Üstadın Gözyaşları; Beni Akrabalarıma Hasret Bıraktılar
A- A A+

Üstadın Gözyaşları; Beni Akrabalarıma Hasret Bıraktılar

Bugünler;o takatı aşan çillelere ulul-azmane sabır,temkin,dua ve Kur'an'i irşadın getirdiği saadet-i acile (peşin saadet)olup devamı saadet-i ebediye'dir.Gözleri yaşarmadan okuyabilen kaç kişi çıkacak...
 
BEDİÜZZAMAN YEĞENİNE GÖZYAŞLARIYLA SARILARAK ŞÖYLE DEMİŞTİ; "BENİ AKRABALARIMA HASRET BIRAKTILAR..."
 
Merhum Suad Ünlükul, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin erkek kardeşi Abdülmecid Ünlükul Abimizin oğludur. 1929 Osmaniye doğumludur. Bu memleket insanına polis olarak hizmet vermiştir. Milyonların Üstad dediğine “amca” demiştir suad abimiz...
 
Suad Ünlükul, amcası Bediüzzaman Hazretlerini hayatı boyunca sadece bir kere görebilmiş ve konuşabilmiştir. Bunun sebebi, şiddetli tarassud altında tutulan Said Nursi hazretlerinin değil akrabalarıyla, sokaktaki insanlarla bile görüşüp, konuşmasına izin verilmemesiydi. Eşi benzeri görülmemiş bir zulüm yapıyorlardı...
 
Suad Abinin bu hüzünlü hatırasını ve eve döndüğünde evde yaşanan heyecan ve gözyaşlarını evin içinden, evin hanımı Suad ağabeyimizin muhterem eşi Şükran Ablamızdan dinleyelim;
 
Sene 1959. Üstad’ın, ismini “Seyda” koymamızı söylediği oğlumuz yeni doğmuştu. Kırıkkale’de bulunan bir akrabamızın yanına saatlerce tren yolculuğu yaptıktan sonra bin bir meşakkatle gelmiştik. Eşim Suad Bey polis amirlik sınavına girmek istiyordu. O dönemdeki şartlar malum, hem maddi hem manevi baskı altındaydık. Bu arada eşimin tayini Konya’ya çıktı...
 
Eşim Suad Ünlükul, kayınpederime (Abdülmecid Ünlükul) ısrarla amcası Bediüzzaman’a gitmek isteğini söylüyordu. Aldığı cevap ise hep aynıydı: “Bak oğlum, görüşmeye gidersen seni memuriyetten alırlar. Biliyorsun Seyda’nın akrabalarına memuriyet yasağı koydular. Beni bile memuriyetten aldılar. Bir de sen amir olmak istiyorsun. Bırak sen amir olmayı, memuriyetini bile yakarlar...
 
Buna rağmen Eşim Suad Bey, şefkat abidesi babasına hissettirmeden Konya’dan Emirdağ’a gitti...
 
Emirdağ meydanında isimlerini şu an hatırlayamadığım Üstad’ın hizmetinde olan iki kişi Suad Beyi karşılıyorlar; “Suad Bey hoş geldiniz, Üstad sizi bekliyor” diyorlar. Eşim şaşırıyor, “Ama amcam benim geleceğimi bilmiyordu, nasıl olur?” diyor. “Üstadımız seni almak için bizi yolladı" diyorlar. Bu sözler kendisini daha da şaşırtarak heyecanla yola koyuluyorlar. Üstad’ın kaldığı eve geldiklerinde heyecanı doruk noktasına erişen eşim Suad Bey bunları bana anlatırken bile sanki o anı yaşıyordu...
 
Eşim o andaki gibi eli ayağı titreyerek gözlerinden süzülen yaşlarla anlatmaya devam etti:
 
Elim ayağım titriyordu, amcamı görecektim. Bütün zorluklara rağmen amcamın kapısındaydım. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Bir anda gördüğüm manzara beni çok etkilemişti...
 
Orta büyüklükte bir oda, yerde ince bir kilim, ayaklarınızı bile uzatamayacağınız kadar küçük boyda bir yatak ve onun üzerinde oturan AMCAM BEDİÜZZAMAN...
 
Beni görür görmez ‘Suad’ım!’ diye daha elini öpmeme fırsat vermeden boynuma sarıldı ve başladı ağlamaya. ‘Beni akrabalarıma hasret bıraktılar’ dedi ve çok ama çok ağladı. İçimizdeki o hasretle birbirimize sarılıyor ve beraber ağlıyorduk. O anda içimizde kopan fırtınaları anlatmak o kadar zor ki..!
 
Tekrar tekrar birbirimize sarıldık. Sonra ‘Amca sana bir şey soracağım’ dedim. ‘Sor Suad’ım’ dedi. ‘Ben amir olmak istiyorum ne dersiniz?’ ‘İçimizden bir polis olsun tabi. Amir de olacaksın. Ama ilk seferinde değil, daha sonra olacaksın. Gelgelelim iki sefer hapisliğin de olacak’ dedi.”
 
Seyda’nın yanından ayrılma vakti gelmişti. Seyda benim zorluklarımı biliyor gibiydi. ‘Suad’ım senin tayının çok az’ dedi ve cebinden kesesini çıkardı dört tane sarı yirmi beş kuruş saydı, ‘Suad bu senin harçlığın, tayının’ dedi. Dört adet yirmi beş kuruşu bana verdi. Sonra ‘Suad’ım sen burada fazla kalma, buraya gelirler seni de yakalarlar, ekmeğinden olma. Hemen seni götürsünler, otobüse bindirsinler. Abdülmecid'e de selam söyle. Öp benim yerime, onu çok özledim’ dedi. Bir daha görüp göremeyeceğimi bilemediğim amcamın yanından onu görmenin sevinciyle ve ayrılığın verdiği hüzünle ayrılıp işte Konya’ya geldim...
Kaynak : Risale Ajans