsiyelerine kulak verelim: 
 
“Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla din kardeşi ile dargın durması helal olmaz.”Buhari, Edeb, 57, 58.
 
 "Gerçek Müslüman, elinden dilinden Müslümanların emniyet ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir." (Buhari, "İman", 4) 
 
“Mü'minlerin birbirlerini sevmede, merhamette ve şefkatte misali, tıpkı bir vücut gibidir. Vücuttan bir organ rahatsız olduğunda, vücudun diğer organları da, uykusuzluk ve ateşle ona katılır." (Buhari, "Edeb", 27; Müslim, "Birr", 66). 
 
 "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır konuşsun ya da sussun." (Tirmizi, "Kıyamet", 51) 
 
Yol belli, yordam belli. Müslüman şahsiyetinin nasıl olması gerektiği belli. Biz böyle olabilirsek seçimi kazanabiliriz.
Yoksa hüsrana uğrayanlardan oluruz. Eğer böyle bir akibet istemiyorsak Yunus Emre’nin öğüdüne  kulak verelim:
 
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim, sevilelim
Dünya kimseye kalmaz… 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>