Sav Köyü’nden Nur Postacısı Şükrü Efendi
A- A A+

Sav Köyü’nden Nur Postacısı Şükrü Efendi

Kendini bu iman hizmetine adamış bir Nur kahramanı!
 
Daha sonraki yıllarda posta hizmetini devam ettiren kahramanlardan biride Sav Köyü’nden Posta Şükrü idi.
Dış görünüşü ve kıyafeti itibariyle adeta bir dilenciyi andıran Şükrü Efendi, bu görünüşü ile polislerin dikkatini çekmeden uzun yıllar Risale-i Nur postacılığı hizmetine devam etmiştir. Vazifesi, Hüsrev Efendi ile Sav Köyü’nde, teksir makinesi başında çalışan Nur Talebeleri arasındaki irtibatı sağlamaktı.
 
Onu uzaktan görenler aklı başında olmayan bir deli zannederdi; fakat o, ne yaptığını gayet iyi bilen ve kendini bu iman hizmetine adamış bir Nur kahramanı idi.
 
Hüsrev Efendi, teksir edilecek Risale ve mektubları teksir işinde kullanılan mumlu kağıtlara yazarak hazırlar ve Şükrü Efendi vasıtasıyla Sav’a gönderirdi. Fakat bu o kadar da kolay bir iş değildi.Çünkü Hüsrev Efendi’nin kapısı sürekli
polis tarafından gözetlenirdi.
 
Buna rağmen Şükrü Efendi, ayağında çarık, sırtında yamalı bir torbayla adeta bir dilenci gibi kapıya vurup Hüsrev Efendi’ye “Fakire verecek bir şeyiniz var mı?” diye sorardı.
 
Hüsrev Efendi de, “Torbanı ver de koyuvereyim” diyerek içeri aldığı torbanın altına mumlu kağıtları koyar, üzerine de yiyecek bir şeyler yerleştirirdi.Şükrü Efendi de:“Allah kabul etsin” der, Risaleleri alıp Sav’a dönerdi.

Aynı şekilde, akşamları Sav’daki teksir makinesinin çalıştığı eve gelir, çıkarılan
Risaleleri sandıkların içine yerleştirir, üzerine elma, ayva gibi köyde yetişen meyvelerden doldurarak eşek sırtında, kar kış demeden Isparta’ya Hüsrev Efendi’ye götürürdü.
 
Yeni çıkan eserleri neşredilmek üzere Hüsrev Efendi’ye bıraktıktan sonra,Sav’a dönmeden kağıt ve mürekkep satın alır, sandıklara yükler ve öyle dönerdi.İşte bu şekilde, pek çok sıkıntı ve meşakkatler altında ve bütün engelleri aşarak Risale-i Nurlar bir yandan kahraman talebelerin elleriyle yazılırken, bir yandan da yazısı olmayan ümmi talebelerin postacılığı vasıtasıyla mühim hizmet merkezlerine ulaştırılıyor ve bütün vatan sathı adeta bir mekteb, bir medrese hükmüne
geçiyordu.
 
O mübarek Kur’an iman hizmetkarlarının bu üstün fedakarlıkları ve cihad-ı manevi azmi ve şuuru içinde gerçekleştirdikleri hizmetlerle dinsizlik cereyanı onca imkanlarına rağmen bu mübarek İslam topraklarında Allah’ın lütfu ile galib gelememiştir.
 
Bütün dünyevi güç ve imkanlar onların elinde olmasına rağmen, zahiren aciz, fakir, garib bu insanların kuvvetli iman, ihlas ve gayretleri sayesinde, Bediüzzaman’ın tabiriyle Risale-i Nur bu memlekette dinsizliğin belini kırmıştır.
 
Allah hizmeti geçenlerin cümlesinden razı olsun.

Kaynak : Risale Ajans